Bir zamanlar umut vaat eden bir tıp öğrencisi olan Cassie, kendini arkadaşı Nina’nın ölümünün ardından intikam almaya adamış genç bir kadın. Emerald Fennell yapımı Promising Young Woman ise Cassie’nin geçmişe saplantılı hayatı üzerinden neredeyse tüm kadınların izlerken kendi deneyimlerinden izler bulabileceği bir kara komedi sunuyor. 

Daha önce hiç istemediğiniz bir ortamda, onay vermediğiniz bir durumun içinde bulundunuz mu? Yardımsever ve ilgili davranışların altında yatan kötü niyetleri hissedebilmek, güçsüz konuma düştüğün fark edildiği anda bir hedef haline getirilmek ya da dile getirilen istek ve düşüncelerin göz ardı edilerek bastırılmaya çalışılması bir kadın olarak maalesef çoğumuzun deneyimlediği durumlar. Peki bunu bir nevi sosyal deney olarak kullanarak bu deneyimin ne kadar ileri gidebileceğini hiç merak ettiniz mi? İzlemesi her ne kadar rahatsızlık verici olsa da Promising Young Woman bu gerçeklik payını içten içe tahmin edebildiğimiz kurguyu gözler önüne seriyor.

En yakın arkadaşı Nina’nın üniversite yıllarında uğradığı taciz, sonrasında da şaibeli ölümü ile hayatını bir nevi arkadaşının intikamını almaya adayan Cassie; düzenli olarak geceleri “avlanıyor”. Bir barda, kulüpte ya da restoranda sarhoş ve kendinden geçmiş bir kadın rolünü oynarken gördüğümüz Cassie; güçsüz, yardıma muhtaç ama aynı zamanda cazibeli havasını koruyor. Bu zor durumdaki kadına el uzatan ekstra yardımsever adamlar ise bir şekilde hep doğru zamanda ve doğru yerde olmayı başarıyor. Önce aşırı nazik davranışlar yerini ısrara ve bir takım rahatsız edici tavırlara bırakınca, o zaman durumun korkunç yönünü algılıyoruz. Cassie ise sarhoş rolünü en son ana kadar devam ettirerek bu adamları gafil avlamayı düzenli bir alışkanlık getirmiş. Bu alışkanlığı Nina için hissettiği vicdan azabını bir nebze hafifletse de kendi hayatını yaşamasının önündeki en büyük engel. 

Filmi izlerken Cassie’nin sayısız erkekle yüzleşmesinin dışında, Nina’nın ölümünde etkisi olan herkesi teker teker cezalandırdığını da görüyoruz. Bu süreci takip ederken oldukça gerilsek de Cassie’nin saplantılı davranışları mı yoksa günümüzde ne yazık ki oldukça sık karşılaştığımız bu tip taciz vakalarında bir şekilde figüran olmuş insanların kayıtsız tepkileri mi içimizi daha çok sıkıyor emin değiliz. Cassie’nin büyük intikamıyla biten final sahnesi ise kendini her halükarda haklı çıkarmaya alışmış toksik maskülen bireylerin sergilediği özgüvenli tavırları ile izleyenleri bir kez daha ümitsizliğe sürüklüyor. Filmi izlerken her daim yalnız olacağımızı ve tek kurtarıcımızın kendimiz olduğunu hissetsek de Cassie gibi arkadaşların varlığı en karanlık zamanlarımızda bile bizimle yolun sonuna gitmeye hazır olan kişilerin olduğunu gösteriyor. Bu gerçek anlamda yolun sonu anlamına gelse de…

Bu sürükleyici ve yer yer rahatsız edici yapımda Carey Mulligan’ın nasıl umut vaat eden genç bir kadından hedefine ulaşmak için her şeyini feda edecek tehlikeli bir intikam perisine dönüştüğünü merak ediyorsanız sizi öncelikle hazırladığımız playlisti dinlemeye davet ediyoruz.