Bazılarımız (çoğumuz), bırakın senelerdir klasikleşmiş Kodak Theatre’da 88. gerçekleşecek Oscar Ödülleri’nde bir koltukta oturabilmek, sosyetenin deyişiyle “Akademi Ödülleri” seremonisinde ünlüleri izlemek için kırmızı halının kenarında bile bulunamayacağız. Onun yerine, gerçeğe kıyasla, yıldızları küçücük bir ekranın önünde, sanki sıradan insanlarla sıradan bir ortamda takılırken izliyor olacağız.

Meryl Streep’in yanağına bir öpücük konduramayacağımız gerçeğini örtbas etmek için, bu büyük gece için çok iyi işleyecek alternatif bir plan geliştirdik. Mütevazi bir davet; ucuz şampanya, içine tercih ettiğiniz her şeyi doldurabileceğiniz geniş shot bardakları, aday olanların listesinin çıktıları, şık bir kıyafet kodu ve yakın çevremizden davetliler – Oscar için davetli listesini hazırlayan kişinin sayısız ünlüyü bu limitli organizasyona çağırmasını çok kişiliksiz buluyoruz açıkcası (Çağırabileceğimiz çok kişinin olmamasını sarkastik şakalarla belirtelim) – Plan şu;

  • Kural #1 – Gecenin tüm adaylarının çıktısını alın. Önemsiz davetlileriniz geldikçe hepsine birer kalemle bir kopya verin, ve kazanacaklarını düşündükleri isimleri seçmelerini isteyin, bu arada siz kırmızı halıdan geçen haute couture elbiseleri izleyebilirsiniz.
  • Kural #2 – Kamera önünde olması en olası aktörü seçin. Jack Nicholson, George Clooney ve Leo DiCaprio’yu öneriyoruz. (Elbet sadece yakışıklı oldukları için değil; o kadar da genç kız yaşımızda değiliz, Kural #3’te açıklayacağız nedenini.)
  • Kural #3 – Ve bu en önemli kural. Oscar Ödülleri başladığı andan itibaren aşağıdaki şıklar gercekleştiği her anda bir shot icin;
  • Kural #2 için seçtiğiniz aktörlerden biri kamerada belirince (ne kadar ünlülerse o kadar kamera önündeler demektir)
    Birisi kabul konuşmasında çocuğuna uyku vaktinin geldiğini söyleyince
    Orkestra kazananın konuşma sırasında müzik çalmaya başlayıp o kişinin lafını kesince.
  • Kural #4 – Aday listesinde en çok doğru yanıtı olan kişi … bu kuralı size bırakıyoruz, kendiniz cümleyi tamamlayabilirsiniz.

Peki şimdi söyleyin, hangi seyir kulağa daha heyecanlı geliyor, hm?