“Hayatın bir noktasında, kim olduğumuzu yaşadığımız an belirler” fikriyle bakıyor Kari Faux hayata. Little Rock, Arkansas’ta büyüyen Faux, kısa süre önce çıkardığı ilk albümü “Lost en Los Angeles”ta Little Rock’tan sonraki hayatını, lise sonrası kaygılarını ve Los Angeles’ta hissettiği yabancılığı anlatıyor. Albüm, “Şu an burada olmamam gerekiyor, ama buradayım.” sözleri ile başlıyor. Caz, 70’ler funk ve saykedelik müzik sentezi anı yavaşça yaşatıp, hatırda bırakıyor. Müzik bu, bu şekilde olması gerekiyor. Bu da Faux ve onun da burada olması gerekiyor.

Çıkış albümün “Lost en Los Angeles” kendini “Yeterince iyi miyim?” ya da “Kendimi gerçekten seviyor muyum?” gibi sorgulamalar üzerine. Peki sence yeterince iyi misin? Kendini hala bir yerlere ait hissetmiyor musun?

Yeterince iyiyim, hatta yeterince iyiden de iyi hissediyorum. Zaman geçtikçe kendimi hiç de ait değilmiş gibi hissetmemeye başladım.

Lakabın “Rap Game Daria”, 90’lardaki Daria dizisinden aldığın bir isim. Müzik piyasasına ve başarıya olan pesimist bakışın yüzünden olduğunu söylüyorsun. Müzik piyasasına gelince bir sanatçı olarak seni en çok rahatsız eden nedir?

Beklentiler.

Hala zaman zaman kendini Los Angeles’ta kayıp hissediyor musun?

O dönemi atlattım.

Malik Flint (Black Party) ile nasıl tanıştınız? Albümdeki enstrümanların çoğunu Malik çalıyor; onun hayatının ve bireysel keşfinin büyük bir parçası olduğunu hissediyor musun? Anladığım kadarıyla birlikte birçok iş yapıyorsunuz ve kendisinden bir hayli tavsiye almışlığın var…

Malik’i bir süredir tanıyorum; lise yıllarımda ortak arkadaşlarımız aracılığıyla tanışmıştık. Hayatımın hep önemli bir parçası olmuştur ve hala da öyle. Birbirimizden çok şey öğrendiğimiz, karşılıklı saygıya dayanan bir ilişkimiz var.

Albümün; caz, 70’ler funk ve saykodelik müzik harmanlamasından oluşuyor. Los Angeles’a ilk geldiğinde aklındaki albüm fikri bu muydu? Bu sesler nasıl ortaya çıktı?

Hep bu tarz müzik yapmak istemiştim, o yüzden çok uzun süre önce öngördüğüm bir şeydi bu. Sadece hiçbir zaman yeterli kaynağımız ya da istediğimizi üretebileceğimiz serbest bir alanımız yoktu.

Sence karakterin ve müziğin, geçmişinin; güneyde geçen çocukluğun, büyükbabanın şehirdeki en büyük zenci kilisenin papazı olması ve inanç kültürün gibi kısımlarından etkilendi mi? Ya da şu an bu dindar yapıdan uzağa gitmeye karar vermiş olsan da her zaman seninle olacak mı dersin? Albümündeki bu “lanetlenmiş” tavrının bir kaynağı olmalı?

Hepimiz öleceğiz, bu kötü bir şey değil. İnanç beni hiçbir zaman incitmedi, sadece hayata dair kişisel bakış açım böyle. Buna hayatın gerçek bir parçası olarak bakıyorum, neden saklanayım ki? Beni bu sonuca ulaştıran kendi farkındalık halim, ama tabii ki derslerin çoğunu hayat veriyor.

Little Rock’ta büyürken ne tür müzik dinliyordun?

Outkast, UGK, Britney Spears, Soulja Boy, Gucci Mane ve Michael Jackson.