Karantina dönemi bireysel bir yüzleşmeyi de beraberinde getiriyor. İnsan kendisi ile bu denli baş başa kaldığında, bir ayna tutabiliyor; tüm doğrularına, yanlışlarına ve keşkelerine… Damla Sönmez de bu dönemi kendini tanımaya, uzak durduğu duygularla barışmaya ve zamanını yönetmeyi öğrenmeye adıyor. Hepimiz gibi o da yalnızlığını teknoloji ile paylaşıyor.

Sosyal izolasyon günleri nasıl geçiyor? 

Dalgalı… Biraz felsefeye daldım ben. Bu karantina başlamadan önce merak saldığım bir alandı. Şimdi Miletos’tan, modern çağ filozoflarına ne bulabilirsem izleyip okuyorum. Daha çok izliyorum. Dilara Çolak var Youtube’da, kanalının adı Dilozof, ondan dinliyorum daha çok. Okumaya gelince; günümüz düşünürlerinin bu konuda neler dediklerini okumaya çalışıyorum. Okuyorum diyorsam, sadece makale. Bu süreç başladığından beri değişik kitaplarla evin içinde gezip durdum. Çok orijinal olmayacak ama – duyduğum kadarıyla Avrupa’da baskısı tükenmiş- kafamı verip okuyabildiğim, bana iyi gelen tek kitap Albert Camus; Veba. Galiba hem daha önce buna benzer yaşanmış bitmiş bir süreci anlattığı için, hem de tam olarak sürecin yaşandığı dönemden çıkarımlarını bize sunduğu için iyi geliyor bana Camus. İlk günlere göre biraz daha kabulleniş içindeyim. Alınacak önlemleri, haberleri takip ediyorum. Zihnimi, ruhumu dinç tutmaya çalışıyorum.

Daha önce izlediğin pandemi hikayeleri var mıydı? Ya da sen de birçoğumuz gibi bu olayı duyunca bu tarz içeriklere sardın mı?

Benim genel olarak gerilim-korku janrına karşı bir ön yargım vardı. Ama listemde var bir sürü pandemi ile alakalı film. Bu süreci biraz da daha önce uzak durmaya çalıştığım, kendimi bilerek içine sokmadığım duygulara alışarak geçirmeyi planlıyorum. Çünkü belli ki dünya, siz kendinizi hangi duygudan uzak tutmaya çalışırsanız çalışın, asla içinde olmak istemediğiniz, olup olabileceğinizi hayal bile etmeyeceğiniz durumların içine itip, al bir de bu duygunun üstesinden gel diyebiliyor insana…

Güne nasıl başlıyorsun?

Geç uyanıyorum. Bu düzenlemeye çalıştığım bir konu. Ama geç de uyuyorum. Yazarak geçiyor gecelerim. Yavaş yavaş bedensel aktiviteler yapmaya başladım. Esniyorum, duruyorum. Meditasyon öğrenmeye-pratik etmeye başladım. Uzun zamandır denemek istiyorum deyip, asla zaman ayırmadığım bir şeydi. Güne “durarak” başlıyorum.

Rutinini koruyabildin mi?

Belli bir rutinim yokmuş aslında bunu fark ediyorum. Zamanla ilgili çok şey öğreniyorum bu süreçte. Evet işimiz sebebiyle bizim programlarımız zaten çok düzensiz ama “zamanım yok” dediğimiz çoğu şey biz yaratmadığımız için bunu fark etmeye başladım. Şu anda da bir sürü bahane bulabilirim yapamadığım bir sürü şey için….

Zamanının büyük bir çoğunluğu nasıl geçiyor?

Çalışma masamda… Yazmaya, okumaya ya da izlemeye çalışarak. Evet çalışarak. Yapabildiğimi kendimde kabul sayarak.  Çok isterdim sana şöyle kendimi geliştiriyorum, şunu öğreniyorum, bunu kendime ekliyorum demeyi… Nasılsın diyenlere “İyi ya da kötü değil normal…” diyorum. Görüntülü konuşmalar yapıyoruz, ikili ya da daha çok kişi. Kendini yalnız hissetmemek de çok önemli.

Sosyal izolasyon sürecinde evden hiç çıktın mı?

Ailemin ihtiyaçlarını karşılamaya, alışverişlerini yapmaya çıkıyoruz 4-5 günde bir. Maske ve eldiven takarak, dışardaki insanlarla ve ailemle de sosyal mesafeyi koruyarak.

Market alışverişini nasıl yapıyorsun?

Yakınlarda küçük bir marketimiz var. Oraya gidiyoruz. Süper marketlerden uzak duruyoruz. Sanal marketten sipariş vermeyi de düşündük ama ihtiyaçlarını karşılamak için kimsesi olmayan insanlar yararlanabilsin oralardan diye meşgul etmedik. Çok yoğunluk var. Ayrıca o depolarda çalışan insanları da düşünmek lazım.

Herkes bu süreçte kendisini mutfağa attı, senin mutfak deneyimin nasıl?

Bizde yemekleri daha çok Ushan yapıyor. Ben de ona yardım ediyorum. Seviyorum aslında mutfakta zaman geçirmeyi ama birlikte yaşamaya başladığımızdan beri yemekler genelde Ushan’da. O daha çok seviyor.

Peki ya evde aktif olmak, spor alışkanlığın var mıdır? Hareketsiz kalmamak için ürettiğin çözümleri paylaşır mısın?

Yoga yapıyorum, esneme hareketleri yapıyorum. Dans etmek insanın hem ruhuna hem bedenine çok iyi geliyor.

Bu süreçte başladığın bitirdiğin diziler var mı? Binge watching için daha doğru bir zaman olamaz sanırım.

Marvelous Mrs Maisel’ı bitirmek üzereyiz. State of Union çok iyi bir dizi. Watchmen izlemeye başladık.

Bu süreci atlattıktan sonraki dönemde kişisel rutininde nelerin değişeceğini ön görüyorsun?

Zamanı daha iyi yönetmeyi öğrenmiş olarak çıkmak istiyorum bu dönemden.

Instagram, Youtube, Twitter, Tiktok gibi sosyal ağların hayatımızın merkezinde olduğu bir dönemdeyiz, senin sosyal medya ile ilişkin nasıl?

Twitter haber alma alanımız. Youtube’da bilgi edinmek istediğimiz birçok farklı alanla ilgili birçok kanal, bilirkişi bulabiliyoruz.  Instagram ise herkesin hayatını göstermek istediği kadar, göstermek istediği gibi ortaya koyduğu bir alan. Ne çok yakın ne çok uzaktı ilişkim. Aynı şekilde devam ediyor.

Teknolojinin hayatındaki rolü ne kadar değişti?

Görüntülü konuşma meselesine çok alışkın değildim. Şimdi çok uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımla bile görüntülü konuşma platformlarından iletişimde kalabiliyorum. Bu dönemin teknolojiyle ilgili bana kattığı en büyük şey bu galiba. Bir de iyi ki teknoloji var. Evet kötü yanlarıyla birlikte de gelebiliyor, inanılmaz bir bilgi kirliliği de var mesela ama teknoloji olmasaydı bu dönemi çok daha yalnız atlatırdık.

Kısa kısa

Bir kitap?

Albert Camus, Veba

Bir film?

Sorrentino, Youth

Bir şarkı?

Class of 99, Sun Screen

Kolonya mı dezenfektan mı?

Dezenfektan

Facetime mı Houseparty mi?

Houseparty

Tiktok mu Instagram mı?

Instagram

Röportaj Duygu Bengi
Fotoğraflar Burcu Karademir