HELLO, My Name Is, İngiliz fotoğrafçı Nadia Lee Cohen’in filmlerinden ve fotoğraflarından gelen öğelerin, uzayda yaşayan üç boyutlu nesneler haline geldiği sürükleyici bir dünya yaratmak için tasarlandı. Sanatçının Amerika’daki ilk büyük solo sergisi Jeffrey Deitch, Los Angeles’ta yerini aldı.

Galeri, daha önce sanatçı tarafından sunulmamış video çalışmalarını içeren sürükleyici bir enstalasyona ek olarak, Cohen’in Women ve HELLO, My Name Is’in monografisinden fotoğraf eserlerinin tematik bir vitrinini sunacak.

Cohen’in ikinci monografisi olan “HELLO, My Name Is”, kendi portrelerini sergilediği bir koleksiyon olarak düşünülebilir. Farklı cinsiyetlerde ve yaşlarda tasvir edilmiş olsalar da, aslında her biri sanatçının tasarladığı kendi portreleri. Bu farklılığı yaratmak adına Cohen, farklı peruk ve protezler kullanarak bazı portreleri oluşum sürecine alıyor. Cohen’in dünyasını dolduran kurgusal karakterler olarak tasvir edilen bu portreler, sosyal medyanın filtrelerine ve Photoshop uygulamalarına keskin bir tezat oluşturuyor. Sanatçı, kalp kırıklığını anlattığındaki renklendirmeleri ve bazı portreleri çift çeneli olarak tasvir etmesiyle bizleri bilinenin rahatlığından uzaklaştırıyor ve keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

Pee Wee Herman lakabıyla da bilinen Paul Reubens, Cohen için “Bunu ironi ile söylüyorum: yaptığı işte bir saplantıdan daha fazlası var.” diyor. “Bu portrelerin her birine baktığımda, onu bu karakterlere neyin çektiğini bilmek istiyorum. Sen ve ben bu insanlara çok şey okuyabiliriz, ama sanatçı onlar hakkında gizli tuttuğu ne biliyor? Bize gösterdiklerinin yanı sıra, söylemediğini daha ne kadar biliyor? Neyi dağıtmıyor?” Reubens’in sorusunun cevabını, galerinin ardındaki karanlık tiyatroda bulmak mümkün. Bu tiyatrodaki konuklar, her karakterin içindeki hikayeyi paylaşıyorlar ve bir nebze de olsa portrelerdeki perdeyi aralamamıza yardımcı oluyorlar. Ayrıca sergi alanında konumlandırılan monitörlerde de Cohen’in daha önce hiç sergilenmemiş görüntülerini görmek mümkün.

Eserlerinde güç ve kırılganlık arasındaki paradoksal çatışmadan esinlenen sanatçı, gerçeküstü rüya manzaralarından ilham alarak portrelerine hayat veriyor. Aynı zamanda yönetmenlik yapan Cohen, fotoğrafları ve filmlerinde doygunluğu ve kadın formunun düalitesini yansıtmayı hedefliyor. Balenciaga, Gucci, MAC Cosmetics, Miu Miu gibi dev markaların yanı sıra Tyler The Creator, ASAP Rocky, Kali Uchis gibi isimlerle de çalışıyor ve  “Women” isimli sergisinin hemen ardından gelen HELLO, My Name Is ile bambaşka dünyaların kapısını aralıyor.