Enteresandır ki dergi dünyası, uzaktan izleyip yakın arkadaş olmak isteyeceğiniz herkesle iletişimde olma fırsatı tanıyor size. Bu noktada sizi Hanneli Mustaparta ile tanıştıralım. Sadece herkesin takip ettiği bir karakter olduğu için değil, sokakta moda dünyasının baş yapıtlarını fotoğraflamak için dolanırken, ironik olarak onun da resmini çekmek için arkasından dolananlar olduğundan…

Sizi fotoğraf çekmeye sevk eden nedir?

Hanneli Mustaparta: Gözümün neyin yakalayacağını hiçbir zaman bilmiyorum. Genelde olay birinin kendisi için giyinmiş olmasından ibaret. Bu vintage veya tasarım kıyafetlerin eşsiz kombinasyonu da olabilir – pahalı veya ucuz – o kişi için özgün olduğu sürece pek de önemi yok. Kişinin giydiği kıyafet kendinin önüne geçmediği sürece gözümü yakalıyor.

Fotoğraf çekmek modaya olan ilginizi etkiledi mi?

Hanneli Mustaparta: Her zaman giysilere, görsellere, hayallere ve fantazilere ilgim oldu. Moda sevdiğim ve iyi olduğum şeyi yapmamı sağladı.

Kameranın önünden arkasına geçmenizde neyin etkisi oldu?

Hanneli Mustaparta: Bir model olarak öğrenilebilecek şeyleri öğrendiğimi hissettim. Yaptığım şeyden heyecan duymalıydım, ve birden oto-pilota bağlamış olduğumu fark ettim. Bu bana yetti. Hayatı yaşarken hep kendimi ve kapasitemi genişletmek, daha iyi bir insan olmayı öğrenmek, bana heyecan veren şeylerin içine atlamak ve – ne kadar korkutucu olursa olsun – doğal hissetmek istedim. Ancak o zaman yeni kapılar açılıyor ve ben kendi yolculuğumu yaratırken yeni adımlar atabiliyorum.

Yazarlar nasıl tıkanıklığı aşmaya çalışıyorsa, modacıların da giyecek kıyafet bulamamaya bir çözüm bulmaları gerekiyor. Senin yöntemin ne?

Hanneli Mustaparta: Yapılması gereken başkalarının seni nasıl algıladığından endişe duymamak. Bazı şeyleri tekrar tekrar giymekten gurur duyun çünkü bu stili ve ileriye yönelik alışveriş yapabilme kapasitesini ortaya koyar. Her zaman bir çözüm vardır. Dolabı karıştırıp içinden bir şey çekerek ona yeni gözlerle bakmak lazım. Bir dolapta biriktirilen her şey birinin kişisel seçimleridir ve orada olmalarının bir sebebi vardır. Eğer bu da işe yaramazsa, yeni bir şey alın – çok da delirmeden. Tabi bu dolabınızı ve zaten sahip olduğunuz olasılıkları yeniden düşünmeye sizi yönlendirecek bir şey olmalı.

Moda dünyasına giriş yaptığından beri şimdiye kadar neler değişti?

Hanneli Mustaparta: Çok fazla şey değişti. Başladığım zaman, çoğu editör online etkilerden rahatsızdı. Anna Wintour, 2009 yılının Mart ayındaki Power sayısı için bir kaçımızda bir seçki çekmeye karar verdiğinde, bu anlayışı ikonik bir biçimde değiştirdi. Çok etkili oldu. Eğer çok çalışırsak, özümüzü ve onunla nereye gitmek istediğimizi ortaya koyarsak bir gün ciddiye alınacağımızı hep biliyordum. O, bunu öngördü ve gerçekten endüstrinin bize karşı olan tutumunu değiştirdi.

Değişim her yerde heyecan verici ve kabul edilebilir olmalı. Ona karşı koyamazsınız, ancak kendi bakış açınızla uyum sağlayıp farklı bir gözle olayı izlerseniz mutlu olursunuz.

En akılda kalan moda anın hangisi?

Hanneli Mustaparta: Bir sürü var! İnanılmaz şanslı hissediyorum. Daha yeni blog yazmaya başladığımda Carine Roitfeld ve Emmanuelle Alt’ın bana gelip giysilerimi ve aksesuarlarımı ne kadar sevdiklerini söylemelerine gerçekten bayılmıştım. Paris’teki ilk moda haftamdı. Bu çok heyecan vericiydi ve bana kabul edildiğimi ve doğru yolda olduğumu hissettirdi.

“Değişim her yerde heyecan verici ve kabul edilebilir olmalı. Ona karşı koyamazsınız, ancak kendi bakış açınızla uyum sağlayıp farklı bir gözle olayı izlerseniz mutlu olursunuz.”

Bir model / fotoğrafçı / editör / stilist / sanat direktörü / danışmansın… Bir sürü kimliğin var. Seni en çok besleyen hangisi?

Hanneli Mustaparta: Bütün bu kimlikler vizyoner olma hayalime dahil olan şeyler, en iyi yaptığım da bu. Kimsenin düşünmediği küçük detaylara bayılıyorum. Benim için önemli olan şeyler üzerine çok kafa yoruyorum. Hangi projede çalışırsam çalışayım, tamamen içine girip konu ile ilgili kendimi çok yoruyorum çünkü yaratıcı olmayı ve hayallerimi başarabilmeyi seviyorum.

Annenin dolabı senin bugün giyinme biçimini ve görünüşünü nasıl etkiledi?

Hanneli Mustaparta: Hiçbir moda dergisi görmeden büyüdüm. Annem zarif ve tarz sahibidir, ama modayı hiç umursamadı. Norveç’in doğu kıyısındaki küçük kasabada büyürken kendi giysilerini dikermiş. Orada pek fazla bir şey yokmuş. Bazı parçaları saklamış, ben de 16 yaşında ve sonrasında kendi tarzım içinde bunları kullanmaktan hoşlanıyordum. Çocukken, büyük ablam okula gidince gizlice odasına girerdim ve Londra’ya okul gezileri düzenlediklerinde aldığı şeyleri ödünç alırdım. Ve sonra o eve gelmeden geri koyardım.

Şimdi nerede yaşıyorsun?

Hanneli Mustaparta: New York’ta yaşıyorum, 12 yıldır buradayım. Çok seyahat ediyorum, bu yüzden Avrupa’da projelerim olduğu zaman Oslo’da gidebileceğim bir yer olduğu için de mutluyum.

Ve New York’ta gittiğin mekanlar…

Brunch için? Avrupa’dan gelip jet-lag olduğumda ve erken uyandığımda, her zaman açıldığı anda Clinton St. Bakery’ye giderim. Daha sonrasında sırası çok uzun oluyor. Bugüne kadar yediğim en iyi Eggs Benedict ve Pancake’i yapıyorlar.

Akşam yemeği? Blue Ribbon Sushi ve EN Japanese Brassiere.

Vintage alışveriş? Hiçbir zaman tek bir yere gitmiyorum, zamanım olunca rastgele bir yerlerde bitip, hazineler bulup bulamayacağıma bakıyorum.

İlham? Oslo, Ormøya’da bir arkadaşımın evinin manzarasına bayılıyorum. Tam suyun yanında ve çok huzurlu.

Kitap alışverişi? iTunes.

Rahatlamak için? Rhode Island’da Weekapaug yıllardır en rahat olduğum yer. Ayrıca Hamptons ve Bali’ye yaptığım yoga/surf yolculuğu.

Kaçamak? Bir sonraki yapmak istediğim yolculuk Vietnam’a veya Costa Rica’ya.

İyi canlı müzik dinlemek için? Çok yolculuk ediyorum, ve maalesef zamanım yok. iPhone’um beni havaalanı duraklarımda kurtarıyor. Ya Bach çello parçaları ya da Drake çalıyorum, sanki havaalanında süzülüyormuş gibi hissediyorum.