Konu moda olduğunda, giydiğimiz şeylere kendimiz karar veriyoruz sanıyoruz ya; o aslında hep doğru olmuyor.Perdenin arkasında Başak ve Defne Kocabıyıkoğlu gibileri çoğu zaman neleri beğenebileceğimizi, kendimizi nasıl ifade edeceğimizi, nelerden esinlenebileceğimizi bir sezon öncesinden yönlendiriyor aslında. Ne de iyi yapıyorlar…

Biriniz ekonomi, biriniz tasarım felsefesi eğitiminden köşe yapıp modaya dönüyorsunuz. Bu işteki başarınız tartışılmayacağına göre şöyle diyebilir miyiz: “Moda sektöründe bir yere sahip olmak için eğitimini almak şart değil.”

Bilakis almamak taraftarıyız! Biz, temel bilimlerin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. iyi bir siyaset, tarih, mimari ya da coğrafya eğitimi… Bunlar insanı temel bakış açılarıyla donatıyor. Bizce bu eğitim üzerine uygulamalı alanda bir deneyim koymak için en iyi yöntem çıraklıktan başlanılan bir işin ta kendisi.

Büyütülüş şekliniz profesyonel hayatınızı ne kadar etkiledi? Mesela annenizin dolabının hayatınızda nasıl bir etkisi vardır?

Evet, bizi annemizin dolabının ‘küçüklüğü’ etkilemiş olabilir! Estetik anlayışı gayet yüksek olmakla birlikte, 70’li yılların hippie felsefesi etkisiyle o dönem çok minimal bir gardrobu olan bir anneyle büyüdük. Bu da sanırım bazı ‘maximalist’ arzularımızı kışkırttı!

Girls de Rigeur: Başak & Defne Kocabıyıkoğlu

“Birlikten kuvvet doğmadığı anlarınızı nasıl çözüyorsunuz?

Açıkcası oluruna / zamana bırakıyoruz. Bu, çocukluktan gelen bir alışkanlık. İlk anın krizi hafifledikçe bir yol bulunuyor.

Türkiye’de bazı sektörlerde saygı görmek öbürkülerden daha zor oluyor. Ulaştığınız başarı seviyesi için attığınız adımları ne kadar farkındalıkla attınız?

Bizim en önemli stratejimiz, bilmediğimiz konularda ‘biliyoruz’ dememek oldu. Yeni alanları da ‘bilene’ kadar öğrenmeye çalıştık. Bu yüzden kendi alanımız hep güvenle bildiğimizden emin olduğumuz ve iyi iş çıkarttığımız bir bölge oldu.

Bugüne kadar size verilen en iyi tavsiye neydi?

Babamız: Hep şapkanızı alıp çıkacak kadar bağımsız olun.

Annemiz: Kendinizden hiç vazgeçmeyin.

Girls de Rigeur: Başak Kocabıyıkoğlu & Defne Kocabıyıkoğlu

“İki dakika iş konuşmayalım da…” diye birbirinizle başladığınız konuşmalar ne diye sonlanır genelde?

Bir sonraki tatilin hayali, ‘giyecek bir şeyim kalmadı’lı cümleler, ya da ‘Annemin doğum günü geliyor’ gibi bazı ailevi planlar…

Kadınların ne giyeceklerini belirlemek dünyanın en zor işlerinden bir tanesi diyebilir miyiz…?

Evet çünkü bu, insanların güvensizlik bölgesine giriyor. Kendine yakıştırma, kendini bir şeyin içinde iyi hissetme, kendi kendinden ilham alabilme… Aslında bu psikolojiyi yçnetmek bizim işimizin belki de en önemli parçası.

Gözünüzü nasıl eğitiyorsunuz? Moda dışında neler yardımcı olur size?

Seyahat. Hayal kurmak. Okumak. izlemek.

Hiç “Tatilde şöyle bir şey gördük o da işimize şöyle yansıdı” gibi bir hikayeniz var mı?

Çok! İkimiz de çok gözlemci insanlarız. Tatil bizim için her şeyden önce yeni bir gözlem alanı. Yepyeni insanları gözlemlemek, buradan yeni fikirlere ulaşmak bazen tatilin en eğlenceli tarafı olabiliyor.

Girls de Rigeur: Başak Kocabıyıkoğlu & Defne Kocabıyıkoğlu

Bir dizi karakteri olsaydınız kim olmak isterdiniz?

Bunu ikimiz aynı anda aynı şekilde cevapladık! Moonlighting’deki Maddie Hayes.

Birbirinizden öğrendiğiniz ve öğreneceğiniz çok şey vardır eminim, fakat şu anınızı sorsam, birbirinizden en önemli öğendiğiniz şey nedir?

Başak Kocabıyıkoğlu – Kendinden şüphe duymamak.

Defne Kocabıyıkoğlu – Öfke ile konuşmamak.