Gördükleriniz ve hissettikleriniz, aradığınız tüm cevapları veriyorken, Form Us With Love’ın estetitiğini anlatmak gereksiz olurdu. Bana göre çağdaş Nordik tasarımın en iyi temsilcileriler. Renk ve his, işlevsellik ve estetik, form ve sevgi; Form Us With Love, Stockholm Design Week 2016’daki sergileri, I-X ile bizi son10 yıllarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. İşte karşınızda; FUWL.

Tasarımla ilgilenenler kim olduğunuzun ve Avrupa ve tüm dünyadaki çağdaş tasarım sektöründe çığır açtığınızın farkında. Ama yine de bize “Form Us With Love” bugün olduğu yere nasıl geldi anlatır mısınız?

Form Us With Love’ı Kalmar’da; ortak tasarım anlayışları sayesinde buluşan fakat yine de farklı geçmişleri ve çalışma tarzları olan üç sınıf arkadaşı olarak kurduk. Sanırım bizi; yetenekli bir sanatçı, sivri zekalı bir girişimci ve tatlı dilli bir taktisyen şeklinde özetleyebilirsiniz.

Genç ve hırslıydık. Markaların bize gelmesini beklemek yerine, konuşmaları başlatan bizdik.

Markanızın ismini hala yanlış telaffuz edenler var. Bunun altını çizmek istiyorum; “Form Us With Love”, “from” değil. Eminim birçok sefer açıklamışsınızdır ama bize de bu küçük kelime oyununun arkasındaki hikayeyi ve işlerinizle olan bağlantısını anlatabilir misiniz?

“FORM US” [bizi şekillendirin] bizim müşterilerimizden bildikleriyle bizi bilgilendirmelerini teşvik eden yaklaşımımızdan geliyor. “WITH LOVE” [sevgi ile] ise, bir duruş olarak her zaman sevdiğimiz insanlar ve projelerle çalışmamızı temsil ediyor.

Tasarım sürecinizden bahseder misiniz? Yönteminiz nedir?

Projelerin kapsamı ve sınırlarına göre projeleri değişik şekilde ele almamızı sağlayan dinamik bir çalışma şeklimiz var. Bizi hiçbir şekilde kısıtlamayıp, her projeyle daha da ileriye gitmemizi sağlayan bir rehber niteliği gören bir çalışma süreci geliştirdik. Bazen iyi bir tasarım kuralları çiğnemeye cesaret ettiğin zaman ortaya çıkar.

Üretim sürecimizi şöyle özetleyebiliriz:

  1. Keşfetmek – insanların davranışları, varolan şeyler, diğerlerinin başka açıdan düşünceleri ve kendi içgüdülerimiz.
  2. Ileriyi görmek – Yeni bir ürünü piyasaya sunduğumuzda ne tür bir katkı sağladığımız.
  3. Konsept – Tasarımımızın nasıl bir şey olabileceği hakkında ilk fikrimizin olduğu zaman.
  4. Model – bilgisayar ya da elle çizilmiş basit modellerin yinelenmesiyle tasarım konseptinin nasıl geliştirilebileceğinin incelenmesi.
  5. Değerlendirme – Ürünün üretiminden, estetiğine ve kullanışlılığına kadar her açıdan iyi olduğunun kontrolü.

Bazen iyi bir tasarım kuralları çiğnemeye cesaret ettiğin zaman ortaya çıkar.

Bazıları, Nordik tasarımın; sadeliğin işlevsellikle birleştiği eşsiz bir dili olduğunu söyler. İsveçli olmanın işinizdeki etkisi nedir?

Bir stüdyo inşa ederkenki yaklaşımımıza bir etkisi var. Fikir paylaşımı ve tasarım çevresinde bir söylem oluşturmak gibi harika bir kültürümüz var. Çok bilinen bir tasarımcının tasarımını yeniden oluşturmak yerine ortak bir vizyonumuz var; “gerçek değişimi tasarlamak”.

Şu an Iskandinav tasarımında iki tarz var gibi. Biri; renk, materyal ve şekil değişiklikleri yaparak, tasarımın daha çok estetik yanına odaklanıyor. Diğeri ise günlük hayat için, basit tasarım çözümleriyle insan davranışlarına odaklanıyor. İkincisi bizim yaptığımız; İsveç kültürü ve İskandinavya’ya da ithafen, tasarıma sade ve düşük teknolojili yaklaşım. Biz insanların kullandığı tasarımla daha çok ilgileniyoruz. Amacımız pahalı ev dekorasyon objeleri üretmek değil.

FUWL, Stockholm Design Week sırasında 10. yılını kutlamak için “I-X” sergisini düzenledi. Biraz bu sergiden bahsedebilir misiniz?

Sergiyi, The National Academy of Fine Arts’ta, biraz durup, geriye bakıp son 10 yıldaki pratiğimizi ve yaptıklarımızı düşünmek için yaptık. En azından ileride bizi nelerin beklediğinin göstergesi olmuş oldu. Bu noktadan itibaren sadece ileriye bakıyoruz. Son 10 yılda hikayemizin bir parçası olan TID Watches ve Baux gibi yeni girişimlerde de bulunmak amacındayız.

BAUX’yu da okuyucularımıza tanıtmak isterim. Bize bu “iş ortaklığı”ndan ve BAUX projelerinden bahsedebilir misiniz?

BAUX’yu 2014’te ortaklaşa kurduk. Yaptığımız şey çok basit ama piyasada henüz yapılmamış bir şeydi. Träulit dediğimiz, İsveç yapımı, oldukça işlevsel bir yapı malzemesinin estetiğini yeniden şekillendirmek. Uzun süredir kullanılan bu malzeme, ağaç lifleri, çimento ve suyla yapılıyor ve alev geciktirici, çürümeye dayanıklı ve harika akustik sağlama gibi özelliklere sahip. Geriye kalan tek şey bunu görsel olarak da çekici kılmaktı.

Stratejik olarak, farklı boyut, renk ve şekillerde fayanslar ürettik. Bu fayanslar, yapı ustaları ve mimarlara bir mekanı güzel kılarak akustik panelleme yapmalarını sağlayabilen yaratıcı bir fırsat sundu.

Başarısı BAUX’nun, dünyanın 30 farklı ülkesine ihraç edilmesini sağlayan şirket, şu anda kuruluşunun sadece ikinci yılının sonunda, gelirini üçe katladı.

Danimarkalı +Halle markası için yaptığınız son proje “Nest Collection”dan bahseder misiniz?

+Halle, ev ve iş arası tüm alanlar için mobilya üretimi amaçlıyor. Ürün aralığı genellikle, mobilya yenileme zanaatına örnek olan, kamusal alanlarda sembol özelliği taşıyan bağımsız mobilya parçalarından oluşuyor. Yine de, mimaride olduğu gibi, bir şehrin dokusu sadece anıtlarından değil, tüm yapılarından oluşuyor.

Nest Collection’ı tasarlarken, kamusal alanlar için yeni bir oturma düzeni oluşturduk. Değişik yükseklikte oturma katları oluşturma fikrimiz, genellikle olduğu gibi bizi daha kapsamlı bir araştırmaya itti. Kamusal alanların özelliklerini, yenilenmiş eski mobilya ya da bar taburesi senaryosu fikirlerini inceledik. Bu da bizi, “bir cankurtaran sandalyesini bir arazi aracının rahatlığı ve güvenliğiyle birleştirince ne ortaya çıkar?” sorusunu sormaya itti.

Koleksiyon tek ya da iki kişilik kullanım için, hem yüksek hem de alçak oturma alanlarından oluşuyor. Bir kafede ya da salonda, yüksekli-alçaklı, dar ve geniş mobilyalardan oluşlan doyurucu bir şehir manzarasıyla karşılaşıyorsunuz. Manzara eşliğinde Low Nest bir koltukta ya da High Nest bir kanepede oturmak oldukça rahatlatıcı.

Ekibinizi biraz daha tanımak istiyoruz. Nasıl bir stüdyo ortamınız var?

İş arkadaşlarımızın dünyanın birçok farklı yerinden olduğu çok dinamik bir ofis kültürümüz olması açısından çok şanslıyız. Ortak amacımız olan; sadece tutarlı ve güzel tasarım üretmekle kalmayıp, işbirlikçilerimizin çalışması, üretmesi ve daha etkili düşünmesi ve hareket etmesine destek olma bilincinde olan bireyler hepsi. Ekibimiz şu anda, hepsi farklı tasarım geçmişlerine sahip sekiz güçlü kişiden oluşuyor.

FUWL; IKEA, Cappellini, De Padova gibi birçok markayla işbirliği yaptı. Form Us With Love için gelecekte ne var?

FUWL yaklaşımının heyecan verici ürün alanlarında ve yeni girişimlerde uygulanışını görmeye hazırlanın.