Bize “Fertig” serinden biraz bahseder misin?

Fertig serim Berlin’deki ünlü tekno kulübünden çıkan insanları gösteriyor. Bu insanlar ya partilemeyi bitirdiler, ya da ara vermek ve temiz hava almak için dışarı çıktılar. Belki de 6, 10, 14 saattir içeridelerdi…

Bu jenerasyonu belgelemek için Pazar ve Pazartesi sabahları orta format kameramla kulübün önünde bekliyordum; geçici bir zaman için hayatlarını geride bırakmış insanlar.

Berghain’in ne özelliği seni tekno severleri fotoğrafladığın bir seri çıkarmaya itti?

Berlin’e taşındığımda oraya çok gittim ve bir sürü insanla tanışıp arkadaş oldum. Bu kulüp benim için bir ilham kaynağıydı. Gittiğim ilk günden beri orası hakkında bir iş çıkarmak istiyordum. Herkesin de bildiği gibi oranın içinde fotoğraf çekmek yasak. Kendi kendime bu özel zamanı nasıl bir fotoğraf serisine çeviririm diye düşündüm. Bu seri bir belgesel – Berlin’in bu özel parti jenerasyonuna dahil olan insanların bir portresi.

Seni fotoğrafçı olmaya çeken nedir?

Tüm hayatım boyunca bir şeyler üretmeye meraklıydım. Çocukken yaptığım ağaç evlerden, 16 yaşımda portreler çizerek para kazanmaya ve resimler ya da graffiti yapmaya kadar. Bunca senedir devam ettirdiğim tek şey de fotoğrafçılığa olan tutkumdu. Benim için düşünce ve fikirlerimi farklı şekillerde açığa çıkarabildiğim en uygun araç. Ben hiç öğrenmeyi bırakmıyorum ve her zaman yeni şeyler ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Hayatım boyunca çizim yaptığım için grafik ve kurguya olan merakım şu anki işlerimin de büyük bir kısmını oluşturuyor.

Fotoğrafı çok seviyorum; beni hayatta tutan bir hastalık gibi – bağımlısıyım.

En sevdiğin tarz portre çekmek mi?

Benim hayatım yeni şeyler görmek, dışarı çıkmak ve birileriyle tanışmaktan ibaret. Enerjimi yeni tanıştığım yer ve insanlardan alıyorum. Çalıştığım insanların karakterlerini, kendimi ve genel olarak hayatı tanıyıp öğrenmek çok güzel. Çekeceğim fotoğraf için karşımdaki insanı rahatlatmayı ve bana açılmalarını sağlamayı çok seviyorum. Birinin önünde oturup o kişinin seninle sadece o an için beraber olduğunu bilmek bir macera gibi. İşte o benim için büyülü bir an.