İspanyol yazar Joan Yago’nun kaleme aldığı Fairfly; bebek maması üreten şirketlerinin küçülmeye gitmesi üzerine kendine çıkış yolu arayan 4 çalışanın aklına gelen bir fikirle kurdukları yeni şirketlerinin ve paranın esiri oluşlarını, başarı hırsını müthiş bir ironiyle anlatan bir oyun. Çok doğru bir matematikle sahnelenmiş, yüksek temposu ve muazzam oyunculuklarıyla seyirciyi avucuna alan Fairfly’ı kaçırmayın.

Şirketlerinin küçülmeye gideceği sinyallerini alır almaz toplanan “mağdur” 4 kahramanımızın durumlarına bir çare aramasıyla başlayan Fairfly; kendi girişimlerini kurmaları ve önceden absürd buldukları “sinek larvasından bebek maması yapma” fikrine giderek ısınmaları ve sonrasında kendi işlerinin patronları olmalarına doğru giden yolu anlatıyor. Girişimcilik kültürüne, çalışan olmaktan patronluğa geçişin getirdikleri ve götürdüklerine başarı obsesyonuna dair pek çok şey söylerken neredeyse her anında kahkaha attırmak her oyunun harcı değil. 

Fairfly; güçlü ironisine eşlik edecek oyunculara ve de tüm oyuncuları doğru bir tempoyla izlediğimiz bir rejiye sahip. Bir masa ve 4 sandalyenin etrafında çok ama çok hareketli, metnin hicvine ve gerektirdiği çıkışlara başarıyla eşlik eden bir takım oyunu izliyoruz. Dinamizm dolu rejisiyle Mark Levitas’a tebrikler. Sahne dışında da uyumlu bir dörtlü olduğunu anlamakta gecikmeyeceğiniz oyuncular Barış Gönenen, Tuğçe Altuğ, Atakan Akarsu ve Begüm Akkaya birbirlerinin ışığını daha da artıran harika performanslar sergiliyorlar. Oyunda belki de bir oyuncunun (en azından bizim için) öne çıkmama sebeplerinden biri de bu başarılı ekip oyunu olabilir. 

Başarılı girişimcilerinin hikayelerinin sıklıkla anlatıldığı, videoların, özlü sözlerin başımızdan aşağı boca edildiği, başarıdan başka bir yolun olmadığının üstüne basıldığı günümüzde başarı obsesyonunun insanı ne hale sokabileceğini trajikomik şekilde gösteren Fairfly; çalışan olanın patron olduğunda yaşadığı güç zehirlenmesine de değiniyor. Mağdur olandan mağdur edene dönüşmenin çok minik şeylere bağlı olduğu günümüzü çok doğru analiz etmiş ve aynasını seyirciye yöneltirken, izleyici olarak güldüğümüz şeylerin bir kısmında kendimizi bulduğumuz bir oyun. 

Tüm bunların içinde oyunun en absürd gelmeyen tarafı ise Dünya Sağlık Örgütü’nün sinek Larvasından bebek maması yapılmasına onay vermesi oldu. Distopyanın gerçeğe bu kadar yakın hissettirmesi elbette beklenen bir şey ama bu kadar da yaklaşması biraz korkutucu.

Harika bir metin, müthiş oyuncular ve tıkır tıkır işleyen rejisiyle Fairfly’ı kesinlikle sezonda kaçırmayın. Bu sezon için konuşmak erken olsa da en iyi listelerine girecek bir oyunla karşı karşıyayız.