Puella Aeterna

Kadının gücü; bunu kim inkar edebilir ki? Eylül Aslan’ın yeteneği bu muhteşem fikri yakalayabilecek kadar derin ve bizi aksik hissetmenin var olmadığı bir diyara taşıyor.

The power of women; who can deny that? Eylül Aslan’s talent is profound enough to capture the beauty of the concept, transporting us to a world where inferiority is non-existent.

Fotoğraflarına bakınca “başka bir zaman, başka bir yer, bir bilinmeyenlik” hissi uyandırıyor. Serilerini hazırlarkenki sürecin nasıl ilerliyor? Bir temaya mı bağlı çalışıyorsun yoksa çektiğin işler mi seni bir konuya yönlendiriyor?

Bazen aklıma bir fikir geldiğinde yanımda bulundurduğum küçük bir not defterim var, ona not alıyorum. Bazen çekim sırasında bir şey görüp o anda karar veriyorum. Belli bir tercihim yok çalışma konusunda, genellikle ilhamın gelmesiyle alakası oluyor neyi ne zaman görüp fotoğrafladığım. İlk yıllarda daha çok spontane çekiyordum ama son yıllarda daha fazla temalar üzerine çalışıyorum. Ama ilgimi çeken konular hemen hemen benzer olduğu için sonunda çektiğim çoğu şey birbiriyle alakalı oluyor.

Puella Aeterna’dan bize bahseder misin?

Bu seri 2014 yılından, fotoğraflardaki modeller bir kız arkadaşım ve benim. Uzun bir süre onun fotoğraflarını çektim, benim için önemli bir ilham kaynağıydı. Bu seride ise bizim aramızdaki etkileşim var. Herhangi bir kategoriye girmeyen bir arkadaşlığımız vardı onunla, sanırım fotoğraflarda da bizim hikayemiz var. Gerginlik, arkadaşlık, birbirini arzulama ama sahip olamama, merak, korku, sevgi, tutku…

 

Birçok işinde iki kadın kullanarak ilerlemişsin. Sanat konusunda kadınlarla ilişkin nasıl?

Tarihte çoğu sanatçı için de bu böyle olmuş, kadınlar her zaman bir ilham kaynağıydı; güzellikleri, gizemleri, estetik açısından tercih edilmeleri çok olağan bir şeymiş ve sanırım bu devam ediyor ve edecek de… Fakat belki de bunun böyle olmasının büyük nedenlerinden biri sanatçıların çoğunun erkeklerden oluşmasıydı, doğal olarak onlar da arzuladıkları kadınları ilham kaynağı olarak gördüler. Ben ilhamda en önemli şeyin aşk olduğuna inanıyorum. Sevgi duyulmayan bir kişi ya da şey fotoğraflanamazmış gibi geliyor adeta.

Ayrıca fotoğrafa başladığım ilk yıllarda kuzenimi ve kendimi model olarak kullanmaya çok alışmıştım sonra alışkanlıktan olacak ki kadınları fotoğraflamaya devam ettim. Sanırım iki kadın arasındaki etki ve iletişim de ilgimi çekiyordu. İki erkeğin arasındaki ilişkiden daha farklı oluyor çünkü. İki erkek sarılıp film izlemiyor mesela ama kadınlar yapabiliyor bunu. Bunu ben kendi hayatımda da deneyimledim. Kendimi tanıyıp anlamak için de kadınlarla ilgilendim sanırım

“My friendship with her was hard to categorize, I guess the photographs depict our story.”

Hayatın için kendi kurgunu yaratacak olsan, nasıl bir kurgu olurdu bu?

Şu an yaşadığım hayat yıllar önce benim için tamamiyle bir kurguydu ama şimdi gerçek ve sanırım hiç bir şeyi değiştirmezdim, hatta her şey hayal ettiğimden daha güzel oldu.

Aynanın çok farklı yansımaları, sembolleri var. Farklı bir dünyaya açılmaktan, kendini tüm çıplaklığıyla yansıtmasına kadar, aynalar ile ilgili fikrin nedir?

Güzel bulduğum bir şeyi tek seferle kalmayıp iki kez göstermelerinden hoşlanıyorum.

 

Son fotoğrafının ne olmasını isterdin?

Sanırım son fotoğrafımın benim son fotoğrafım olmamasını istediğim fotoğraf. Keşke hep fotoğraf çekip hiç ölmeme gibi bir şansım olsaydı…Belki de fotoğraflar ölmediği için onları bu kadar seviyorum!