Dünyanın önde gelen kaykay film yapımcılarından Fred Mortagne, 6 Ekim – 16 Ekim tarihleri arasında 212 Photography İstanbul ile İstanbul’a geliyor. Fotoğraf ve video çalışmalarında benzersiz gözüyle tanınan Fred, kaykay tutkusunu kentsel mimariyle birleştirerek nefes kesen görseller yaratıyor. Bu röportajda Fred’in işlerine ve aklına erişip, tüm bunları besleyen tutkulu dünyasını aralıyoruz.

Kaykay yapmaya ne zaman başladınız? Bu tutkunuz işinizi nasıl etkiledi?

Kaykay yapmaya 8 yaşında başladım, 39 yıl önce! Kulağa çılgınca geliyor, biliyorum! Kaykay hayatımı değiştirdi ve profesyonel hayatımı tamamen kanalize etti. Benim için okul gibiydi. İyi bir öğrenci olduğum, hayallerimin okulu. Normalde okulda kötü bir öğrenciydim, çok da umursamıyordum. Profesyonel bir kaykaycı olmak için asla yeterince iyi olamayacağımı biliyordum ama bir şekilde kaykay dünyasında çalışmak için bir yol bulmam gerektiğini biliyordum. O kadar güçlü bir tutkuydu ki. Bunu gerçekleştirmek için motivasyonum çok yüksekti, yoksa hayatın içinde kaybolurdum gibi hissediyorum.

Önde gelen kaykay film yapımcılarından birisiniz. Videodaki hareketi yakalamak fotoğraftakinden nasıl farklıdır?

Hem çok farklı ama bir o kadar da tamamlayıcı. İkisini de seviyorum, bu yüzden birini ya da diğerini asla seçemedim. Bunun yerine, onları birçok kez farklı şekillerde karıştırmaya çalışıyorum. İşte bu yüzden, fotoğrafik bir şekilde, güçlü kompozisyonlarla, minimum hareketle çekilen bir video olan “Hybridation”ı yaptım. Bireysel olarak, her iki medium da sinir bozucu olabilir. Resimlerle değil videoyla gösterebileceğiniz şeyler vardır ve bunun tersi de geçerlidir, videoyla değil fotoğrafla gösterebileceğiniz şeyler vardır. 

Benim fotoğraflarım, kaykaycılar ve kentsel biyotop arasındaki ince etkileşimi gösterirken, bazı insanlar sadece yaratabilecekleri rahatsızlıkları görüyor.

Söz konusu fotoğrafçılık olduğunda daha spontane misiniz yoksa planlı mı çalışıyorsunuz?

İkisi de olabilir. Kaykayın güzel bir spontaneliği olabiliyor. Ama ne yazık ki eskisi kadar sokaklarda vakit geçirip kaykaycıları çekemiyorum. Bu nedenle sık sık çekimleri planlıyorum. Genellikle belirli bir yer bulur veya düşünürüm, dramatik bir kompozisyon belirlerim, hangi kaykay numarasının daha iyi görüneceğini hayal ederim, sonra da becerileri, stili ve zarafeti ile hangi kaykaycının bunun için ideal olacağını düşünürüm. Tabii bazen işler hiç de planlandığı gibi gitmez ve bunun yerine güzel sürprizler ortaya çıkar. Genellikle öyle ya da böyle yoluna girer, çünkü güzel malzeme dışarda çıkıyor.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Çok grafiksel, güçlü geometrik kompozisyonlara, sanatsal ve şiirsel tatlara, zamansız ve evrensel hislere dayanır. Kaykay resimlerimin tadını çıkarmak için kaykaycı olmanıza gerek yok. Bu benim en çok gurur duyduğum başarılardan biridir. Kaykay yapmayı seviyorum ve elbette yaptığım işin bir kısmı da onu bilmeyen veya hakkında olumsuz şeyler düşünen insanlara iyi ve olumlu bir şekilde tanıtmak. Benim fotoğraflarım, kaykaycılar ve kentsel biyotop arasındaki ince etkileşimi gösterirken, bazı insanlar sadece yaratabilecekleri rahatsızlıkları görüyor.

Neden sadece siyah beyaz çalışmayı seçtiniz?

Markalar ve pazarlama amaçları için video çekmeye başladım, bu yüzden hepsi renkliydi. Ham video görüntüleri. Fotoğrafla, video işlerimin tam tersini yapmak istedim, çok daha kişisel bir şey. Kaykayda belirli bir döneme bağlı olmayan, sanatsal ve zamansız olmasını istedim. Belli bir süre sonra ilgisini kaybedecek projelerden veya görsellerden korktum. Siyah beyaz çok güçlü ve onu sihirli ve özel kılan belirli değerler taşıyor.

Çalışmanız hangi yönleriyle sokak kültüründen besleniyor?

Kaykay, enerjisini sokaklardan alır. En doğal hali buradadır. Çelişki de buradadır çünkü sokaklar özünde düşmanca olduğundan, kaykay yapmak için tasarlanmamıştır. Bence güzelliği de buradan geliyor. Ama işimin genel olarak sokak kültürleriyle bu kadar bağlantılı olduğunu düşünmüyorum. Ve bence güzelliği de burada. Sokak kültürlerinin benzer kökleri vardır. Ama işimin genel olarak sokak kültürüyle çok da bağlantılı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ben farklı ve benzersiz bir şey önermeye çalışıyorum. Bu yüzden trendleri de takip etmiyorum. Hatta trendlerden ve trendlerin geçici oluşlarından korkuyorum. Ben daha zamansız bir şey arıyorum, trendler ve dönemler boyunca yaşayabilecek bir şey. Aslında akıntıya karşı gitmeyi tercih ediyorum. Birkaç yıl sonra herkesin videolarımı unutacağını düşünerek fotoğrafçılığa böyle başladım.Tabii ki bazı ikonik videolar 20 yıldan fazladır insanlar tarafından beğenilmeye devam ediyor.

Mimariye olan ilginizi nasıl açıklayabilirsiniz?

Bunun nedeni kaykay okulu. Epik mimariye düzenli olarak maruz kalmaya başlayana kadar ve “mükemmel beton dalgaları” arayan kaykaycıları takip etmeye başlayana kadar hiç ilgim yoktu. Sonra buna karşı daha hassas olmaya  başladım. Bunun, başka şeyler yaratmak için kullanabileceğim inanılmaz bir sanat biçimi olduğunu fark ettim. Başta, mimari yapıları çekmenin ilgi çekici olmadığına inanıyordum, çünkü fotoğraf ne olursa olsun, tüm övgü bu sanat eserini yaratan mimara gidecekti. Bu yüzden kaykaycılar gibi ekstra bir element ekleyebildiğimde fotoğraf çekiyordum. Ama şimdi farklı düşünüyorum. Bir fotoğrafçı, bir binayı mimarın tahmin etmediği veya hayal etmediği bir şekilde yüceltebilir.

212 Photography İstanbul medya, videografi, fotoğraf gibi farklı disiplinleri bir araya getiren bir festival. 50’den fazla sanatçının 500 eseri 15 farklı mekanda sergilenecek. Bu tür bir festival ve bunun bir parçası olmak hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok heyecanlıyım çünkü daha önce hiç bu kadar büyük bir festivale katılmadım. Pek çok farklı sanatçının olması izleyiciler için harika, birçok farklı fotoğrafçılık tarzı ve yaklaşımı keşfedebilecekler. Bu, biz fotoğrafçılar için de güzel bir imkan çünkü başka sanatçılarla tanışmak ve çalışmak için bir fırsat. Bu çok ilham verici. Genelde yalnız çalışan biz fotoğrafçılar için fotoğraf etkinlikleri hep havalı oluyor, aynı ilgi alanları olan insanları bir araya getiriyor. Farklı mekanlarda eserlerin sergilendiği bu tür festivalleri seviyorum. Hep harika yerler oluyor. Çok heyecanlıyım, daha önce İstanbul’a yada Türkiye’ye hiç gelmemiştim. Tüm paten gezilerimde olduğu gibi, bunu da yeni fotoğraflar çekmek için harika bir fırsat olarak değerlendireceğim!