Londra’ da yaşadığım zamanları özlediğimde kendime hep Türkiye’ de çok keyifle çalıştığım insanları hatırlatıyorum. Mesela albüm fotoğraflarını çektiğim müzisyenler; aynı dilde konuşarak birbirimizi derin bir şekilde anlayıp, müziklerini ölümsüz anlara dönüştürüyorum. 2014 yılında Multitap isimli dört güzel adamdan oluşan müzik grubu, yeni single çalışmalarının promo görsellerini çekmem için bana seslendiler. Önceden birçok kez çekim yapmış, konserlerinde birçok kez sahnenin en önünde dansetmiştim. Bu sebeple, toplantımıza Heidi gibi ritmik ayak hareketleriyle gitmiştim.

Ait isimli singlelarını dinlediğimde sessizce bakıştık odada birbirimizle.

Çünkü o kadar bizi anlatan bir şarkıydı ki; ayağa kalkıp gitgide artan bir alkış ile tebrik etmek istedim dört güzel adamı.

Şarkıyı görselleştirme aşamasına geçtiğimizde yaşadığımız şehirde kendimizi ne derece ‘yabancı’ hissettiğimizi sorgulamaya başladık, çünkü şarkı sözü bizi bu düşünceye itiyordu. Belki normalde biraz farklı tavrımız, belki renkleri çok sevişimiz ya da özgürlüğümüze düşkünlüğümüz ya da sadece cesaretimiz bizi bu şehirde çoğunluktan ayırıyordu. Güzelim şehrin sokaklarında yürürken, kendimizi ‘uzaylı’ gibi hissediyoruz, bu his bizi şehrimize ait hissettirmiyor ve daha da yalnız bir hale getiriyordu. “ASTRONOT!” dedi Multitap grubunun vokali Selim Siyami Sümer. Evet, kendimizi astronot gibi hissediyorduk bu şehirde. Üstelik şu renksiz çoğunluk astronotu ‘uzaylı’ zannediyor ama biz onlar gibi ‘dünyalıyız’. Daha iyi anlatamazdık hem şarkıyı, hem kendimizi, hem de halimizi.

Çekim için astronot kostümü hazırlandığında, gönüllü modelimiz Emre hayatının en güzel tecrübelerinden birini yaşayacağını biliyordu. İstanbul sokaklarında iki gün boyunca dolaşan astronotumuzun başına gelenleri fotoğraflarken ben de hayatımın en güzel çekim tecrübelerinden birini yaşamış oldum. Sultanahmet’ te dolaşırken, şu hayatta en sevdiğimiz yönetmenlerden biri olan Michel Gondry ile karşılaşmamız ise mucize gibiydi! Sanırım biz ‘astronotlar’ birbirimizi çok kolay bulabiliyorduk, tıpkı şu an sizlerle bu sayfada buluştuğumuz gibi!

Çekimler bittikten sonra, eve dönüş yolunda; arka koltukta uyuyakalmıştım hem mutluluk hem de yorgunluktan. Uyandığımda, Multitap ile vedalaştıktan sonra; sokaklarda sırtımda kameramla yürürken insanların bakışları, olamadığım aşklarım ve türlü türlü canımı sıkan ülke sorunlarını inceledim. Buraya ait olmadığımı biliyordum, peki beni burada tutan neydi, ah bir bilseydim keşke.

Elini tuttuğum aşklar mı?
Cebime koyduğum taşlar mı?
Bir gün dökeceğim yaşlar mı?
Ah bi bilsem
Peşine düştüğüm zevkler mi?
Yarına verdiğim sözler mi?
Tutmayan iyi dilekler mi?
Ah bi bilsem
Beni hala burada tutan beni bilsem
Ah bi bilsem
Gerçekler mi, yalanlar mı?
Arkamda kalanlar mı?
Etmediğini bulanlar mı?
Ah bi bilsem
Kimin için çalan çanlar mı?
Yanan ateşler dumanlar mı?
Beni hala burada tutan beni bilsem
Ah bi bilsem