Senin için plak koleksiyoneri demek doğru olur mu? Öyleyse, koleksiyonerlerin en sevmediği soruyu soralım; en değerli plağın hangisi?

Birkaç senedir plak topluyorum ve her yeni keşif benim için yeni bir heyecan yaratıyor. Bir tane plak seçmek çok zor ama geçenlerde Ümit Aksu – Bermuda Şeytan Üçgeni 45’liğini buldum. 70’lerde Türkiye’den çıkan çılgın jazz-funk parçası!

Gece hayatına ait olmanın eksileri ne?

Gençler kendilerine dikkat etmeli.

Kendi başına mı DJlik yapmayı seviyorsun, başkasıyla mı?

Farklı müzik dünyalarını keşfetmek her zaman güzel. Arkadaşım Ece ile birlikte çok çaldığımız oluyor ve her seferinde birbirimizin yüzünü güldürüyoruz.

DJlik yaptığın bir geceden en sevdiğin anını anlatabilir misin?

Londra’daki evimde bir ev partisi yapmıştık. O gece bir bavul plakla gelen Anton diye bir arkadaşımla tanıştık. Saatlerce kulüpte çalma şansı bulamayacağınız müzikleri paylaştık. Özel bir geceydi.

Londra gece hayatıyla İstanbul gece hayatını nasıl karşılaştırırsın?

Londra’da gece hayatı çok yönlü, her müzik tarzına uygun partiler var. Normal bir hafta sonu gecesinde herkesin çılgınlar gibi dans ettiği, küçük bir bodrum katına gidip funk, disko, ve jazz’ın en iyilerini dinlemek mümkün. Türkiye’de böyle partiler ve o tarz müziğe hissederek dans eden insanlar çok daha az sayıda. Ona rağmen minimuzikhol’ün yeri benim için ayrı.

Daha ufak mekanlarda DJlik yapsan da, Moody Collectivein Wakana Lakei gibi festivallerde de DJlik yapıyorsun. Seni festivallerde çalmaya çeken nedir?

Wakana Festivali bu yaz geçirdiğim en güzel hafta sonlarından biriydi. Aslında sadece 300 arkadaşın katıldığı ve bir doğal parkta gerçekleşen çok samimi bir buluşmaydı.

Aynı zamanda Worldwide FMde konuk olarak DJlik yapıyorsun. Bize bu deneyiminden bahsedebilir misin?

Worldwide’da Stüdyo Asistanı olarak çalıştım. Gilles Peterson benim idolümdü ondan onun stüdyosunda çalışabilmek, şov sunmak ve bir sürü enteresan insanla tanışmak ilham verici bir deneyimdi.