Snapchat, Instagram, Facebook, Twitter, Periscope… Eski sevgilinizin son güncellemesini görmezden gelmek her gün zorlaşsa da, yeni yetenekler keşfetmek hala çocuk oyuncağı. Özellikle sunulan yepyeni bir şeyse; Chris Rellas, öbür ismi ile @copylab; Johannes Vermeer ve Chanel’i, ya da Paul Delaroche ve Givenchy’yi aynı tabakta sunuyor.

Moda, teknolojiden müziğe ve tasarıma birçok alanla ilişkilendirildi. Yalnız tarihi sanat dokunulmayan bir yer olarak kalmıştı. Senin aklına nasıl geldi bu fikir?

Copy Lab’i iki favori alanım olan moda ve sanatı bir araya getirmenin bir yolunu ararken başlattım. Görsellerin çoğunu komik ve ironik olsun diye yaratıyorum. Insanları güldürürken, o adeta arzuladığımız markalar ve izlemeye bayıldığımız sanatla ilgili de bir şeyler öğretmek istedim. Sanat tarihi okuyorum ve başlıca ilgi alanlarım modern ve postmodern sanat; yani yüksekle alçağı ve eskiyle yeniyi karıştırma fikri bana doğal olarak çekici geliyor.

Spesifik olaraksa; Copy Lab fikri Nasty Gal’de staj yaparken çıktı. Jean reklamlarına bakarken bir yandan da favori sanat blogumda dolanıyordum ve o anda bu iki şeyi bir araya geti me fikri geldi aklıma.

Modayla ilgili seni heyecanlandıran nedir?

Gençken, gay olduğumu farkettiğimde, moda benim için cesur olma ve diğerlerinin ne dediğini umursamama yoluydu. Bu yüzden moda benim için her zaman önemli bir şey olmuştu. Kişisel hayatımda, moda benim için; nabız yoklama, özgüven kazanma ve kendimi anlatma yolu.

Sanat tarihiyle ilgili seni heyecanlandıran nedir?

Geleneksel sanatın kelimelere ihtiyacı yoktur; resimler ve heykeller bizim normalde “iyi sanat” diye düşündüğümüz standartlara uyar. Öte yandan çağdaş sanatın sınırları yok- tur; graffiti ya da ready-made gibi teknikler çağdaş sanatın çok daha geniş bir tanımı olmasını sağlıyor.

Örneğin Delaroche’un, senin yorumlamalarına tepkisi ne olurdu?

Delaroche, sıkı kuralları takip eden ciddi bir ressamdı. Yine de sanatçıların sağı solu belli olmaz! İyi bir kahkaha atmasını isterdim. (Bu arada, bu yıl Paris’te Delaroche’un stüdyosunun olduğu sokakta yaşadım, yani hiç değilse böyle bir ortak noktamız var.)

Annenin gardrobunun çalışma alanında rolü olduğunu söyler miydin?

Annem, büyükannem ve sayısız arkadaşım… Gördüğüm her gardroptan esinleniyorum. Ama tabii ki mağazalar ve bloglar ve Instagram gibi medya alanlarına da bakıyorum. Kendimi çok sayıda görselle çevreleyip seçeneklerimi arttırıyorum.

İşini yapmak için kendini izole etmen gerekiyor mu? Sürecin nasıl?

İşlerimin çoğu internette saatler süren aramalarımın sonuçlarından ilham alıyor. Başlangıçta komik ve görsel açıdan ilginç bulduğum işleri kullanmış olmak için iş üretiyordum. Ama şimdi kendimi zorlayıp, biraz daha ileriye itmeye ve yo- rumlamaya çalışıyorum. Günümüzde sanat ve modada neler olduğunu hesaba katıp, bu fikirlerle oynayarak gerçekten bir anlamı olan görseller oluşturuyorum.

“Jean reklamlarına bakarken bir yandan da favori sanat blogumda dolanıyordum ve o anda bu iki şeyi bir araya getirme fikri geldi aklıma.”

Instagram’la birlikte, Photoshop sanatçılara annelerinden daha yakın olur oldu. Senin işlerini, diğer Photoshop kullanarak çağdaş sanat işi üreten diğer sanatçılardan ayıran nedir dersin?

Photoshop’la çalışırken (ve tek bir o jenin tüm görselde öne çıkmasını sağlamaya çalışırken) ölçek ve baskınlık tabii ki oldukça önemli. Ben mükemmeliyetçi olduğum için, resme eklediğim öğelerin gerçekçi gözükmesini sağlamak için bir hayli zaman harcıyorum.

Şu an olduğun yerden, geleceğinin nasıl şekillendiğini görüyorsun? Üniversite sonrası hayat için planların ne?

İlgilendiğim çok fazla konu var ama kesinlikle moda alanında çalışmak istiyorum. Ideal plan birkaç yakın olduğum ve aynı kafada kişiyle yaratıcı bir şeyler yapmak; belki bir konsept mağaza, bir dergi ya da dijital bir şeyler.

“Tamam, ben oldum!” diyebilmen için eserini kimin evinde görmen gerekiyor?

Copy Lab işlerine entegre ettiğim tasarımcılardan herhangi biri! Bir de büyükannem; kendisinin müthiş bir zevki vardır.