Oyuncu, yönetmen ve yapımcıların olduğu bir aileden geliyorsun. Sinema sektöründe olmak istediğini hep biliyor muydun?

Başka bir şeyi bir seçenek olarak hiç düşünmedim. Ben film izleyerek, film setlerinde bulunarak ve filmlerde/reklamlarda oynayarak büyüdüm. Evimiz şirketin tam yanındaydı, bu yüzden Türk ve bazen Hollywood starları devamlı evimize girip çıkıyordu. Her zaman çok olan biten vardı ve bu şov dünyasının bir parçası olmak istediğimi biliyordum. Çocukluğumun büyük bir kısmı boyunca yanımda küçük bir video kamerası taşırdım ve hayatımızın her anını çekerdim. Hayatı bir objektiften deneyimlediğim için bir noktada annem benim için endişelenmeye başlamıştı. Şuan elimde dilediğim zaman çocukluğuma geri dönebildiğim tonla görüntü var. Arkadaşlarımla birlikte ufak James Bond filmleri yapar, kostümler giyer, birşeyler patlatır, kötü adamı oynar, ve benzeri birçok şey yapardık… Daha sonrasında kaykay videoları yapmaya başladık ve kaykay yapmaya merak sardık… Bu iPhone’lar çıkmadan önce, video çekmenin hala özel birşey olduğu zamandaydı.

 

Seni oyunculuğa en çok çeken ne?

Oyunculuk sanatına ilgimden çok, bir fantezi dünyası yaratma fikri büyüleyici geliyor. Gerçek hayat filmler kadar ilginç değil… İzleyerek büyüdüğüm bir film var, Last Action Hero; filmdeki çocuğa sinemaya gittiğinde seçtiği herhangi bir filme girebildiği altın bir bilet veriliyor… Bu benim en büyük hayalim!

Yakın zamanda İstanbul’a taşınmandan evvel epey bir süre New York’ta yaşadın. Sence New York, şuan hayatta olduğun yer açısından, yaratıcı ruhunu nasıl etkiledi?

New York benim her şeyim. Sana olan etkisini anlatmak çok zor. Orada yaşarken birçok farklı dönemden geçiyorsun. Kültürün merkezi. Modadan sinemaya, müzikten sanata… En iyi filmler genelde New York’ta geçer. Klişe doğru: hiç uyumayan bir şehir, New York’ta sıkılıyorsan bu senin suçundur çünkü her zaman yapacak heyecan verici bir şey vardır. Her an her şeyin olabileceği çılgın bir yer. Bana her şeyin en iyisinin en iyisini gösterdi, bu yüzden sanırım zevkim konusunda standartlarım yüksek.

 

New York’un İstanbul’a 3 ortak yanı?

Şehrin kaosu, eğlenceli gece hayatı, güzel yemeği.

 

Yapımcılığını yaptığın ve aynı zamanda rol aldığın bir filmi gelecek ay çekmeye başlıyorsun. Bu proje hakkında bize ne söyleyebilirsin?

Karşılaştırabileceğim birkaç film Bonnie & Clyde, Natural Born Killers, Wild at Heart – David Lynch ve True Romance. Gerilim/Romantik bir araba yolculuğu hikayesi filmi. Üstü açık mavi bir Mustang ve Kapadokya’nın yalnız yollarında gezerken polis tarafından kovalanan üç en yakın arkadaş. Daha fazlasını öğrenmek için izlemeniz gerekir!

 

Hayatın senin yapımın bir film olsaydı, filmin müziği ne olurdu?

Zor soru… Jazz/Blues & Hip Hop derim.

 

En sevdiğin kitap kahramanı kim?

Fight Club’dan Tyler Gordon ve Fountainhead’den Howard Roark olabilir.