Yapay zeka teknolojisinin gelişmesi ile kendimizi “Makinalar yerimi alır mı?” gibi sorular sorarken bulduk. Kimileri teknolojinin geleceğe olan vaadlerini bekleyemez bir halde çağın getirdiklerini her gün takip ederken, kimileri ise bu dönüşümün insan olma kavramını büyük derecede sarstığına ve daha da fazla sarsacağını düşünerek geçmişe özlem dolu gözlerle bakıyor. Biz ise umudun ışığından bakarak soruyoruz, dijital çağın beraberinde getirdiği olanaklar ile hayatımız nasıl kolaylaşır? Bu dönüşümü nasıl sahiplenebiliriz?

Bugünün teknolojisi ile gelişmiş bir düzeyde kendi kendine kararlar verebilen bilgisayarların ileride insandan daha işlevsel ve akıllı bir konuma dönüşebileceğini öngörmek kaçınılmaz olsa da, içinde bulunduğumuz bu dönüşümü kucaklayabilmemiz adına tam olarak anlayabilmemiz ve hem kişisel olarak, hem de toplum olarak bir eğitim sürecinden geçmemiz gerektiği gerçeği ile yüzleşiyoruz. Etrafımıza baktığımızda, bu eğitimin aslında hayatın ta kendisi olduğunu söyleyemez miyiz? Çağın getirdiği şeffaflık ile hayatımızın her alanında faaliyet gösteren dönüşüm, giydiğimiz kıyafetlerden kullandığımız hizmetlere kadar her yanımızda bizi yeniliğe ve yeniden düşünmeye itmesi ile üstümüzde büyük bir etkiye sahip. Günlük hayatlarımızdaki bu denli değişimler, farklı alanların birbiriyle ve bizimle olan ilişkisini de elbette etkiliyor ve yeni dinamikler ortaya çıkıyor.

24 – 26 Mart tarihlerinde Zorlu Performans Sanatları bünyesinde Charmenko işbirliği ile Türkiye’de ilk defa düzenlenecek dünyaca ünlü Sonar Festivali, elektronik müzik dünyasından sanatçı performanslarının yanı sıra, Sonar +D adı altında yaratıcılığı, teknolojiyi ve iş dünyasını buluşturarak bu çağın dinamiklerinin farklı şekillerde sunulup tartışıldığı görsel-işitsel performanslar ve konuşmalara ev sahipliği yapacak.

Charmenko’nun kurucusu Nick Hobbs gelecek için bizim gibi umutlu olanlardan. Müzik etkinliği ve sanatçı temsilciliği gibi müzik alanında faaliyet gösteren şirketinde kazandığı başarıya sığınarak Dijital Çağ’da girişimci olmanın tanımını Hobbs’a sorduk. “Bence girişimci olmak demek herhangi bir vizyon sahibi olmak ve bu vizyonu hayata geçirmek için kendinizdede cesaret bulmaktır. Belki başarılı olursun, belki başarısız, ama bu süreçte çok şey ögrenirsin ve denemezsen hayatın boyunca pişman olursun.” diyor ve teknolojinin getirdiklerini ekliyor: “Dijital çağda olmak bu prensibi değiştirmese de bunu hayata geçirme konusunda gelişen olanakları değiştirir; ve tabii ki daha önceden bilim kurgu alanında mümkün olan bazı fikirleri gerçek hayatta da görebilmemizi sağlar.”

Senelerdir birçok müzik sanatçısı ile çalışmış olan Hobbs, “Sanatçının görevlerinden biri zamanının teknolojik gelişmeleriyle yaratıcı olarak ilişkide olmaktır.” diyor. “Özellikle hızlı ilerleyen bu zamanlarda her seferinde, önceden var olmayan teknolojik olanaklar ortaya çıkıyor.” diyerek de yaratıcı dünyanın beslenebileceği yeni dünyaların yaratıldığının altını çiziyor.

Yeni medya sanatında uluslararası başarılara imza atmış olan Refik Anadol ise, “İnsanoğlu olarak teknoloji çağındaki bu garip tanışıklık dönemimizi yakından inceleme isteğim [sanatımda] bu noktaya gelmemde yardımcı oldu.” diyor ve dijital çağa duyduğu merakın sanatını önemli derecede etkilediğini söylüyor.

Teknolojinin hayalleri somut hale getirebildiğinin altını çizen Anadol, “Limitler azaldı.” diyor. Farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle çevreleyen sanat ile kamusal alanlarda var olabilmenin anlamı ve keyfine de değinerek, “Dünyaya ve insanlığa dair gerçektende kalıcı ve kuvvetli bir söylem yaratabilmenin en güçlü sanat söylemi kamusal alan. Yalın, özgür ve tam olarak yaşadığımız yerin ta kendisi olduğu için.” diyor ve seyircinin buna hazır olduğunu da ekliyor.

Zorlu Holding ise dönüşümü yaşayanlardan, yaşatmaya gayret gösterenlerden… Geleceği veona bağlı oluşan yeni dünya düzenini odağına alıyor. Gittikçe dijitalleşen, diğer bir deyişle sıfır ve birlerden oluşan dünyamızın, bizi nasıl etkileyeceğini, nasıl evrileceğimiz sorusunun yanıtlarını arıyor. Barındırdığı yenilikçilik, teknoloji, interaktivite gibi kavramlar; iş dünyamızı, sanatı, modayı ve hatta iç dünyamızı nasıl etkileyecek, işte bu arayış, yeni oluşumlara kapı açıyor. Zorlu Performans Sanatları Merkezi ve Zorlu Holing işbirliğinde ilki geçen sene gerçekleşen Digi.logue panel serisi, tek güne yayılan bir etkinlik olarak çıktığı yolu genişletiyor. Dijital dönüşümün farklı disiplinler ışığında ve geniş kitlelerce anlaşılabilir ve ulaşılabilir olması üzere, sene boyunca dinamik bir içerik sunacak ve bunu, online ve offline etkinlikleriyle destekleyecek bir platforma dönüşüyor. Platform alanının öncü isimlerinin çalışmalarını anlaşılabilir kılmak üzere üretilen içeriğini, Sonar ve Sonar + D sponsorluklarıyla destekliyor. Platformun ilk etkinliği ise 9 Mart’ta açılacak Audint sergisiyle başlıyor. Audint, geride bıraktığı sekiz sene boyunca ses ve titreşim frekanslarının varlık- yokluk, eğlence- işkence, hayat-ölüm gibi kavramların bireyler üzerinde bıraktığı etkiyi duyularımız üzerinden inceliyor. 5 duyuya birden hitap eden sergi, ses kayıtları, bilgisayar yazılımları, sanat enstalasyonları, performanslar, kitaplar ve filmler eşliğinde izleyicilerine bir deneyim alanı sunuyor. Bu sergi, platformun PSM içerisinde oluşturduğu yeni sergi alanının ilk etkinliği olma özelliğini taşıyor.