“Bazen asi, bazen naif; belirgin ancak belirsizlikler içinde, en çok da sürprizlere gebe…“Lal ve eserleri arasındaki ortak nokta işte bu kelimelerde saklı. Yaratıcılığının özü ruhun özünden geliyor ve o ruh eserlerine taşınıyor. Çalışma alanı ve yaratıcı evrenini deneyimlerken, Lal Batman ile atölyesinde bir gün geçiriyoruz.

Lal’in sanatla ilişkisi aslında hayata ve öğrenmeye karşı olan merak duygusundan geliyor.“Bilmediğim her şey bana çok çekici geliyor, bilinmeyenin peşinden gitme hali ise bana birçok kapı açıyor.” diye anlatıyor. Bu açılan kapılardan ise üreterek geçiyor. Sanatla olan ilişkisi tüm bu sürece paralel olarak çoklu kimliklerden oluşuyor. Hem kendisine yabancı hem de başka yönlerini yansıtan işler ürettiğini dile getiriyor. İşlerinde ise karakterinin o dönemdeki yansımalarından izlerle yüzleşiyor. Bir anlamda işleri Lal’in geçtiği süreçleri yansıtan bir ayna niteliğinde.

“Bilmediğimize karşı fazla cesaretli olamadığımızı düşünüyorum. Konfor alanımızın vazgeçilmezliğini, alışkanlıklarımızı, kült bakış açılarımızı bir anlığına da olsa unutabildiğimiz alanlar tasarlamak istiyorum. Bu nedenle üretimlerimle insanları bilmediklerine karşı çekmek, merak etmelerini hedefliyorum.” Anna Laudel’in temsil ettiği Lal Batman’ın sanat dili, sanatla kurduğu ilişkiyi insanlara da deneyimletiyor diyebiliriz. Kendi merak ve araştırmalarının ürünü olan eserleri, insanları da merak etmeye iterken kendi içerisinde bir devinim yaratıyor. 

Lal’in üretim süreci ise sezgisel olarak gelişiyor. Bu akışta işlerini kendi duygusal ve hayal dünyasında var ettiği samimiyet ve gerçekliğiyle ortaya koyduğunu söylüyor. “Sanatımla var oluyorum, dolayısıyla benim için bir varoluş mücadelesidir bu. “diye de ekliyor. Çalıştığı materyaller ise oldukça değişken. Kurguladığı konseptler içerisinde her türlü organik, plastik, dijital ve hazır malzemelerle çalışabiliyor. Bu bazen bir video, bazen bir yerleştirme, resim, performans, yazı, ya da anlatı olabiliyor. Yani süreç bir bakıma hangi medyumun hangi konsepti doğru ifade edebileceğine bağlı olarak değişiyor. Sınırlardan hiç hoşlanmadığını belirtirken, belirli bir metot yahut materyalle üretimini sürdürmesi oldukça kısıtlayıcı olabiliyor. Bu süreçte kendini serbest bırakarak sezgilerini dinlemesi, kendini ifade biçimi için oldukça önemli.

Lal’in Bioskop Balkan ev sahipliğinde 4 Haziran’da gerçekleşecek “ANTRAKT: Hayatın Perde Arkasındakiler” adlı ilk uluslarası solo sergisi için sabırsızız!

Featuring Lal Batman
Creative Direction by Duygu Bengi
Filmed by Ecem Tungaz
Content Editor Dilan Günaçtı