Hız tutkunusun diyebilir miyiz? Yoksa seni araba yarışlarına başlamaya iten başka bir şey miydi?

Salih Yoluç: Hızı seviyorum tabi; ancak sadece direksiyon başında ben varsam! Küçüklüğümden beri hep yarışları takip ederim, o zamanlardan beri oradaki pilotlardan biri olmak hayalini kurduğum bir şeydi. Bu hayal yeterli itici gücü sağladı zaten benim için.

Le Mans 24h yarışına katılacak ilk Türk olarak tarihe geçtin. Bu günlere gelene kadar ne gibi zorluklar çıktı karşına?

Salih Yoluç: Yarışa davetiyeyi alabilmek için geçen sene katıldığımız Michelin GT3 Le Mans Cup’ı şampiyon olarak bitirmemiz gerekiyordu. Üst düzey rakiplerin olduğu bir platformda şampiyonluğu alabilmek en zoruydu tabi. Bunu yapabilmek için de takım olarak çok çalıştık, şampiyona boyunca neredeyse her hafta farklı bir ülkedeydik. Sosyal hayatlarımız kalmadı diyebilirim. Sonucun iyi olması hepsini unutturuyor ama.

Yarışa çıkma ve biri bittiğinde diğerine hazırlanma motivasyonunu nerede buluyorsun?

Salih Yoluç: Yarışa çıkmak benim için bir çocuğun Disneyland’e gitmesinden farksız sanırım. O yüzden mutlu oluyorum, bu duygu da her yarış için gerekli motivasyonu sağlıyor zaten.

Yarışa çıkmadan mutlaka yaptığın egzersizler, takip ettiğin inançlar var mı?

Salih Yoluç: Klasik ısınma hareketleri dışında yaptığım özel bir şey yok. Ancak her zaman başarıya odaklanıyorum diyebilirim.

Le Mans 24h’a giden yolda stresin mi heyecanın mı daha hakim olduğunu söylersin?

Salih Yoluç: Heyecan tabii ki. Stresim fazla yok. Takım olarak performansımızın iyi olacağından eminim, yeter ki araba 24 saate dayanabilsin. Yarışı bitirmemize engel bir aksilik çıkmazsa iyi bir sonuç alacağımızı düşünüyorum.

Önemli yarışların bitiminde genelde yaptığın ilk şey ne oluyor?

Salih Yoluç: Eğer sonuç iyiyse arkadaşlarımla kutluyorum. Yok değilse de unutup bir sonrakine konsantre oluyorum. Ve tabii ki yarışın kayıtlarını izliyorum.