“Kayıp Kuşak” diye tanımladığımız 1965-80 arası doğan X kuşağından sonra aslında dünya ve sonrasında gelen kuşaklar hiç de umulduğu üzere iyiye gitmedi. Küreselleşme ile önüne geçebileceğini umut ettiğimiz sınırların bir kısmı ortadan kalkmış olsa da bunun her anlamda olumlu etkileri olduğu söylenemez. Bu yüzdendir ki aslında görsel anlatı tarihinde X kuşağının temsiliyetini yapan Fight Club, American Beauty ve Requiem for a Dream gibi bir taraftan sınıfsal kaygılarla tüketime ve sömürüye dair gündelik hayatların yok oluşunu ele alırken bir taraftan da geniş bir kitleye hitap edebilmesiyle alternatif nitelenecek konularla ana akım medya içerisine giren ve kuşaklar arası popülaritesini kaybetmeyen yapımlar aslında anlatı bazında hala varlığını sürdürüyor. Sadece bu anlatının çıkış ve dağıtım noktaları değişiklik gösteriyor. Netflix gibi yayın platformlarının varlığı, aslında küreselleşmenin olumlu bakılabilecek bir getirisi olarak, artık farklı kültürlerin anlatısından aynı geniş kitlelere hitap edebilecek sorunları deneyimlemizi sağlıyor. Tıpkı Kore yapımı Squid Game’in  son birkaç haftadır tüm dünyanın gündeminde olması gibi.

Hwang Dong-hyuk’un yazarlığını ve yönetmenliğini yaptığı yapım temeline Kore’ye özgü çocuk oyunlarını alarak bir hayatta kalma mücadelesini işliyor. Yayınlanmasından sonraki bir hafta içerisinde pek çok yerdeki market istatistiklerinde Netflix tarihindeki en çok izlenen yapım olan Squid Game’in başarısının altında pek çok neden var. Amerikan anlatılarına sağlanan doyum sonrasında ve yeni yayın platformlarıyla daha otantik içeriklere ulaşabilmesiyle izleyici aslında artık farklı kültürlere dair anlatıları izlemekten daha çok keyif alıyor fakat Squid Game’in başarısındaki ana nokta otantikliği ya da Kore kültürünün ötesinde özellikle de günümüz dünyasında herkese hitap edebilecek bir sorunu, adaletsizliği, merkezine yerleştirmiş olması. Ve belki de bunu çok daha çarpıcı bir şekilde bir oyun kurgusuna dönüştürmesi.

Türdeşleri olarak sayabileceğimiz The Hunger Games ve Battle Royal gibi, yapıma göre Young Adult kategorisine daha yüksek uyum sağlayan işlerden, karakterlerin yaşları ile sıyrılmayı başaran Squid Game Young Adult türünün popüler olmasına dair en önemli elementin de karakter yaşlarından öte karakterlerin hisleri ve hareketlerindeki çiğlik olduğunu kanıtlıyor. Kötü ve iyi eylemler arasındaki çizgiyi bulanıklaştırarak her karakterin güçlü, zayıf, iyi ve kötü yönlerini ortaya çıkarması, ekranda izlemeye alıştığımız yapımlara nazaran çok daha “insani” sahnelere yer veriyor olması yapımın ait olmadığı kültürlerde bile yer edinmesinin sebebi.

Squid Game’in başarısı 2019’da Bong Joon-ho’nun Parazit’inin gösterdiği uluslarası başarıyı da hatırlatmıyor değil. İkisininde Kore yapımı olması bir tarafa yapımların ele aldığı sorunların ve karakterlerin hayattaki konumlarının benzerlik gösteriyor olması ve Young Adult anlatısı temelli iyi ya da kötü nitelenemeyecek gri bir bölgede, dünyanın adaletsizliği içinde, hareket ediyor olmaları sonucunda bu kadar fazla insana hitap edebiliyor olmaları ise adeta içinden geçtiğimiz dönemi ve kolektif ruh halimizi tüm çıplaklığı ile yansıtır halde.

Hwang’ın dizinin devamına dair yaptığı açıklama ise ikinci bir sezon çekmenin kendisini endişelendirdiği fakat insanların yoğun isteği doğrultusunda bunun gerçekleşebileceği yönünde. Yönetmen olası bir ikinci sezonda ise gizemli grubun elebaşı Frontman’e ve onun hikayesine eğilmeyi düşünüyor.