Elde dikilmiş Couture bir elbiseden ayakkabı bağınıza kadar, seçtiğiniz herhangi bir parça ile tarzınızı ortaya koyabilirsiniz. Bizim deyişimizle Rumisu kızları, sadece bir hareketle bunu mümkün kılıyor: son derece profesyonel, çocukca ilüstrasyonlarıyla süsledikleri eşarpları vücudunuzun herhangi bir yerine sarma hareketi.

Deniz / Pınar olmasa Rumisu … olurdu?
Pınar: Olamazdı ki, ben hala planlama aşamasında olurdum herhalde, ortaya çıkmış bir ürün değil, bol miktarda güzel hayaller olurdu.
Deniz: Aksi ve topal.

En çok didiştiğiniz konu?
Pınar: Zamanlama… ben önce profiterol, sonra ıspanak, Deniz ise önce ıspanak, sonra profiterol ?
Deniz: Didişme konusu benim alanım (gurur duymuyorum, itirafta bulunuyorum). Dolayısıyla biz didişmiyoruz aslında, ben didişiyorum kendimle, Pınar’la ve o an yolunda gitmeyen her ne varsa işte onunla.

İllüstrasyon denince aklınıza ilk gelen artist?
Pınar: Oliver Jeffers.
Deniz: Maira Kalman.

Rumisu ofisinde bir gününüz nasıl geçiyor?
Pınar: Saatler saliseler gibi geçiveriyor, gün nasıl bitiyor anlamıyoruz. Interstellar bir zaman makinesi içinde çalışıyor olabiliriz.
Deniz: Dönemine göre değişiyor; desenlerin ve renk varyantlarının ortaya çıktığı sıralarda daha keyifli ve heyecanlı hali varken ciddi olunca çoğunlukla gerçekler gereği excel dosyaları, faturalar, konşimento gibi çok da romantik ve yaratıcı olmayan işler havalarda uçuşuyor. Ama iş arkadaşı olarak iki köpek ve bir kedimizin olması esaslı bonuslarımızdan.

Şu ana kadar eşarplarınızın en farklı nasıl kullanıldığını gördünüz?
Pınar: Koyu renk bir duvarda çerçevelenmiş olarak, başka güzel tabloların arasında gördüm ve çok hoşuma gitti.
Deniz: Dört köşesinin birbirine tatlı, büyük bir yumruk olarak düğümlendiği hafif ve zarif bohçamsı bir çanta olarak gördüm.

Deniz’i/ Pınar’ı iş başından kaldıracak ilk şey?
Pınar: Eğer bitirilmesi gereken bir iş varsa hiçbir şey. Buna her türlü doğal afet, yangın, deprem, sel, yanardağ patlaması, vs. dahil.
Deniz: Herhangi bir şey… (Dolayısıyla didiştiğimiz konular sorusuna ekleyebiliriz bunu aslında…)

Her okuduğunuzda daha çok sevdiğiniz kitap?
Pınar: Paulo Coelho’nun “The Alchemist”, bir de Julia Camerin’in “The Artist’s Way.”
Deniz: Clarissa Pinkola Estes’ten “Women Who Run With the Wolves”. Terapi misali arada açıp açıp okumalık…

Rumisu bir “coffee table book” olsaydı önsözünü kimin yazmasını isterdiniz?
Pınar: Alain de Botton’a bahşedebilirdik bu onuru
Deniz: Lena Dunham.

Hangi ruh halinde olursanız olun içinizdeki yaratıcılığı aktive edecek şarkı?
Pınar: Gershwin’den Sumertime.
Deniz: Peter Sarstedt’ten Where Do You Go To (My Lovely).

Birbirinize bakıp ilk “biz bu işte başarılıyız” dediğiniz an?
Pınar: Henüz o an gelmedi sanırım, ama aldığımız pozitif tepkilerin de verdiği motivasyonla Everest’e tırmanmaya devam ediyoruz.
Deniz: Özellikle fuarlarda aldığımız tepki ve yorumlarla “doğru yoldayız” diyebiliyoruz ama “biz bu iste başarılıyız” pek bizlik bir cümle değil.

En çok ilham aldığınız şehir?
Pınar: Benim ilham kaynaklarım genellikle sevdiğim kitaplar, masallar ve mitolojiler. Ama en sevdiğim şehir, evim İstanbul, sonrasında da uzun seneler yaşadığım Boston.
Deniz: O iş pek değişken… Mesela şehir değilse de ülke olarak gecen seneki Tanzanya seyahatimiz Rumisu’nun 2016 Yaz koleksiyonunu doğurdu. Gerçi egzotik destinasyonlardan ilham almamak zaten mümkün değil ama daha metropol şehirlerden bahsediyorsak ben su an için tavır olarak Kopenhag ve Berlin derim…

Deniz’in / Pınar’ın çok basit bir illüstrasyonu çizebilir misin?

(Pınar’ın Deniz için yaptığı İllüstrasyon)

(Deniz’in Pınar için yaptığı İllüstrasyon)