After Work adı altında buluşan Sude Belkıs ve Yasin Arıbuğa‘nın karantinaya girdikten kısa bir süre sonra hayata geçirdiği “Temas” adlı online sergi, 29 Mart’tan bu yana binlerce kişi tarafından ziyaret edildi. Fiziksel “temasa” girmeden gezilebilen bu dijital sergi, farklı disiplinlerden sanatçıların karantina günlerinde yaptığı eserlerden oluşuyor. 3D, grafik ve illüstrasyon gibi farklı alanlarda işlerin buluştuğu sanal sergi ortamını, projenin mimarları Sude Belkıs ve Yasin Arıbuğa’dan dinliyoruz.

Temas sergisi nasıl ortaya çıktı? Nelerden ilham aldınız?

Sude: Karantina süreci ilk başladığında önümüzdeki tüm planlarımız askıya alındı. Biz de “Ne yapabiliriz?” diye düşündük. Çünkü ortada bir problem var ve problem olunca onun üzerine gidip çözüm üreterek iş çıkarmak hoşumuza gidiyor.

Yasin: Tam olarak Sude’nin söylediği gibi oldu aslında. Planlandığımız şeyler ertelenince “Bir şeyler yapmalıyız, bir şeyler yapmalıyız” düşüncesinden çıktı tamamen. Benim için ilham kaynağı ise karantina süreci başlayınca “abidik gubidik” sitelerin “karantina sürecinde okumanız gereken 10 sıkıcı kitap” tavsiyeleri oldu. Şimdi bunu tekrar düşününce çok alakasız oldu ama öyle bence.

Bize serginin içeriğinden de bahseder misiniz? Bu süreçte kimlerle iş birliği yaptınız?

Sude: Dijital bir konsept mecra yaratmak ve bunu insanların kolayca ulaşabileceği bir şekilde sunmak istedik. İçerideki eserler için iletişimimiz olan sevdiğimiz sanatçı dostlarımıza ulaştık. Piknik Works, Selin Çınar, Glennis, Yağmur Güçlü ve Asena Doğan kısa sürede bu sergi için eser ürettiler. Onların katkıları da çok büyük. Bir haftada sıfır bütçe ile istediğimiz sonuca ulaştık.

Yarattığınız sanal ortama girdiğimiz zaman karşımıza insan derisini andıran duvarlar çıkıyor. Bir vücudun sınırları içinde dolaşıyormuşuz gibi… Bu konsept nasıl çıktı ortaya?

Sude: Sergiyi sadece içerisindeki eserler değil, bir konsept olarak yaratmak istedik. Yasin’le yaptığımız beyin fırtınası sonucu ortaya çıktı bu konsept. İsminden mecrasına, eserlerin temasından duyurularına kadar her şeyi ile bir konsept oluşturduk. İnsan derisi hem bir sınır hem de temasın en çok yaşandığı yer. Aynı zamanda sergideki yer döşemesinde de dil deseni kullandık. O da yine temasa işaret ediyor. Yaptığımız diğer işlerde de konsept oluşturmaya özen gösteriyoruz. Bu konuda takıntılıyız diyebilirim.

Yasin: Oluşturduğumuz sanal ortamı gerçek bir mekan algısı yaratabilmek için direkt dümdüz duvar ve zemin dokularıyla kaplayabilirdik. Sanal ortamda olmamız bize bu konuda daha fazla özgürlük tanıdı, bu yüzden mekanı da konsepte dahil etmek bizim için daha keyifli oldu. Bunu gerçek hayatta yaptığımız sergilerde de korumaya çalışıyoruz. Ne kadar az olsalar bile en son yaptığımız “Son Silinenler 2” sergisinde de mekanın kendisi konseptin aslında büyük parçasıydı. Kişisel olarak da herhangi bir şeyin bütün olmasını seviyorum galiba. Bütün olmak süper.

Serginin devamı gelecek mi? Planlarınız nedir?

Sude: Aynı şeyi üzerine bir şey koymadan tekrar yapmak bir şey ifade etmiyor bizim için. Daha geliştirip farklı bir boyuta taşıyabilirsek yapabiliriz. Bir yandan farklı projelerimiz de var. Video klipler, animasyon projeleri üzerine çalışıyoruz. Aslında ikimiz de tam zamanlı olarak reklam ajansında çalışıyoruz. Bu dediğim projeler için geceleri çalışmak durumundayız. O yüzden vaktimiz de sınırlı :)

İkili olarak birbirinizi hangi alanlarda tamamlıyorsunuz? Yaratıcılık söz konusu olduğunda birbirinizi nasıl besliyorsunuz?

Sude: Aslında güçlerimizi birleştiriyoruz! Bir yandan ortaya çıkan şeyin ikimizin de içine sinmesi için savaşıyoruz. Fikir anlamında ikimiz üretiyoruz. Fikrin uygulama yolları ve tüketiciye geçişi noktasında ben biraz daha hakimim. Uygulama kısmında Yasin baskın. O alanında iyi bir art direktör, ben elimden geldiğince tasarım tarafında ona yardımcı oluyorum.

Yasin: Genelde fikirleri birlikte bulup birlikte geliştiriyoruz. Sude açıkçası biraz daha iyi bir süzgeç oluyor. Ben genelde aklına her geleni söyleyen konumunda oluyorum ama geliştirme konusunda Sude’ye çok güveniyorum. Uygulama kısmında ise yine birlikte hareket ediyoruz. Ben biraz bu konuda daha aktif rol izliyormuşum gibi bir izlenim olsa da genelde her şeyi birlikte yapıyoruz.

Sizce bu karantina süreci yaratıcılığımızı uzun vadede nasıl etkileyecek? Sanat ve tasarım alanlarında bizi nasıl bir dönüşüm bekliyor?

Sude: Dış uyarıcılara daha kapalı bir halde olduğumuz için daha fazla içe dönüyoruz. Bu da sanatsal üretimi arttırıyor haliyle. “Karantinada olmak” problemi de tasarımcılara üretim için güzel bir malzeme veriyor. Bu sayede farklı yollar, farklı kanallar keşfi ile sanatçı ve tasarımcılarda üretim şevki başladı. Bu süreçte tüm mahsulde ana tema pandemi üzerinde dönüyor. Belki de global anlamda yaşanan bu durum, daha sonra geriye dönüp baktığımızda sanatta “pandemi akımı”, “covid-19 akımı” diye adlandırılabilir.

Yasin: Sosyalleşme gibi durumların hayatımdan çıkmasının beni iyi yönde etkilediğini düşünüyorum. Uzun zamandır hiç kendi halimde durmamıştım. Hatta hatırlamıyorum bile. Belki bu dönemden sonra da arada eve kapanmalıyım. Mükemmelmiş. Uzun vadede nasıl bir değişime sokacağı konusunda bir öngörüm yok açıkçası. Genelde yaptığım çıkarımlar tutmuyor. O yüzden kişisel olarak tamamen akışına bırakmış durumdayım.

“Temas” sergisini merak ediyorsanız, afterwork.house/sergi bağlantısı üzerinden hemen deneyimleyebilirsiniz!