Leigh Bowery, Avusturalya doğumlu performans sanatçısı, moda tasarımcısı ve Club Kids akımının öncüsü. Londra’nın gece kulüplerinde sergilediği abartılı sahne performanslarıyla bilinen Bowery’nin kült ve şaşaalı stili bir sergiye dönüşüyor. 7 Ocak’tan itibaren izleyici ile buluşan sergi, Bowery’nin ileri görüşlü ve hedonistik tarzının bir kutlaması.

Vücudunu bir sanat eserine dönüştüren Leigh Bowery sergisinde; kostümleri dışında, sanatçının eşi de dahil olmak üzere kendisine yakın kişilerle röportajlar içeren bir film yayınlanıyor. Serginin arka planınında bulunan kostümler, peruklar, aksesuarlar ve diğer objeler; Bowery’nin sanatını zamanın ötesine taşımak için ve aynı zamanda moda, sanat, drag dünyasına ilham olması için bir araya toplandı. Serginin içerisinde, Dalmaçyalı ve Fraggle Rock da dahil olmak üzere toplam yedi kıyafet bulunmakta. Yapısal parçalar tasarlayan sanatçı, her akşam farklı mutasyona uğrayan kostümleri ile modanın büyük isimlerine ilham oldu. Beyaz boyalı yüzü, baby doll tarzı kırmızı dudakları; Alexander McQueen’in ‘The Horn of Plenty’ koleksiyonuna ilham olduğunu modellerin yüzlerinden anlayabiliyoruz. John Galliano, Martin Margiela ve Jean Paul Gaultier gibi tasarımcılar da Bowery’nin kendine özgü tarzından aldıkları ilhamı tasarımlarına yansıttılar. 80’ler ve 90’larda Club Kids akımının öncüsü olan Bowery, günahkar sahne sanatı ile olağandışı performanslar sergileyerek günümüzdeki sanatçılara, tasarımcılara ilham olmaya devam ediyor. 

Club Kids akımı, aşırılığı ve muhteşemliği vurgulayan hedonist bir topluluk olarak ilk defa New York’da ortaya çıktı. Gece kulübü estetiğini yeniden şekillendirmek için Amerika’ya yayılan bir akım olan Club Kids, herkese farklı bir perspektif sunmaya başladı. Cinsiyesiz bir tarz ile uyuşturucu kullanımını, cinselliği, avangard yaşam tarzını ve DIY modasını gece klübü performansları ve röportajlarla desteklediler. Bowery de kendi yorumunu katarak katıldığı Club Kids akımının akıllardan silinmeyecek bir lideri haline dönüştü. Serginin küratörü Hannah Watson, “Etkileyici ve özel bir tarihi olan bir ortamda; Bowery’nin ikonik görünümlerinden bazılarını Bowery’nin algısını hissettirerek insanlara özel bir sergi olarak vermek istiyoruz. Leigh’nin kostümleri, şaşırtıcı ve genellikle tuhaf tasarımlarıyla bilinir, ancak hepsi teknik olarak da mükemmeller. Hepsi onun kulüplerde giydiği ve etrafta dans ettiği kıyafetlerdi, bu yüzden bazılarında biraz ‘disko kiri’ var.” cümleleri ile sergiyi anlattı.

Serginin bulunduğu Fitzrovia Chapel, Londra’da bulunan ve Bowery’nin hayatını kaybettiği Middlesex Hastanesi’nde bulunmakta. 6 Şubat’a kadar gösterimde olacak bu sergi; “Tell Them I’ve Gone to Papua New Guinea”Leigh Bowery’nin hastalara kendilerini tanımlamak için sunduğu söylemle öne çıkıyor.