Büyüme sancıları ve dünyada kendi kurallarınla var olabilmek, özellikle ailenle gelgitli bir ilişkin varsa ve yaşadığın yer ile bağ kuramamışsan oldukça zor olabiliyor. “Coming of Age” filmlerinin en kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz örneği Lady Bird, kendi kimliğini bulma sürecinde yaşanılan zorlukları olabilecek en içten şekilde yansıtıyor.  

Greta Gerwig’in ilk yönetmenlik deneyimi olan 2017 yapımı film “Lady Bird”, adını ana karakter Christine’in kendine verdiği isimden alıyor. İsimlerimizin ailemiz tarafından verilmesini ve bununla tanımlanacak olmayı mantıklı bulmayan Christine, kendine “Lady Bird” diyor ve herkesin de bu şekilde hitap etmesini istiyor. “Bu adı kendime verdim, bana benim tarafımdan verildi” diye açıklarken aslında 17 yaşındaki genç bir kızın içinde bulunduğu bireyleşme ve kendini ailesinden ayrı olarak bu dünyada konumlandırma isteğini görüyoruz. Tipik olarak çoğumuzun başından geçen ve bir zamanlar sanki dünyanın sonuymuşçasına gözümüzde büyüttüğümüz aile ilişkileri, geçim sıkıntısı, popüler olma arzusu, aşk acıları ve ilk cinsel deneyimler gibi temaları ana karakter üzerinden işleyen yapım, bu konuları tatlı-sert bir şekilde ele alarak kalpleri kazanıyor.

Film, açılış sahnesinde de gördüğümüz üzere ve film süresince işlenen anne-kız dinamiğini odağına alıyor. İkisi de güçlü karakterler olan Lady Bird ve annesinin ilişkisi oldukça katmanlı. Birbirlerine duydukları derin sevgi izleyici tarafından hissedilse de babalarının işten çıkarılması sonrası artan geçim sıkıntısı ve üniversite başvuru döneminde Lady Bird’un hayallerine engel olan para sorunu aslında tartışmalarının en büyük sebebi. Okuldaki popüler çocuklar ile aralarındaki sınıf farkı da Lady Bird’un yaşadığı bir başka baskıyı oluşturuyor. Bütün bunlar olurken deneyimlenen ilk aşklar ve cinsel deneyimlerin beraberinde getirdiği olası hayal kırıklıkları ise büyüme yolunda verilen bazı kayıplara işaret ediyor.

Yaşadığı yer Sacremento’dan bir an önce uzaklaşmak ve doğu yakasında bir üniversiteye gidip ailesine şimdiye kadar olan bütün borcunu ödeyerek onlarla olan ilişkisini kesmek istediğini söyleyen Lady Bird, yaşadığı bu ani patlamaların ötesinde aslında ailesiyle oldukça sevgi dolu bir ilişkiye sahip. Babası ile arasındaki bağ, yılbaşı ve özel günlerde ailecek geçirdikleri anlar hatta annesi ile olan fırtınalı fakat temelinde sevginin eksik olmadığı ilişkisi, aslında kendi içinde yaşadığı bu öfke patlamalarının; gözünde yücelttiği değerlere uzak olmanın getirdiği bir kabullenemeyişten geldiğini gösteriyor. Üniversiteyi kazandıktan sonra Christine adını benimsediğini gördüğümüz “Lady Bird”, zaman içerisinde ergenliğin getirdiği başına buyrukluğu bırakarak gerçek dünya ile yüzleştiğinde, ne olursa olsun ailenin desteğinin değerini anlıyor ve filmin sonunda hepimizin hayatlarımızda yaşadığı o buruk ama şükran dolu farkındalık anını deneyimliyor.

Saoirse Ronan tarafında canlandırılan Christine namıdeğer Lady Bird’e annesi rolünde Laurie Metcalf eşlik ederken, Timothee Chalamet’i Christine’in hayranlık duyduğu fakat sonradan büyük bir hayal kırıklığına dönüşen Kyle karakteri olarak görüyoruz. İçtenliği ve ana karakterin kendini izleyiciye bu denli sevdirebilmesi ile büyük başarı kazanan film, 2018’de En İyi Müzikal/ Komedi ile En İyi Kadın Aktrist Golden Globe ödüllerini alarak başarısını tescilliyor. 

Eğer hala filmi izlemediyseniz, sizi Sacremento’da büyük idealleri ile yaşayan ve kimlik arayışınızı perçinleyecek ana karakterimiz ile özdeşleşmeye ve hazırladığımız playlisti dinlemeye davet ediyoruz.