DJler… Onları hepimiz biliyoruz, ya da duyuyoruz; kalbimizi daha hızlı arttıran, müzikleriyle modumuzu “Evde oturup kitap okumak istiyorum”dan “Çıkıp partileme zamanı”na çekenler… Sizi en sevdiklerimizden biri olan Kaan Dedeoğlu’yla tanıştıralım.

Şu “DJ olma işi”ni bize bir anlatır mısın? Hafta içi kimsenin bilmediği partilerde çalıp, haftasonları da sabahlara kadar dışarıda mı oluyorsun mesela? “Life of the party” mi bu işin karşılığı?

Açıkçası her hafta dışarı çıkıp partiden partiye zıplayan biri değilim. Hepimiz arada böyle dönemler yaşasak da bunun DJ’lik için bir gereklilik olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki kendi kabuğuna çekilip evinde müzik dinleyip yeri geldiğinde çıkıp çalmak da yeterli değil. Sonuçta dışarı çıkıp farklı sanatçıları ve sound’ları dinledikçe insan yeni şeyler keşfediyor, biraz güzel yerlerden doğru ilham alma işi bu.

Aynı zamanda yazılımcısın. Muhtemelen sessizlik, yalnızlık ve sıkı konsantrasyonunu gerektiren bir işten bir parti ya da klübe geçişin nasıl oluyor?

Çalışan diğer insanlardan çok da farklı olmuyor. İşini bitiriyorsun, hazırlanıyorsun ve çıkıyorsun. Programlamayla müziği birbirine çok benzetiyorum aslında. İkisinde de az sayıda temel kural var ve bunların içinde kaldığın sürece yaptığın şeylerde tamamen özgürsün.

Şu an çalmaktan en çok haz duyduğun şarkı hangisi?

Munk – The Bolero Bunuel (Red Axes Remix)

Müzik ile ilgili bir application çıkartacak olsan, işlevi ne olurdu?

Spotify tarzı ama herkesin kolayca canlı radyo istasyonu gibi yayın yapabildiği bir uygulama olsun isterdim. Böylelikle mesela çalışırken benim dinlediğim herşeyi eş zamanlı olarak arkadaşlarım da dinleyebilirdi, veya tam aksine kendi müziğimden sıkıldığımda arkadaşlarımın o anda dinlediği müzikler arasında gezebilirdim.

Istanbul’un arka plan müziğini hangi albüm oluştururdu?

Nosaj Thing – Drift. Sevmeyeceğini sandığın gariplikler içinde güzelliği bulan bir albüm.

Bir set hazırlama sürecin nasıl gelişiyor? Genelde hangi şarkıyla başlarsın?

Ay boyunca sürekli bir parça kovalama halindeyim. Yeterince parça biriktiğini hissettiğim zaman aralarından 15-20 tane özel bulduğumu kenara ayırıyorum. Genelde 1 saatlik bir set 10-11 tane parça barındırıyor. Kayıttan önce öylesine biraz takılıp farklı şeyler deniyorum. Güzel bir uyum yakaladığımı hissettiğim zaman ise bir sıraya karar verip kayda başlıyorum.

Bizi biraz yönlendirsene; keyifli, sağa sola sallandığın ama zıplamadığın, sohbet ettiğin kişinin sesini duyacak ama kalabalığın da iyi olduğu neresi var?

Müziği ve insanıyla en sevdiğim mekan Minimüzikhol. Nevizade’deki Gizli Bahçe’nin de özgür ve kendine has bir havası var.

Teknoloji ile aran nasıl?

Aramız tahmin edebileceğin gibi çok iyi. En son çıkan telefonlar ve elektronik eşyalardan çok teknolojinin gittiği nokta ilgimi çekiyor. Yapay zekanın 10 ile 30 sene içinde bulunacağını ve sonrasındaki 3-5 sene içinde dünyayı tanınamayacak şekilde değiştireceğini düşünüyorum.

En sevdiğin çizgi film karakteri?

Şirine.

Şu anda en çok cevabını almak istediğin soru hangisi?

Bedelli askerlik ne zaman çıkacak?