Bir kaburgayı adeta ikiye ayırmışlar. Sağ taraf kanlar içinde, elinde kırmızıdan turuncuya çalan bir haç tutmaya çalışıyor. Sol kısım ise gözünü güneye doğru çevirmiş; hilalin bir kısmının ucu yukarıya bakıyor. Kaburganın alt tarafı hilali de ikiye bölmüş. Bir taraf 12 imam ile yaşıyor, diğer taraf ise Ebubekir’in yolunu izlemiş. Kaburganın tam ayrıldığı noktada bütün ihtişamıyla “Beit Beirut”. Lübnan İç Savaşı’nı tam ikiye ayıran noktanın hükümdarı.

Bina 1924’te, Lübnanlı mimar Youssef Aftimus tarafından tasarlandı. Lübnan İç Savaşı’na kadar bina, orta sınıf ailelerin yaşadığı bir yapı olarak Beyrut’un efsanevi dokusuna hizmet etmeye devam etti. Fakat ne olduysa Lübnan İç Savaşı esnasında oldu… “Beit Beirut”, Hıristiyan keskin nişancılarının eline geçmişti artık. Savaşın getirdiği yıkımın bir sonucu olarak bina hızla eski ve görkemli yapısından uzaklaştı; ta ki 1994’e kadar. Mimar ve aktivist Mona El Hallak, tam bu tarihte “Beit Beirut”u kurtarmak için çalışmalara başladı. Bu esnada Refik Hariri’nin başında olduğu “Solidere” adlı şirket, Beyrut’un savaş sebebiyle yitip gitmiş olan binalarını tekrar yaratmak istiyordu, fakat paramparça olan bu ruh “Solidere” vasıtasıyla geri gelmedi. Mona El Hallak tek bir binanın renovasyonu için yaklaşık 15 yıl uğraştı ve “Beit Beirut”u bir müze ve kültür merkezi haline getirdi.

Beyrut’a adım attığınız an, şehrin savaş boyunca ne denli tahrip edildiğini gözlemleyebiliyorsunuz. Özellikle 15 yıllık bu iç savaşın insanların bünyesinde yarattığı o yorgunluk hissiyatı, ve bu yorgunluğun getirmiş olduğu birbirlerine karşı daha toleranslı olma refleksleri, şehrin her bir noktasında hissedilebiliyor. “Beit Beirut” işte tam bu noktada üzerine düşeni yapıyor ve bu savaşın yaşattığı acıları asla unutturmamak üzere şehrin tam göbeğinde bütün ihtişamıyla ziyaretçilerini karşılıyor.

Fairuz’un “Le Beirut” adlı ölümsüz şarkısı veya yönetmen Nadine Labaki’nin anlatım tarzını olabildiğince yalın bir şekilde aktardığı “Caramel” filmi birkaç bin yıllık bu şehrin içinde barındırdıklarını başka açılardan yakalamak için fazlasıyla ideal olabilir. Ya da Amin Maalouf’un büyülü kelimeleri Beyrut’un ne olup olmadığını gelecek nesillere aktarabilir. Fakat “Beit Beirut” ortadan ikiye ayrılan bu kaburgayı tekrar birleştirme görevini belki de en üst seviyeden yerine getiriyor. Bu yapı, şehrin yaklaşık bir asırdır yaşadığı hüznü, sevinci, acıyı ve kederi herkesle paylaşmaya hazır

Fotoğraf / Photography: Barış Fert