Hayallerini gerçekleştirmek için çalışan insanlar her zaman heyecan verici! Ferhat ve Mustafa da kendi moda anlayışlarını hayata geçirdikleri yeni markaları Hyperfolk ile önce cesaretleri, sonra da tasarımları ile beğeni topluyor. Hyperfolk ile hala tanışmadıysanız şimdi tanıştıralım…

“T-shirt markası yaratma” fikri gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Siz kendinizi nasıl ayrıştırıyorsunuz?

Ferhat:  Biz sadece ne giymekten hoşlanıyor ve neyi bulamıyorsak onu tasarlama isteğiyle yola çıktık. Beklentilerimizi bir araya getirdiğimizde risk almadan giyilebilir, kumaş ve dikiş kalitesiyle fark edilebilir bir koleksiyon ortaya çıktı… Tüm bu bileşenler de kendi doğal imzasını yarattı.

Mustafa: Hyperfolk, tarzları sayesinde birbirini farketmiş iki arkadaşın bir araya gelmesiyle ortaya çıktı. Biz kendi giymek isteyeceğimiz t-shirtleri tasarlayarak başladık. Bizim ihtiyacımızı paylaşan ve zevkimize uygun tasarımları taşıyacak bireylere de “Hyperfolk” yani hiper-halk olarak yaklaşıyoruz. Yaşam biçimini bu şekilde yansıtan tasarımları giyip hayat vermek isteyecek farklı ve iddialı bireylerin markası olmak istiyoruz.

Üretim aşamasında olmazsa olmazınız nedir?

F: Hyperfolk, bizim için kusursuz olan t-shirt’ü yaratma deneyimi olarak başladı. Bu yüzden kumaş ve dikiş kalitemiz çok önemli. İyi dikilmiş ve kalıbı güzel olmalı ve tüm bu detayları siyah ve beyaz renklerde sergilemeli.

M: Aktif yaşam tarzı olan bir kesime hitap edecek ürünler tasarlamak ve bu ürünleri giyen kişilerin kendilerini özel hissettikleri kadar rahat olmaları bizim temel hedefimiz.

Aklınızda canlanan ilk tasarım neydi?

F: Önü ve arkası aynı eşitlikte ve dize kadar uzunluğu olan, kendi aramızda  “pelerin” olarak adlandırdığımız tasarım. Bu parçanın unisex kavramını tam anlamıyla yansıttığını düşünüyorum; bir kadının bir erkekte gördüğünde “İşte! Bunu istiyorum.” diyebileceği kadar sade ama fark edilir bir model.

M: Aramızda adını “pelerin” olarak koyduğumuz model, tasarımlarımızı hayata geçirirken başlangıç noktamız oldu. Hem kadın hem de erkek üzerinde ayrı şekilde çılgın gözüken bu model, özellikle festivallerde ve gece hayatında kullanmak için benim favorim.

Popüler kültür tasarımlarınızı nasıl etkiliyor?

F: Bizi popüler kültür bir araya getirdi diyebileceğim kadar… Mustafa ile Suma Beach’te bir partide tanıştık. İkimiz de müziği ve sabahlara kadar dans etmeyi seviyoruz. Markayı yaratırken hep insanların onunla temas ettiği anları gözümüzde canlandırdık. Festivaller, konserler, partiler… Popüler kültürün içerisinde ama kendi benliğinde bir dünya çiziyoruz Hyperfolk için.

M: Müzik hayatımızı anlamlı kılan bir olgu ve tasarımlarımızda müziğin ruhumuza dokunuşunu yansıtmaya çalıştık. Ürünlerimiz, müziğe kendi kaptırmışca dans eden hiperhalkın üzerinde birer mutluluk flaması olsun isteğiyle yola çıktık.

Hyperfolk’u birinin üzerinde görmek ne hissettiriyor?

F: İlk markam olan Özgür Masur tasarımlarını birçok insanda görmeye alışmış olmama rağmen açıkçası Hyperfolk giyen birisini gördüğümde yeni, farklı bir heyecan oluşuyor bende… Aslında bu, tam da Özgür Masur markasını kurduğumuz ilk zamanlara geri götürüyor beni. O amatör heyecanı yeniden yakaladığımı hissediyorum.

M: Yarattığımız marka sayesinde bizim yaşam tarzımızı paylaşan bireylere ulaşma fikri bizi hep motive etti. Bu günlerde fikirlerimizin, iş ortaklarımızın da büyük yardımları ve fedakarlıklarıyla hayata geçmesi ve beğeni toplaması son derece keyifli.

Kendi markasını kurmak isteyenler için paylaşacağınız bir hayat dersi?

F: Bence, gerçekten inandığınız her şey için risk alın…

M: Farklı bir sektörden moda sektörüne geçiş yapma kararı vermis birisi olarak, güvendikleri zevk ve fikirlerine yoğunlaşmalarını ve mesleki yaşantılarını bu yönde şekillendirmelerini öneririm. Bu yolda karşılarına çıkan fırsatları değerlendirsinler ve kendileri için uygun görmedikleri mesleklerde fazla zaman kaybetmesinler.

Bir sonraki koleksiyon için ipucu?

F: İlk koleksiyon Hyperfolk kimliğini tanıttı, şimdi onunla tanışacaksınız.

M: Daha hiper daha siyah daha da heyecanlı!