İşinin en çok hangi yanını seviyorsun?

Hayal ettiğim karakteri, hayal ettiğim yerde basılı olarak görebilmek… Yaptığım işte beni en çok motive eden şey, görsel, yeni bir dünya yaratmak; işimin en sevdiğim yanı. Moda sürekli kendini güncelleyen ve her sezon takipçilerine yenilik sunan büyük bir endüstri. Biz de buna değişik bakış açıları ve farklı vizyonlar sunarak destek veriyoruz.

İstanbul’da styling konusunda yaptığın işlerde seni en çok zorlayan ne oluyor?

İstanbul’da çok büyük bir showroom eksiği var, hala mağazalardan ürün seçip kullanıyoruz… Sene 2017!

Seni en çok yaratıcılığa ne itiyor? Nelerden ilham alırsın?

Dinlediğim müzik, izlediğim filmler, seyahat edip gördüğüm şehirler, insanların birbirleriyle iletişimleri; hepsi bir etken. En çok mimariden etkilendiğimi söyleyebilirim.

Hangi fotoğrafçılarla beraber çalışmak isterdin?

Hayatta olsaydı Helmut Newton. En sevdiğim dönem olan 70’lerin en sevdiğim top modelleriyle, bana göre dönemini en iyi yansıtmış fotoğrafçı.

İstanbul’un moda dünyasına dair nasıl gözlemlerin var?

Gözlemlerim dışında, aslında keşke insanlar bu kadar modanın kalbinde olduğu halde, bu kadar modayla yatıp kalkmasa ve kendi stillerini oluştururken daha başka şeylerden beslenebilse…

Bir filmin stylingini yapmış olsan hangi film olsun isterdin?

Eyes Wide Shut.

Setlerin geçe kadar sürdüğü saatlerde seni motive eden ne olur?

Benim motivasyonum için işin güzel gitmesi ve istediğimiz sonucu almamız yeterli.

Moda ile ilgili bir application çıkartacak olsan, hangi görevi görürdü?

Bir Madame Gres hayranı olarak, döneminde yaşamış, Yves Saint Laurent ve birçok tasarımcıya ilham kaynağı olup yaşadığı dönemi güzelleştiren bütün tasarımcıların arşivlerini anlatan bir app çıkartmak isterdim mümkün olsa…