Carl van der Linde’yi tanımayanlar için söyleyelim; kendisi dünyayı gezme isteğinin varlığında yarattığı tatmin edilemez açlığı doyurmak için yılın büyük bir kısmı seyahat eden bir gezgin.  “Fotoğraf, her zaman hayalini kurduğum hayat için çok iyi bir katalizör oldu- fotoğrafçılığı kendimi dünyaya tanıtmak için bir araç olarak kullanıyorum ve günün sonunda beni gitmem gereken yere  götüreceğine güveniyorum.” diyor. Fotoğraflarının şiir, arzu, zarafet, varoluşçuluk, ve hasreti dışa vurmasının nedeni de bu olsa gerek. “Güney Afrika’nın modern tarihine aşina olan herkes, yakın tarihte insanların yaşamak zorunda kaldığı mücadeleyi ve zorlukları bilir. 90’lı yılların ”özgür doğan” neslinden geliyorum, ülkem o on yılda bağımsız ve demokratik bir cumhuriyet oldu.  Apartheid rejiminden doğrudan etkilenmemiş olmama rağmen hayaletler hala etrafımızdalar hissedebiliyorum. Her gün karşılaştığımız bazı acı gerçeklerden uzaklaşarak, varoluşun ve insanlık halinin güzelliğini öğretmeyi ve göstermeyi amaçlayan hikayeler ve projeler çekmeye çalışıyorum.”

Carl sanatın öznel olduğuna, kazanmak ve kaybetmek kavramlarını barındırmadığına inanıyor.  Bitiş çizgisi yoksa, mutluluk garanti edilemez- sürekli gelişim halindedir. “Gözlemcinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmadan önce, ilgimi çeken ve her şeyden önce doyuma ulaşmamı sağlayan, kişisel duygularımı ifade eden hikayeler peşindeyim. 2020’de Zanzibar’da çektiğim ilk kişisel serimin adı ‘A day is short in Africa.’ Her şey ‘seyahat ederek para kazanmak istiyorum’ düşüncesinden çıktı- fakat seyahat fotoğrafçılığının, içine kolayca girilebilen bir sektör olmadığını anlamam çok uzun sürmedi.”  Dünyayı medyada gösterildiği şekilde değil de gerçekten olduğu gibi görmek, Carl’ı harekete geçiren yegane şey.  Şu sıralar odaklandığı şeyler maneviyat, varoluşçuluk, iklim değişikliği ve sınır toplulukları gibi konular. Ondan büyük şeyler hayal etmesini ve yüksek sesle söylemesini istediğimizde; “Güney Afrika’daki memleketim Bettys Bay hakkında uzun metrajlı bir film yönetmek istiyorum- ama tabii bu büyük hayallerimden biri.” diye cevap veriyor.  Bir sanatçı nasıl hayal etmeden hayatta kalabilir ki! Carl’ın şerefine!

Hayal mi gerçeklik mi?

Yaratıcı insanlar için bir tavsiye.

Bugünlerde nasıl hissediyorsunuz?

Günümüz gençliğine baktığınızda gelecek neye benziyor?

Moda sizin için ne ifade ediyor?

Bizi çocukluğunuza götürün!

Her şey mümkün. Kendiniz için dilediğiniz bir şey var mı?

In Conversation with Duygu Bengi