Olivia Wilde’ın kamera arkasına geçtiği psikolojik gerilimli filmin konuşulması için Harry Styles ve Florence Pugh’un yer alması yeterli. Yayınlanan fragmanı sonrası 1950’lerde geçen filme göz atmanın tam sırası. 

Psikolojik gerilimli film; pandemiden üstüne düşen payı aldı, aksilikler yakasını bırakmadı. Shia LaBeouf ve Dakota Johnson’ın başrolde olması beklenirken cast değişti ve Styles ve Pugh’la beraber Chris Pine da filme dahil oldu. 23 Eylül 2022’de vizyona girecek filmde yönetmen koltuğu dışında ekranda Olivia Wilde’ı görürseniz şaşırmayın. Fragmandan da gördüğümüz üzere Olivia Wilde, kısa süreliğine de olsa beyaz perdeye yansıyacak. 

Don’t Worry Darling, mutsuz bir ev hanımının hikayesi. 1950’lerde sevgi dolu kocasının rahatsız edici bir gerçeği keşfetmesini anlatan filmde hali hazırda bir Grammy adayı ve Little Women’daki müzik performansıyla geçer not olan oyuncu olunca akıllara “Acaba bir müzik performansı izler miyiz?” sorusu geliyor. Chris Pine; gizemli ve tarikat benzeri bir organizasyonun saygıdeğer liderini oynuyor. Pugh’un garip, paranoyak davranışlar sergileyen ve topluluklarındaki her şeyin göründüğü gibi olmadığı konusunda uyarmaya çalışmasıyla beraber Pine ve Pugh karakterleri arasında bir çatışma göreceğimiz kesin. 

Harry Styles’ı ilk defa bir filmde oynarken göremeyeceğiz. Christopher Nolan’ın yönetmenliğini yaptığı 1917 filminde oynayan şarkıcının aynı zamanda geçtiğimiz aylarda Marvel’da Thanos karakterinin erkek kardeşi Eros’u oynayacağı kesinleşmişti. Daha önce bir kere daha yönetmen koltuğunda oturan Olivia Wilde için bu son olmayacak. Nitekim geçen ay, ünlü süper kahraman evreninde başrolde bir kadın karakterin yer aldığı bir film geliştirmek için Sony ile birlikte çalıştığını doğruladı. Hikayenin Spider-Woman etrafında döndüğü söyleniyor. 

Yönetmen Olivia Wilde bir senedir beraber olduğu Harry Styles’ı överek çekimlerin bitmesini Instagram hesabından kutladı. Çoğu erkek oyuncu kadın başrollü filmlerde yardımcı roller oynamak istemiyor. Çünkü eğlence sektörü erkek oyuncuları bu rollerin kabul edilmesinin finansal güçlerini azalttığına inandırdı. Bu yüzden kadın hikayelerine odaklanan filmlerde finansman bulmak zor. En azından Wilde’ın görüşü bu yönde. Sadece bu bakımdan değil konu açısından da filmin feminist yönünün ağır olacağına şüphe yok. Film, Betty Friedan’ın 1963’te en çok satan kitabı olan The Feminine Mystique’e atıfta bulunuyor. Nitekim fragmanda gördüğümüz “kadının rolü” kitapta eleştiriliyor. “Bulunduğun sistemi çökertmeye hazır mısın?” sorusu tıpkı kitaptaki gibi filmin ana problematiği. 

Hayal gücünün sınırlarını zorlayan fragmanı görmek isteyenleri şöyle alalım.