by Kemal Hamamcıoğlu,
Çamurlu pencere kendi kendini yıkıyor. Çiçekler kendi kendine çürüyor demir balkonda. İçerden yetişemiyorum dışarı. Yukarıdaki külüyle sardunyaları yakıyor yaz kış. Yetişemiyorum hiç yukarı…
Yukarıdaki hep hızlı. Sardunyaları yakıyor yaz kış. Yetişemiyorum, alnımı tokatlıyorum hızlı hızlı…
Uzay boşluğundan daha geniş alnım benim. Yıldız çaktığı falan da yok. Kayan sadece göğüs kafesinde dikişsiz bir nefes. Yersiz, otuz küsur nefes.
Peki ayaktaki fotoğrafların boyu mu kısalıyor, sesi mi az duyuluyor mesafe yaklaşırken?
Alıştığın sesleri kısalırken meşgule alma. Kısa kesme. Bir kez olsun, çok özledim de.
Yanaklarım yere sarkarken, kısalan bir omuza nerden sarılacağım? Onu da desene. Bir b*k bilmiyorsun! Hep akıl veriyorsun hızlı hızlı.
Bence aya hiç çıkılmadı. Işık hızında hiçbir ses ulaşmadı yukarı. Bir balkon, bir de alnım var. Kara deliklerse demir balkondan sarkıyor. Balkona çıkmadıkça, aya hep küllerin düşüyor.
Bu sabah sırf bu yüzden inat ettim uyumadım. Yoldan çaldığım sardunyayı yoğurt kabına bıraktım. Çamurlu pencereden uzanıp ona yer açtım. Aşağı doğru uzattı hemen yüzünü. Can suyu verdim, suyun yarısı aşağı aktı hemen.Sonra balkona sırtımı döndüm. Yine. Yine duvarı seyrediyorum.
Kısalan bir omuza nerden sarılacağımı hala bilmiyorum. Ama bundan fazlasını ay seninken biliyorum.
Biliyor musun?
Hiç yetişemiyorum yukarı… Hiç rüya. Kabul.
Bir tek alnımı tokatlıyorum hızlı hızlı. Bir tek fotoğrafsız duvarı seyrediyorum. Bir tek annemi seyrediyorum.
Ben onu çok seviyorum!
Sen de bir tek külünü tut şimdi. Sonra s*ktir git.
Böyle sevme kimseyi…

Teşekkürler /Thanks to: Gonca Vuslateri