Alperen Taşyürek Makine Mühendisi genç bir sanatçı. İyilik İçin Sanat platformu ile bu sene ArtWeeks’te yer alan eserlere kendi dokunuşunu katması ile dikkatimizi çekti. Alperen, İyilik İçin Sanat kapsamında eserleri sergilenen sanatçıların 40’tan fazla işini işitsel eserlere dönüştürüyor. Siz de bizim gibi ‘Nasıl yani?’ dediyseniz sizi Alperen ile yaptığımız  röportajı okumaya çağırıyoruz. 

Kendinden ve önceki işlerinden biraz bahsedebilir misin?

Aslında Makine Mühendisiyim. Kendimi bildim bileli hep farklı projeler geliştiriyorum. İlk projem yapyaz.com 2013’te ilk 3 boyutlu yazıcı portalı oldu ve proje geliştirmeye ilk adımımı atmış oldum. Projeyi 3 boyutlu yazıcı ile üretim yapanların birbirleriyle iletişime girebilecekleri bir platform olarak tasarlamıştık. Ancak o dönem 3D yazıcılar çok yaygın olmadığı için proje kısa zamanda maalesef kendini imha etti. İlk içime sinen projem ise Miles Responsibility oldu. Kullanılmayan havayolu millerinin ihtiyaç sahibi kurumlara bağışlanması üzerine kuruldu. Airbus, Boeing ve THY gibi kurumların yarışmalarda önemli dereceler elde ettik. Bu projelerle 2 kere Sonar Istanbul’da Future Tellers’a konuşmacı olarak katılma fırsatını yakaladım. 

Şimdiye kadar birçok projen oldu. Bu projelere başlaman konusunda ilk ilham kaynağın neydi?

Yıllar önce Digilogue’un bir konuşmasını dinlemiştim. Ebru Kurbak’ın bir paneldeki konuşmasıydı. Çok büyülenmiş bir şekilde kalktım o panelden. Hala katılımcı kartımı saklıyorum. 

Renk ve dokuları ses frekansına çevirme fikrine nerden ulaştın?

Görmek güçlü bir duyu, ama istenen algıyı bence tam olarak karşılamıyor. Acaba işitme duyusunu da katarak eserden aldığımız hissi bir üst noktaya çıkarabilir miyim düşündüm. Apollon Engine ilk olarak Newton ve Pascal’ın ve Da Vinci’nin çalışmalarını inceleyerek renk tabanlı bir model geliştirdim.  Bu model renkleri ses frekanslarına çeviren bir modeldi. En başta sadece renk frekansını alıp ses frekansına çeviren bir model olarak başladı.  Sonrasında acaba bir yapay zeka modülü geliştirsem nasıl olur diye çalışmalara başladım. Örneğin uyumsuz sesleri  ve tekrar eden frekansları ayırt edebilecek ve daha dinlenebilir bir hale getirmek üzerine kafa yordum. Proje ilerledikçe yapay zekayı görselden duygu okuma konusunda da geliştirdik. 

Peki işin matematiği nasıl işliyor?

Aslında bilimsel çalışmaları çok araştırdım. Renk ve müzik teorilerini araştırdım Mozart’ın tüm eserlerini kullanıp bu notayla bu renk eşleşsin demek çok kolay. Biz bunu yapmak istemedik ve yeni bir yapay zeka yazılımı geliştirdik.

Sese dönüştürme süreci ve yapay zeka algoritması tam olarak nasıl işliyor?

Öncelikle görselin taranması ile başlıyor süreç. Bu tarama sonucunda bir duygu durum analizi yapıyor. Çıkan sonuca göre kendine bir akor belirliyor. Daha sonrasında ise eserin renk dizilimi, çizgiselliğini parçalara ayırarak algılıyor ve başta temel aldığı akora göre notalar belirliyor. Müzik teorisi kısmı aslında bu noktada işin içine giriyor. 

Mecra olarak olarak ‘ses’ tercih etmenin sebebin neydi?

İnsanın 5 duyusu var ve bunların en güçlüleri görme, duyma ve dokunma. Siz herhangi bir etkileşime girmediğiniz ve bir uyarıcıya maruz kalmadığınız durumda göremez veya hissedemezsiniz ancak ses size yine de ulaşabilir. Bu nokta benim için çok kritikti. 

Proje süreci nasıl gelişti, ne kadar süredir bu proje üzerinde çalışıyorsun?

Yaklaşık 2.5 senedir bu proje için çalışıyorum. En büyük desteği Aslı Yılmaztürk’ten gördüm. Birlikte çalıştığımız sırada maalesef kendisini kaybettik. Daha sonrasında ise Selin Hanım ile yollarımız kesişti ve birlikte çalışmaya başladık. Melisa Turan’ın bir eseri ise projede uygulamaya geçirdiğimiz ilk eser oldu.

İyilik İçin Sanat ve ArtWeeks yolculuğundan bahseder misin?

İyilik İçin Sanat ile karma bir sergide bu projeyi çalışmak istedik Selin Hanım ile birlikte bunun daha güçlü olacağına inandık. Geliştirdiğimiz yapay zekanın farklı çalışma prensiplerinde de uygulanabileceğini gösterebilmek için farklı sanatçılarla çalışmak bizim için çok önemliydi. Daha sonrasında da zaten ArtWeeks sürecine girmiş olduk. Bu süreçte 40’tan fazla eser için ses ürettik. 

Aslında görsel eserleri sese çevirme fikri sanatçılar tarafnda nasıl karşılandı onu da merak ediyorum. Bir sanatçının işine kendi yorumunu/matematiğini katıyorsun ve ortaya bambaşka mecradan bir iş çıkıyor. Aldığın tepkiler nasıldı?

Çok güzel tepkiler aldım aslında. Sanatçıların bu çalışmaya sıcak bakması benim için çok anlamlı ve değerli. Eserlerle seslerin çok uyumlu olduğunu düşünüyoruz.

Projenin yolculuğunu tamamlamış olduğunu mu düşünüyorsun yoksa ilerisi için planladığın başka rotaları da var mı?

Yolun daha çok başındayız. İlk deneyim olarak görüyoruz aslında şu anki halini. Asıl yapmak istediğimiz şey  daha etkileşimli bir halde sunuyor olabilmek. Örneğin bir galeriyi gezerken o ortamın da müziğini verebiliyor olmak.. Aslında biraz erişilebilirlik de giriyor bu noktada işin içine. 

Peki iş bittikten sonrasında senin için sırada ne var?

Aslında işin çıktısının yanında süreci de çok önemli benim için. Yapay zekanın en başta sona kadar attığı her adımı analiz edebildiğim bir sistem de var aslında. Daha sonrasında geliştirmek için çok mühim. Örneğin aynı görseli farklı boyutlarda da yüklüyorum ve yapay zekayı aslında bir anlamda test ediyorum. İlginç şekilde inanılmaz benzer sonuçlar çıkıyor. Daha sonrasında video üzerinden bu şekilde çalışmayı hedefliyoruz.