Yaz size hayallerden bir kapı açar. İçerisine girdiğinizde zaman, mekan tüm kavramlar gerçekliğinden kopar ve sizi hayatla ilgili her şeyin daha pozitif olduğu bir tarafa davet eder. Bardağın hep dolu tarafını görebilmek gibi… “Dünya hayallerim olmadan korkunç bir yer.” diyor Pınar, ve bizi bir yaz düşüne davet ediyor. Kendi ütopyanızı bulmanız dileğiyle!

“Dünyayı kurtarma” güdüsü ile başladığın oyunculukta bugün kendini nerede görüyorsun? 

Bitmeyen ve her gün daha çok öğrendiğim bir yolculuk. Dünyayı kurtarmak için dünyamı iyileştirmem, güzelleştirmem gerekiyordu. Kendime dönüş yapmadan dünyayı değiştiremeyeceğimi
anladım. Dünya acı hikayelerle dolu… Benim dünyayı kurtarma şeklim oynadığım karakterlerle insanların hayatına dokunmak. “Benim hikayemi anlatıyorsun, hayatımda bir yere dokundu!” gibi cümlelerle karşılaştığımda doğru yolda olduğumu hissediyorum. 

Şanslı olduğunu düşünüyor musun? 

Şansını kendi yaratanlardanım. Bir şeyi elde edebilmem için çok istemem ve çalışmam lazım. İşini şansa bırakanlardan değilim. 

Sol: Bluz, Pantolon, Yağmurluk, Ayakkabılar: PRADA ; Sağ: Üst, Şort, Terlikler, Çanta: MIU MIU

Korkularının üzerine gider misin? 

Hayatımdaki en büyük “challenge”! “Korktuğun her
duygunun üzerine git!” diye yazmışım defterime yıllar önce. Deneyimlemediğimiz duygulardan korkmamız öğretiliyor. Bir çocuğa eli yanmadan ateşten uzak durması öğretilirken merak güdüsünü elinden almış oluyoruz. Aslında başkalarının korkusunu kendi korkumuzmuş gibi yaşayıp, büyüyoruz. Nedenini bilmediğim bir şekilde kediden çok korkuyordum, bir gün üzerine gitmeye karar verdim ve kedi sahiplendim. Her ne kadar ilk üç gün uzaktan birbirimize baksak da sonrasında hissettiğim o duygu inanılmazdı… Yaş aldıkça kendime sınır koymamayı ve dilediğim gibi, korkusuzca yaşamayı öğreniyorum. 

Yaz – kış, sevgi – şiddet, siyah – beyaz… Örnekleri çoğaltmak mümkün! Zıtlıkların hayatındaki yeri nasıl? Geçişlere inanır mısın? İnişli çıkışlı alabildiğine uçlarda mı yaşarsın?


“İnsanı yaşatan ölümdür” der Oruç Aruoba. Ölümü düşünmeden yaşamı deneyimleyemezsin. Hayat tamamen bu zıtlıklar üzerine kurulu. Çocukluğumdan beri hep pozitif bakan ve hayattaki yegane amacın “mutlu olmak” olduğunu düşünen biriydim. 2020‘nin başında yine kitaplarıma gömülüp, kendi melankolik dünyamın içinde farkettim ki acıyı yaşamadan mutluluğun kıymetini anlamıyorsun. Kendi içimde bile inanılmaz çelişiyorum. İçimdeki kadınlardan biri siyah derken, diğeri beyaz diyebiliyor. Hayatta kendimi dengede tutmaya çalışıyorum. İçimdeki kadınlardan biri uçlarda yaşamayı seçtiğinde önce “Bırak, nasıl geliyorsa öyle yaşa!” diyorum baktım ki ipin ucu kaçıyor o zaman onu dizginlemeye çalışıyorum.

Bu duyguları hayatında nasıl dengeliyorsun?

Farkında olarak. Yaşadığım en uç nokta geçtiği an dönüp fotoğrafını çekiyorum. Ben bu hale nasıl geldim cümlesini kurmuşluğum var ve özüne inip orda ne öğrenmem gerektiğini sorguluyorum. Herkes her şeye dönüşebilir. Duygumu, olduğum kişiyi yargılamamaya çalışıyorum yoksa tam olarak yargıladığım kişiye dönüşüyorum. Yaptığım hatalar,verdiğim tepkiler, üzdüğüm insanlar… Hepsi geçecek diyorum, sen de bıraktığı izi hatırla.

Ceket, Etek: NETWORK, Kemer: SEEN PIECES, Güneş Gözlüğü: PRADA

Kendini tanıdıkça kaygıların su yüzüne çıkıyor mu?

Kesinlikle. İnsan kendisinin farkına varıp, bilgilenmeye başladıkça kaygı tohumu ekilmeye başlıyor. İlk oyunculuk deneyimimde sıfır kaygılıydım çünkü benim için oyun gibiydi olayın ciddiyetinin farkında değildim, ne zaman ki içine girdim, eğitim almaya başladım oyunculuk algım gelişti o zaman kaygı denen meret

su yüzüne çıkmaya başladı. Ya iyi bir oyuncu olamazsam, ya başaramazsam? Kendimi tanıdıkça da ya iyi bir insan olamazsam sorusuyla boğuşuyordum. NLP, nefes terapileri, reiki gibi yolumu aydınlatacak her türlü bilgiyle de tanıştım ve tanışmaya devam ediyorum. Bildikçe, kendimle uğraştıkça huzursuzlanmaya başladım. Kendi evrenimin ne kadar karmaşık ve sonsuz olduğunu farkettim. O huzursuzluk beni daha da insan kılıyor. Hayatla derdi olan birinin kaygılanmaması mümkün mü?

Ceket, Etek: NETWORK, Kemer: SEEN PIECES, Güneş Gözlüğü: PRADA

Hayat bir yarış, bir mücadele gibi mi yoksa daha dingin bir dönemde misin?
Ben de bunun farklı bir versiyonunu kendime soruyorum. Şu an hayatımın hangi dönemindeyim ve ne hissediyorum? Hayatımın karmaşık bir dönemini geride bıraktım (umuyorum) şu an müthiş bir huzur hissediyorum. Fırtına sonrası dalgalar duruldu ve ben kendimi sırt üstü denize bıraktım, sadece gökyüzünü izliyorum. Geleceğe dair cümlelerim azaldı ve bu beni ‘an’ da tutuyor. Yazın ne yapacağımı,
beş yıl sonra ne hissedeceğimi, yarın nereye gideceğimi bilmiyorum. Bilmiyorum müthiş bir kelime, 5 dakika sonra başıma ne geleceğini ve ne hissedeceğimi bilmemek çok heyecan verici bence.

Hayal kurmak seni nasıl etkiliyor?

Hep daha fazlasını görmeye, daha fazlasını yaratmaya teşvik ediyor. Dünya hayallerim olmadan korkunç bir yer. Kendi ütopyamda yaşamayı seviyorum.

Üst: CALVIN KLEIN, Bluz: GRACE BY EDA, Jeans: BURBERRY

Motivasyonunu nelerden alırsın?

Kesinlikle doğa! Kendimi doğaya attığım her an kendimden yeni bir ben yaratıyorum. Binalar, arabalar ben de hep bir sıkışmışlık hissi yaratıyor. Doğanın içinde kitap okumak, müzik dinlemek hayattaki en büyük meditasyonum.

Yazı nasıl tanımlarsın?

Ferahlık,özgürlük ve mutluluk hissi..Tam bir yaz çocuğuyum. Güneşi gördüğüm an coşkudan içim taşıyor sanki. Hemen uzaklara, başka gökyüzüne, maviliklere yolculuk yapmak istiyorum.

Üst: CALVIN KLEIN, Bluz: GRACE BY EDA, Jeans: BURBERRY

Yazın geldiğini nasıl anlarsın?

Ayağımın suya değdiği ilk an yaz başlar. Suya girmeme bile gerek yok, kıyısında uzanmak bile mutluluk sebebi. Her şey daha güzel daha anlamlı geliyor. İnsanlar daha mutlu görünüyor gözüme

Yaz aşklarına inanır mısın?

Ben hep yazın aşık oldum. Orhan Veli’nin de dediği gibi ‘Beni bu güzel havalar mahvetti. Böyle havada aşık oldum. ’Tüm duygularım arşa kalkıyor ve daha akışta hissediyorum kendimi.

Elbise: SALIH BALTA, Şapka: TETE BLEUE, Küpeler&Bileklikler: TERZIHAN

Gözlerini kapat ve bize içerisinde deniz, kum ve bolca güneş olan bir hikaye anlat!


Tam olarak bulunduğum yer. Şu an bir film çekimindeyim ve Likya’nın en güzel yerlerine gidip yeşilin ve mavinin içinde kendimi yeniden buluyorum. Dünyanın bütün çirkinlikleri yok oluyor sanki. Sevdiğim insanlar yanımda ve bağırarak şarkı söyleyip çıplak ayak dans edebildiğim bir hikayenin içindeyim. Benden mutlusu yok.

Yazı diğer tüm zaman dilimlerinden ayıran hayatlarımıza “artı bir” değer katan yanı senin için ne?


Güneş enerjisiyle çalışan biri olarak ışık odaya ilk dolduğu anda kendimi mutlu hissediyorum bir kere. Benim için road trip sezonu açılıyor. Kışın gezmeyi sevmediğimi farkettim. Üşürken tadını çıkaramıyorum ve olduğum yere konsantre olamıyorum. Ne zaman ki cemre suya düşüyor insanlar üstündeki yorgun toprağı atıyormuş gibi geliyor bana. Özgürleşiyoruz ve daha çok dans ediyoruz. Canım nasıl ‘yaz’ çekti şuan anlatamam. Covidsiz ve yaz akşamlarında edilecek sohbetlerin şerefine.

Bir film?

I lost my body

Bir karakter?

Raskolnikov

Bir replik?

“Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün… Ama naparsan yap ilerlemek zorundasın.”

Netflix’te son keşfin?

Love, Death & Robots

En çok kimle telefonda konuşursun?

Menajerim Tuba ile!

Bir kitap?

Göğü Delen Adam, Erich Scheurmann.

Bir alıntı?

Yenilen ve sonra yeniden yenillen, tarzını ve şeklini öylesine sıkça değiştir ki seni kategorize edemesinler. Yenilen, ve neyse onu kabul et ama yenilendiğin ve yeniden yenilendiğin koşullarla.. Kendini sen yetiştir ve yaşamını yenile, bunu yapmalısın. Çünkü; hayatın, geçmişin, şimdin. Sadece sana ait..

Charles Bukowski

Şu sıralar playlist’inde en çok hangi şarkıyı dönüyor?

Lover, You Should’ve Come Over, Jeff Buckley

Bir yaz akşamı ritüeli?

Dışardayım, hava düşüyor ve ben elimde kitap uzanmışım. Birazdan arkadaşlarım gelecek ve ben içip dans etmeye başlayacağım belki de…

Creative Direction DUYGU BENGİ & BURAK SANUK

Röportaj DUYGU BENGI

Fotoğraf EYLÜL EZIK

Moda Editörü ARAS KILIÇ

Saç REMZİ ATEŞ

Makyaj NÜVIT TİRYAKİ

Set Tasarımı ATIL AGGÜNDÜZ


Pınar’ın UTOPIA’sını izlemek için linki takip edin!