İki mimar, tasarım ile olan ilişkisini; kökleriyle olan bağlarıyla birlikte hikaye anlatıcılığı misyonu üstlenen kilimlere dönüştürüyor. Ve “The Keep”in de hikayesi tam burada başlıyor. Farklı disiplinlerden gelen sanatçıların hikayelerini kilimlerine yansıtan The Keep, hikaye anlatıcılığının bu geleneksel ruhunu koruyor ve bizi de bu büyülü imgeler dünyasına davet ediyor.

Keep’in hikayesi nasıl başladı?

Bilge: The Keep aslında benim yıllardır aklımda olan bir iş, çok aniden çıktı ve büyüyor gibi görünse de sanırım üzerine uzun uzun düşündüğüm şeyleri şimdi gerçekten deneyimliyoruz. Benim ailem 3 kuşaktır Uşak’ta halı ve kilim üretiyor. Nispeten klasik desenler, kuzenlerimden biri olan Emre Kalfa resim mezunu, onun da üretime katılmasıyla yılların verdiği tecrübe, farklı desenlerle nasıl buluşabilir denenmeye başlanmıştı zaten. Bunun yanı sıra ben de ortağım Senem de on yıldan fazladır mimarlık yapıyoruz, kendi ofislerimiz var. Ben İstanbul’da büyük ölçekli projeler üretiyordum, şu anda Berlin’de daha orta ve küçük ölçekli iç mekan projeleriyle uğraşıyorum, tasarımla bu kadar çok ilgiliyken neden bu tecrübe ve birikim başka bir şeye dönüşmesin sorusunun cevabı olarak the Keep ortaya çıktı. Senem’le de Moda’da aynı mekanı paylaştığımız bir dönemden tanışıyoruz, ortaklığımız planlanmış bir geçmişe dayanmıyor ancak içgüdüsel denebilir.

Senem: The Keep’in hikayesi benim için Berlin’den gelen bir telefonla başladı. Uzun süredir tasarım ürünler üzerine bir iş kurmak istiyordum fakat neyle başlayacağım konusunda net bir fikrim yoktu. Bilge planlarından bahsedince hemen tamam dedim. Sezgilerimizle ilerleyerek bir yol açtık.

İki mimar tasarım kilimler düşlerken sınırları ne oluyor?

Senem: İşlerine kendimizi yakın hissettiğimiz tasarımcılara iş birliği teklif ediyoruz. Koleksiyondaki anlatılar için her zaman bir üst başlığımız oluyor. Örneğin ilk koleksiyonumuz ‘Ev Hikâyeleri’ydi ikinci koleksiyonumuz konsepti ise ‘Gündüz Düşleri’. Başlıkları, kilimlerin yaşantımızda, evimizde yarattığı çağrışımları düşünerek buluyoruz. Başlıkları belirledikten sonra da tasarımcıların bu konulardaki etkileşimleri devreye giriyor. Ortaya çıkan tasarımla birlikte sanatçılardan kilimi anlatan küçük bir hikâye yazmalarını istiyoruz. Kelimeleri sevdiğim için özellikle kilimlerle gelen bu metinler de beni oldukça heyecanlandırıyor.

Bilge: Biz farklı tasarımcılarla çalışmayı seviyoruz, yakında yeni koleksiyonumuz çıkacak ve yine başarılı birçok kadın tasarımcı ile iş birlikleri yaptık. Benim kendi adıma konsepti tasarımcılarla paylaştıktan sonra sorularımdan biri şu oluyor, oldukça naif bir soru belki ama “Tasarladığın şeyi kendi evine serer misin?”  Bu bence önemli bir sınır. Bunun dışında üretimin kendi sınırları var, dokunan ölçüye göre en fazla renk sayısı ya da desen beklentisi değişebiliyor. Böyle durumlarda mimar olmanın getirdiği organizasyon ve iletişim becerileri işleri kolaylaştırıyor diyebilirim.

Desen, boyut, konsept gibi adımlarda belirleyici unsurlar neler? Nasıl bir disiplinin sonucu oluşuyor koleksiyonunuz?

Bilge: Esra ile ilk koleksiyonumuz “Ev Hikayeleri”nde birlikte çalıştık. Gaye ile de sınırlı sayıda imzalı ve sertifikalı tek defaya mahsus bir üretim iş birliği yaptık. Desenle ilgili kısıtlamamız yok, bu konuda tasarımcıya çok güveniyoruz, ancak boyutla ilgili teknik imkanlarımız, bir de atölyenin yıllardır ürettiği ve sattığı ölçüleri biliyor olmamız sanatçılara boyut önerisinde bulunmamıza yardımcı oluyor. Sanatçı yine de ‘ben özel bir boyut isterim’ derse elbette onu da çalışabiliyoruz. 

Senem: Her tasarımcının bugüne kadar getirdiği, kendine ait bir birikimi ve iş yapış şekli var. Bunlar kilim dokuma ritüelleri ve teknikleri ile birleşince ortaya özgün işler çıkıyor. Tasarımcılar ile sezgisel olarak iş birliği yapıyoruz. Esra ve Gaye de işlerini yakından takip ettiğimiz, duyusal ortaklıklarımızın olduğu sanatçılardı. 

Sanatçılardan birkaç cümle ile koleksiyonlarını anlatmalarını istersek, bize ne söylersiniz?

Bilge: Şimdilik iki koleksiyonumuz var, ilk koleksiyonda Didem Çabukel, Esra Gülmen, Dilşad Aladağ, Işık Kaya ve ben varız. Bu koleksiyonda ” her ev bir hikaye saklar” cümlesi ile yola çıktık ve herkes kendi kısa hikayesini bu  kilimler aracılığıyla  anlattı diyebilirim. Aslında kilimle hikaye anlatmak oldukça geleneksel de bir yöntem. Kilimler, halılar bildiğiniz gibi koca bir imgeler dünyası.

Anadolu kilimlerine çocukluğumdan beri olağanüstü bir ilgi ve sevgi duyuyorum. Çocukken anneannemin evindeki, babamın atölyesindeki kilimlere, halılara bakıp hayaller kurardım. Deve kervanları, dört nala koşan atlar, uzay savaşları, 8 bit oyunlar, entrikalar ve hatırlamadığım bir sürü başka hikaye uydururdum. Geçen sene planladığımız bir sergi için, çizdiğim desenlerden oluşan el dokuması halılar hayal etmiştim ama salgın nedeniyle sergi ertelendi. Bu sırada yollarımız Senem ve Bilge’yle kesişti ve tamamen kadınların gücüyle hayata geçen bu markanın ve birlikteliğin bir parçası olmak bana da güç ve ilham verdi. – Gaye Su Akyol

Kilimleriniz nasıl üretiliyor? Bütün bu dizayn ve özgün koleksiyon yaratımı süreci kadar, üretim süreçleri de bizi heyecanlandırıyor! 

Senem: Bizi de heyecanlandırıyor!

Bilge: Aslında üç farklı üretim biçimimiz var, ilki, ’her ev bir hikâye saklar’ koleksiyonunda özellikle tercih ettiğimiz geri dönüşümlü pamuktan, makinede dokunan vegan kilimler. Bu dokuma biçimi el dokumasına göre daha erişilebilir fiyatlarda üretim yapmamızı kolaylaştırıyor. Her desen önce makineye uygun bir dijital kalıp haline getiriliyor ve sonra atölyenin belirlediği mimimum adette üretiliyor. 

Diğer üretim biçimi el dokuması, o oldukça meşakkatli bir iş; bir metrekaresi neredeyse bir haftada dokunuyor, el dokumalarında yüzde yüz yün tercih ediliyor, çok da kolay olmayan desenleri çalıştığımız için doğru ustaları bulmak çok önemli. Bu anlamda şanslıyız ve  yine harika kadınlarla çalışıyoruz. Dokunan kilim daha sonra temizliğe hazırlanıyor, ve yıkama ütüleme sonrası gönderime hazır hale geliyor.

Bir de şimdi, her ikimiz de deneyerek bir şeyler ortaya çıkarmayı, bu heyecanı çok sevdiğimizden 19.yy’dan kalma, Türkiye’de kara tezgah olarak da bilinen jaguar tek desen üreten bir tezgahta denemeler yapıyoruz. Onlar da çok yakında görünür olacaklar.