Yılmaz Erdoğan’ın kaleminden çıkan “Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?” 1999’da tiyatro oyunu olarak başlayan yolculuğunu günümüzde bir Netflix yapımı sinema filmine dönüştürüyor. Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı, Andaç Haznederoğlu’nun yönettiği film; Ecem Erkek, Devrim Yakut, Engin Alkan, Merve Dizdar, Ushan Çakır, Bora Akkaş ve Ahmet Rıfat Şungar gibi isimlerin yer aldığı oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Tipik bir Türk aile portresinde alışılagelmeyen bir kız çocuğunun hikayesini konu alan filmde cumhuriyetin ilk yıllarından milenyum çağına uzanan bir İstanbul portresi çiziliyor.

“Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?” filmini izlerken, tiyatronun hızlı anlatım dilinden çıkmamış sinematografinin derinliklerinde kaybolamamış görsellik bizi arada bırakıyor… Bu bir tercih mi yoksa… Filmi kurgularken o dönemin tiyatrosundaki aceleci ve mecburi iki boyutlu anlatımının günümüz sinemasını hapsettiği dil, genel bir üzüntü nedeni olsa da üstün zekalı bir kız çocuğunun saçtığı o parıltıyı ateş böceği ile tasvir eden naiflikte bir hikayeyi beyaz perdede görmek muazzam. Yaşadığı ve yaşattığı tüm duygularla Türkiye mozaiğindeki yeri ile bu hikayede sadece Gülseren, Nazif ve Dündar’a görülen ateş böcekleri; sevginin ve mutluluğun yaydığı görünmez dalgalar gibi yayılıyor… Ve film bittiğinde yakın geçmişimizden hepimizin bir noktadan bağlı olduğu bu duygular, bizi geçmişle gelecek arasında boğazında birkaç kelime düğümlenen insanlara dönüştürüyor.