Sanatın dokusu günden güne şekil değiştirmeye devam ediyor. Yaşanan her yenilik ve değişimle birlikte daha farklı bir varoluşa evrilen sanat, pandeminin her sektörü olduğu gibi sanat sektörünü de dijitalleşmeye ittiği bu günlerde fiziksellikten yoksun platformlarla sanatseverlerle buluşuyor. Herkesi sanat ve tasarımın kural tanımayan dünyasında iyi hissetmeye davet eden Shopi go ART’ın serüveni de bu dijitalleşmenin bir eseri!

Shopi go ART; küratörlüğünü Murat Süter, Ulaş Parkan ve Seyhan Musaoğlu gibi isimlerinden oluşan kreatif ekibinin üstlendiği sanat inisiyatifi ile bir markadan daha çok bireyselliğin modern sanatla kesiştiği yeni bir sanal platform olarak karşımıza çıkıyor.

Based Istanbul olarak, Shopi go ART kürasyon ekibine merak ettiklerimizi sorduk: 

Murat Süter

Shopi go ART’ı yaratırken hangi ideal adımlarınızı besledi? 

Shopi go’ da yola cesaret isteyen, alışılmadık ve açıkçası kurulduğumuz ilk yıllarda Türkiye’de “zor anlaşılır” diyebileceğimiz bir seçki ile başladık. Bir bütün olarak kurguladığımız bu dünyada her zaman moda ve sanatın aynı fikre hizmet ettiğini savunduk; iyi hissetmek/hissettirmek. Bu düşünceden yola çıkarak kurduk Shopi go ART’ ı. Önümüzdeki dönemde de hedefimiz her daim yeninin peşinde bir bakış açısıyla çağdaş sanatı yaymak.

Shopi go ART sizce ne denli Shopi go’nun DNA’sını yansıtıyor? 

Shopi go’yu kurarken, sadece bir marka değil, bir dünya yaratmak üzere yola çıkmıştık. Shopi go bünyesindeki her ürün her daim yeni ve çağdaş tasarım anlayışını benimseyen bir yaşam stilini yansıtıyor.  Shopi go ART’ ı kurarken de bizi bu DNA herekete geçirdi.

Sanatın çoğunluk tarafından ulaşılmaz varsayıldığı genel algı hakkındaki düşünceleriniz nedir?

Biz sanatın ancak toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilirse varlığını sürdürebileceğini düşünüyoruz. shopi go ART’ ı bu bilinçle kurduk. Sanatın hayatın bir parçası olarak görülmesini istiyoruz ve de herkesin en az bir sanat eserine sahip olması için çalışıyoruz. shopigo ART’ı ulaşılabilir bir sanat platformu olarak yaşatacağız.

Shopi go ART gibi bir sanat insiyatifini hayata geçirirken platformda yer verdiginiz isimler ve eserlerinde ne tür kriterlere dikkat ettiniz? 

Shopi go DNA’sından hareketle her gün, her baktığımızda yeni bir şeyler keşif edebileceğimiz, bakmaktan sıkılmayacağımız eserler seçiyor ve bu dünyadan eserleri üreten sanatçılarla çalışıyoruz.

Seyhan Musaoğlu

Dijitalleşmenin modern sanata olan etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyada sanatın dijitalleşme süreci bir süredir güçlenerek devam ediyor. Dijital teknolojiler sayesinde eserlere erişimimiz çok daha hızlı oluyor. Eserlerin tasarım sürecini en başından inceleyebiliyor, bir galeri ya da müzede görebileceğimizden daha farklı seçeneklerle deneyimleyebiliyoruz. Aynı şekilde sanatçılar için de sanat eseri yaratma konusunda yeni boyutlar, yöntemler ve sergileme imkanları sağladı bu süreç. 

Shopi go ART kimlere hitap ediyor / etmeli? 

Bugüne kadar sanatı deneyimlemiş ya da deneyimleme fırsatı bulamamış herkese hitap ediyor. Biz herkesin, sanatı hayatının bir parçası olduğunu farketmesini istiyoruz. Bu farkındalığı geniş kitlelere yaydıkça herkesin hayatında olumlu etki hissederek, mutlu olacağı alanlar yaratmasını sağlamak arzumuz.

Kürasyon ekibinin parçası olmakla beraber, performans sanatı alanındaki kimliğinizle de öne çıkıyorsunuz. Sanatçı kişiliğinizden elde ettiğiniz deneyimlerinizin Shopi go ART üzerinde nasıl bir etkisi oldu?  

Küratörlük bütünsel bir süreç ve diyalogun nasıl kurulduğu çok önemli. Performans sanatı da hayatın içinden deneyimlere en yakın olan ve paylaşım ile oluşan bir süreç. Hem sanatçı hem küratör ve hem de sanat direktörü deneyimlerimin olması, sanatçıların isteklerini daha iyi anlamamı ve iki taraf arasında gereken bağı ve iletişimi doğru şekilde kurmamı sağlıyor. Çağdaş sanatın herkes tarafından sahiplenilmesini ve sanatçının üretiminin sürdürülebilirliğini esas alan shopi go ART için de bu bağın kurulması çok önemliydi.

Shopi go ART ‘ın performans sanatının satılabilir bir sanat türü olmadığı algısını ne denli kıracağı düşüncesindesiniz? 

Shopi go ART bütün sanat türlerine açık bir platform. Online bir platform olduğumuz için, performans sanatı gibi sanat türlerini nasıl en iyi şekilde sergileyebilir ve anlaşılmasını sağlayabiliriz konularında çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalar sonucunda içimize sinecek çözümlerin çıkması, bu sanat türlerini de bünyemize katmamızın yolunu açacaktır.

Ulaş Parkan 

Karantina sürecinin Shopi go ART üzerinde nasıl bir etkisi oldu sizce? 

Pandeminin sanat adına yaratıcılıkta ve sanat üretiminde çok büyük etkileri olduğu kesin. Bir yandan evlerimizde olma gerekliliği, bir yandan evlerimizi güzelleştirme ve içinde daha iyi vakit geçirebilme isteği insanların sanatı farklı bir bakış açısıyla değerlendirmesine sebep oldu. Shopi go ART böyle karanlık ve can sıkıcı bir süreçte gerek küratör ekibi gerek ise sanatçılarıyla gerçekleştirdiği işbirlikleriyle sanatta yeni normali tanımlayarak yeni deneyimlerin peşine düştü.

Istanbul’da “Ambidexter” isimli bir sanat galeriniz var. Bir galerici olarak sanatın günden güne daha da dijitalleşmesi sizin için ne ifade ediyor?

Özellikle son on yıldır geleneksel galeriler ve fuarlar çağa ayak uydurmak adına dijitalleşmek için ciddi yatırımlar yaptılar.  Konvansiyonel galerileri ve fuarları bu adımları atmaya mecbur bırakan günümüzde hepimizi derinden etkileyen bir küresel krizin ortasındayız. Kısacası uzun vadede kaçınılmaz olan bu değişim süreci elimizde olmayan sebeplerle daha da hızlandı. Bu değişimle birlikte hep beraber yeni deneyimler kazanıyoruz; Shopi go ART’ı da bunun bir parçası olarak görüyorum. 

Türkiye’deki sanatçı görünürlüğünü yeterli buluyor musunuz? Shopi go ART’ı hayata geçirirken lokal sanat sektörünündeki görünürlüğü ne denli etkilemeyi amaçlamıştınız?

Biz izleyicilerimize yeni sanatçılar, yaratıcı endüstrilere yeni yetenekler keşfedebilme şansı sağlıyoruz. En büyük amacımız, sanatçıların sesinin herkes tarafından duyulmasını sağlamak ve onları daha çok üretmeye teşvik etmek. Birlikte çalıştığımız sanatçılarla görünürlüklerini artırabilmeleri adına onların atölyelerinde üretim süreçlerini görüntülüyor ve platformumuzun bütün mecralarında paylaşıyoruz. Türk sanatının, sanatçılarının daha geniş kitleler tarafından bilinir olmasını istiyor ve dijital dünyanın gücünü kullanarak global sanat sahnesinin bir parçası olmaya çalışıyoruz.

Shopi go ART sanatçı seçkiniz hem Türk hem de yabancı sanatçılara yer vermesiyle dikkat çekiyor. Sizce Shopi go ART’a uluslararası bir kimlik katmak neden önemli?

Artık fiziksel sınırların önemini yitirdiği bir çağdayız. Bu süreçte de sanatçıların ulusal kimlikleri yerine sanatçı kimliklerinin ön plana çıkması gerektiği inancındayız. 

Herkesin kendini iyi hissedebileceği en az bir sanat eserine sahip olmasını amaçlayan platform, sanatı erişilebilir kılmakla birlikte anlaşılabilir ve benimsenebilir hale getirerek resim, fotoğraf ve heykel alınında eser veren birçok yeni sanatçıya da kendilerini görünülebilir kılma imkanı sağlıyor. Dinamik duruşuyla dikkat çekmekle beraber, çağdaş sanatın yaşayan gerçekliğine ayak uydurmak için sürekli kendini yenileyen, sınırları zorlayan ve yeninin peşini bırakmayan algısıyla ileriye dönük büyük bir adım atıyor Shopi go ART. 

Sanatın sadece belirli bir kesime hitap ettiği algısını yıkmayı hedefleyen, Shopi go DNA’sının yenilikçi ve cesaretlendirici dokusunu yeni bir platforma taşıyan Shopi go ART, herkese sanatın bireyselliğinde ulaşılmaz varsayılan bir dünyanın kapılarını aralıyor!

Artwork Credits: Chorus of Body, Gaspar Martinez,Çağan Okuyan, Cankat Kalyoncu, Lal Batman, Maral Taşkırcı, Sinan Saul (alttan üste)