İlk FENDI koleksiyonu için Kim Jones, Bloomsbury Group’un ingiliz duyarlılığını ilham olarak seçiyor ve aşkın romantizmini ve zamansız yaratıcılığını yansıtan FENDI’nin tarihine saygı duruşunda bulunuyor.

Fendi Couture İlkbahar/Yaz 2021 Koleksiyonu, farklı ilhamları ortak bir zeminde buluşturuyor; Virginia Woolf ve Vanessa Bell’in özgürleşmiş yaratıcılığı, İtalyan heykellerinin edebi dili ve Fendi’nin temel kodlarıyla birlikte keşfedilen kalıcı cazibesi iç içe geçiyor.

Virginia Woolf ve Vita Sackville-West arasındaki ilişki, her iki kitap ve Fendi Couture koleksiyonunun merkezinde yer alıyor. 1922’de birbirlerine aşık olduktan sonra, Fendi’nin kurulmasından sadece yıllar önce, Sackville-West, Woolf’un Orlando’suna ilham vermeye devam ediyor. Virginia’nın Vita’yı araştırdığı, onu yüzyıllar içinde dokunduğu, onu bir cinsiyetten diğerine fırlattığı, onunla oynadığı, kürk, dantel ve zümrütlerle giydirdiği, alay ettiği edebiyattaki en büyüleyici aşk mektubunu odak alan sergi koleksiyonun en büyük ilham kaynağı olarak bizlerle buluşuyor.

Tüm bu tutkulu yaşamlar, aşklar ve eserler Bloomsbury Group’un kumaşını ören iplikler olarak karşımızdalar. Serginin nostaljiye adanmış son kabine, Bloomsbury’nin başlangıcına işaret eden 1905’teki Cambridge şiir antolojisi Euphrosyne’nin ender bir kopyasını ve Kim Jones’un Charleston’a ilk ziyaretinden sonra sakladığı broşürü eşleştiriyor.

Fendi Couture’ün İlkbahar/Yaz 2021 için hazırladığı koleksiyon yapısal açıdan güçlü bir estetik, alışılagelmedik formların entelektüel bir kalite içeren eşsiz bir ilhamla buluşmasıyla markanın çizgisine yeni bir özgünlük kazandırıyor.