Sanatçı Aslı Çelikel, iki ay süren karantina sürecinde 21 eve konuk oldu ve “Beklenmedik” projesini hayata geçirdi. Çektiği fotoğraf ve videolar, söyleşilerle kolektif bir duygu ortaya çıkardı. Çelikel, “Bu proje karantina sürecini çok daha rahat atlatmamı sağladı. İnsanları dinlemek, dersler çıkarmak, kıyaslamalarda bulunmak, insanların psikolojilerinden bir şeyler öğrenmek hoş deneyimdi” diyor.

Ev,  Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı. Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Soy, nesil” demek. 2020 yılında ise evin tanımı “karantina” demek. 

Edilen seyahatler, iş yerinde geçen zamanlar, sokağın kalabalığı, trafik, yeni bir restoran keşfi, sergi açılışı, koşarak konsere gitmek, kuaföre yetişmek, toplantıya yetişmek, randevuya yetişmek, arkadaşlarla buluşmak, kahkaha atmak, şehrin içinde koşmak… Ve tüm bu kakofoninin içinde “beklenmedik” bir anda tüm dünyayla aynı anda durduk. Covid-19 salgınıyla unuttuğumuz evlerimize koşarak sığındık. Önce duvarların rengini keşfettik, ardından buzdolabın içindekileri, sonraki adımda da kendimizi… Evdeyken mevsimler değişti odalarından birbirinden üretken işlere imza atanlar da oldu.

Sanatçı Aslı Çelikel de İstanbul’daki 21 eve konuk olarak karantinadaki alternatif yaşam biçimlerini “Beklenmedik” başlıklı bir sanat projesine dönüştürdü. Tek, çift, çocuklu aileler, arkadaş gruplarının yer aldığı birbirinden farklı 21 evi birleştiren karantina ve telefon lensindeki yansımalarıydı. Çelikel, bu 21 ayrı evde yaşayanları fotoğrafladı, bu tarihi ana dair sorularını adeta günlük gibi el yazılarıyla cevaplamalarını istedi, sesli kayıtlar aldı ve onların bu sürede en çok yaptıkları alışkanlıklarını iPhone ile filme aldı ve herkesin evinden ikonikleşecek bir portre çıkardı. 

Sanatçı, “Beklenmedik”i hayata geçirmesini sağlayan çıkış noktasının “merak” olduğunu söylüyor: “Hepimiz her durumda kendimizi analiz edebiliriz. Başka insanların bu garip süreçle nasıl baş ettiklerini aşırı merak edip analiz etmek istememle başladı her şey. Arkadaşlarımı arayıp kendimle kıyaslamalar yapıyordum. Fakat bir süre sonra yetmemeye başladı. Onların bu durumla nasıl başa çıktıklarını kayıt altına almak ve depolama ihtiyacı hissinden kendimi alamıyordum. Bir gün bilgisayar başına oturdum ve bir ‘Docu-fiction’ projesi üzerine yoğunlaştım. Bir şey atlamak istemediğimden dolayı insanların en fazla vakit geçirdikleri yerde bir adet portre fotoğraflarını çekmek, projenin klinik psikolog danışmanlığında bana yardımcı olan Dr. Öğr. Üyesi Alev Çavdar’la beraber hazırladığımız soruların bir kısmını ses kaydı yaparak röportajlarını almak daha sonra kendi el yazılarıyla cevaplamalarını istediğim 4 sayfalık metinleri doldurmalarını katılımcılardan istedim.” 

Çelikel, çektiği videolarda evin unutulan köşelerini, kişilerin en çok yaptıkları şeylerin videolarını da çekip onlara anları tekrarlatıyor. Sanatçı, “Görüntü yönetmenliğinde Gözde Koyuncu yardım etti ve beraber iPhone’larımızla sessizce onları izledik. Ortaya çıkan filmin kurgusunu Taner Sarf ile beraber tek kişinin yaşayabileceği bu sürecin grafiğini birçok insan hayatıyla birleştirerek anlatmayı seçmek oldu. Filmin rengini Elif Tekneci ile sonlandırdık. Müzik yapımını da Cenk Çelebioğlu ile karantina sürecini tanımlayan bir grafiğe oturtturmayı başardığımızı düşünüyorum. Ses Dizaynı ile son dokunuşu Mert Özer ile tamamladık. Sonra minimal bir site dizayn ettik, tüm görüntülere ve belgelere ulaşabilir bir arşiv sanat projesi olarak kalması planındayız” diyor. 

Dünya durmuş ve ben rahatlamıştım

Aslı Çelikel için karantina endişeli bir heyecanla başlıyor. Mesleği gereği evde fazla vakit geçirmeye alışkın olmadığını söyleyen Çelikel, “Bu heyecan ’Artık zamanım var!’ bir sürü şey yapabilirim hissiyle devam etti” diyor. Sanatçı da karantinadayken bir süre sonra bir şeyleri pek yapamaz hale geliyor ve daha önce hiç tanımlayamadı bir psikolojiyle karşı karşıya kalıyor: “Hareket etmemi engelleyen bir psikolojiydi. Yerimden kalkmıyor, günden güne daha fazla duruyor ve sadece oturarak geçirdiğim bir sürece doğru ilerliyordum. Kitap okuyamaz, film izleyemez, sadece duvarları izleyen bir ben ile karşılaştım. Ama sonra bir şey oldu. O şey, hayatımda ilk defa tanıklık ettiğim ’dünyada şu an hiçbir şey kaçırmıyorum’ hissiydi. Çok acayip. Dünya durmuş ve ben çok rahatlamıştım. Aniden bu durumu kabul edip yerimden kalkmama, yemek yapmaya, sporla uğraşmaya ve kendimi dinleyerek geçirdiğim pozitif bir ruh haline dönüştü.” 

Çelikel, zaman kavramının değiştiğini hissettiğini de belirtiyor. Zaten “Beklenmedik” projesinde karantinadaki herkesin “takvim” ile ilişkisinin bir süre sonra kesildiğine şahit oluyorsunuz. Sanatçı tüm bu yoğun duygulara rağmen “Karantinadan pozitif ve sağlıklı olarak çıkmayı başardım” diyor.

Bizim gibi insanlar evde ne yapıyor?

Aslı Çelikel, 21 evi belirlerken “Bizim gibi insanlar ne yapıyor?” sorusundan yola çıkıyor. Genellikle sanatçı, yönetmen, film dünyasından insanların kapısını çalıyor. Fakat başka meslek gruplarından da insanlara yer vermeye çalıştığının altını çiziyor. “Ulaşabildiğim ve rahat hissedip bağ kurabileceğimi düşündüğüm insanlara projeyi anlatıp katılımcı olmalarını talep ettim” diyen sanatçı, projede 20-50 yaş arası bir karma ortaya çıkardığını ve herkesin İstanbul’da yaşadığını belirtiyor. “Beklenmedik”te Aslı İnandık, Naz Çağla Irmak, Nilipek, Ali Elmacı, Can Evrenol, Elif Domaniç, Rita The Moon, Tuluğ Özlü, Naz Çağla Irmak, Engin Erden, Sevil Şimşek, Çağatay Kaya, Müge Çalış, Jeff, Aslı Çelikel, Damla Menteş, Gözde Koyuncu, Ali-Hilmiye Mert, Orçun Aslan, Büşra Mert, Meltem Sarıkaya, Ferit Katioğlu, Nihat Kayhan, Beyza Gökay, Alp-Deniz-Bora, Kıvanç Başak, Julia Klotzl yer alıyor. 

Tüm çekimler iPhone ile yapıldı

21. yüzyılda iPhone ile film çekilirken bir sanat projesi de telefonun kadrajından neden çıkmasın? Karantinayla birlikte rahatlık kelimesi lügatımızın en önemli kelimesi haline gelmişken sanatçı da “rahatlık” sağladığı için iPhone ile çekim yaptığını söylüyor: “Hafif bir kamera filmciler için her zaman muhteşem bir şeydir. Ufak olması her noktaya girebilmesi ve zaten görüntü kalitesi bizi çok tatmin etti. Her daim yanımdaydı. Arkadaşıma set günü dışında kahve içmeye bile gitsem onu hemen filme alıyordum. Yıllardır iPhone kullanıyorum. Sergilenen birçok fotoğrafımı da iPhone ile çekiyorum. Bu projede de ’Neden iPhone la yapmayalım ki?’ dedik. Fotoğrafları iPhone 11 Pro’nun geniş açı özelliğiyle çektim. Film için ise, FilmicPro uygulaması ile kayıt aldık. Bazı kadrajlarımızda 65 mm lik lens (ulanzi) aksesuarı ile kaydettik. Procam App’iyle Tiff-Raw kaydı yapabiliyorsunuz ve daha yüksek çözünürlüklü kayıt alabiliyorsunuz. Renk ayarlamasını da Vscocam uygulamasını kullanarak gerçekleştirdim.”

Evimize hotel muamelesi yapıyormuşuz

İnsanlık tarihi bir ana şahit oluyor. Birçok insan, salgın sırasında hissettiklerini ve hatıralarını farklı yollarla saklıyor. Aslı Çelikel de “Beklenmedik” ile kolektif bir bağ oluşturuyor. Çelikel, “Bu proje karantina sürecini çok daha rahat atlatmamı sağladı. İnsanları dinlemek, dersler çıkarmak, kıyaslamalarda bulunmak, insanların psikolojilerinden bir şeyler öğrenmek hoş deneyimdi. Onlarla aynı gemide olma hissiyatı ile güven duymak, bağ kurmak bir başka mesele… Bazı röportajlarda geleceğe dair umutlarımı yeşertti ve beni ayağa kaldıran cümlelere tanıklık ettim. Bazense hiç düşünmediğim bir bakış açısı kazanmamı sağladı. Bu proje benim için bir hiç unutmayacağım bir umuda dönüştü.”

Sanatçıya projesinde herkese sorduğu “pandemi döneminde en beklenmediğiniz alışkanlığınız ne oldu?” sorusunu bizde soruyoruz. Cevabı ise şöyle oluyor: “Evde pek zaman geçirebilen biri değildim. Uzun zamandır evime bir hotel muamelesi gösteriyordum. Evde zaman geçirmek başlı başına bir beklenmedik alışkanlıktı benim adıma. Ama en beklemediğim yeni alışkanlığım asla üzerine bile düşünmediğim, muhtemelen karantina olmasa yapmam dediğim yoganın hayatıma girmesi. Bir de üzerine tabii ki sağlıklı yaşamaya başlamak ve beslenmek. En önemlisi de sanırım ’kefir’ denilen muhteşem şeyi her gün içmem.”