Fırat Uran’ı sadece “yazar” olarak adlandırmak, hayatına ve yazdıklarına baktığımızda ona aslında çok büyük bir haksızlık olur diyebiliriz. Yurt dışında geçirdiği süre zarfında, kendine birçok kimlik katan keskin kalemli yazarımız, aynı zamanda hem hukuk mezunu bir avukat hem de eğitimli bir film yönetmeni. Kitaplarının sayfalarına yansıyan müzik zevkiyle de dikkat çeken Uran, güncel olarak piyano öğretmenliği eğitimi almakta. İlk kitabında adeta toplumun otobanlarında kaybolan bireylere ve sosyal gerçekliklere ışık tutadursun, son çıkan kitabıyla ise bütün okuyucularına hayatın bazı günlerinde kapılarında havlayan “kara köpek” ’lerinin en büyük hatırlatıcısı oluyor…

Kalemini nasıl tanımlarsın?

Sürükleyici, kolay okunan, anlatımının çoğunlukla diyaloglar üzerinden kurulduğu tiyatro ile roman arasında melez bir tür.

Genç bir yazar olarak, yazım ve basım sürecinde karşılaştığın en büyük sıkıntılar nelerdi?

Birçok yayınevi kitabımı “çok cesur” bulduğu için yayınlamak istemedi. Açık fikirli insanların olduğu bir yayınevi bulmak gerçekten zor. Ben çok şanslıydım. İlk kitabım “Otobanda Kaybolanlar” yazıldıktan iki ay sonra basıldı. İkinci kitabım Kara Köpek ise biter bitmez basıldı. Esas olay kitap raflarda yerini aldıktan sonra başlıyor. Ben, Elif Şafak veya Orhan Pamuk değilim. İlk kitabım çıktığında beni kimse tanımıyordu. D&R’da binlerce kitap arasından insanlar benim yazdıklarımı nasıl bulacaklar gibi bir sorun ile karşılaştım. Bu nedenle kitabı daha çok kişiye duyurabilmek için kitapların Instagram hesaplarını açtım (@otobandakaybolanlar ve @kara.kopek). Sosyal medyanın yardımıyla bir çok insana ulaşabildim.

İlk kitabın olan “Otobanda Kaybolanlar” nasıl hayat buldu ?

Dört senelik yazım sürecinden sonra bir tesadüf ile. Bir arkadaşım spor yaparken Şirin adında bir kadınla tanışmış. Şirin, Sola Unitas yayınlarında çalışıyor. Benim kitabımdan bahsedince, e-mail adresini vermiş. Kitabı yolladığım akşam evdeymiş ve bir göz atmak istemiş. Okumayı bırakamamış ve o gece bitirmiş. Ertesi gün yayınevindeki arkadaşlarına bahsetmiş. Onlar da okuyup beğenince bana telefon geldi. Kitabı yayınlamak için sözleşme imzalamak istediklerini söylediler. O an kafamın içinde gökyüzünden renkli balonlar yağdı.

Eline kitabını ilk defa aldığında ne düşündün?

Artık içim rahat ölebilirim.

Mürekkebin biter gibi hissettiğinde, ilhamını nerede ararsın?

İnsanlardan. Barlarda yeni insanlarla tanışıp ayaküstü sohbetlerde hikayelerini dinlerim.

Kitaplarinda LGBT+ bireylerin günlük hayatlarından kesitler sunuyorsun, Türkiye’deki görünürlükleri hakkında ne düşünüyorsun ?

Eskiye göre daha çok görünür olduklarını düşünüyorum. Türkiye LGBT+ konusunda çok iki yüzlü bir ülke. Heteronormatif insanlar LGBT+’ların görünürlüklerinden rahatsız oluyorlar ama bir yandan da  aşırı homoerotik ata sporumuz yağlı güreşi izlemeye gidiyorlar. İlginç, üzerine tez yazılası.

İllüstrasyon: Ece Cangüden

Kitapların işlediği konular kadar, yer verdiği illüstrasyonlar ve tipografilerle de dikkat çekiyor. Nasıl hayat bulduklarından biraz bahsedebilir misin ?

Otobanda Kaybolanlar’ı “graphic novel” olarak düşünmüştüm. Bu konuda araştırma yaptığımda çok zahmetli ve pahalı olduğunu anladım. Bu nedenle her bölüme bir veya iki çizim gibi bir alternatif ile devam ettim. İki kitabımın da çizimlerini dostum Ece Cangüden yaptı. Ece normalde illüstrasyon yapmıyor. Bana özel bir durum oldu. İyi ki yapmış. Kitaplarımın görsel annesi oldu. Tipografiyi ilk defa Kara Köpek kitabımda denedik. Vurgulamak istediğimiz yerleri Duru Ekşioğlu kendi el yazısıyla yazdı. Bu teknik, kitaba yeni bir soluk getirdi. Alışılagelmiş roman formatından çıktık.

Çok farklı yaşanmışlıklardan okuyuculara hitap etmenin en heyecan verici tarafı nedir ?

Tanımadığım insanlardan gelen yorumları okumak. Kafandakilerin bir başka insanın kalbindeki yansımasını görmek müthiş bir his.

Gelecekte seni ne bekliyor ?

2020 sonunda üçüncü kitabım “Olamayanlar” çıkacak. On tane kısa öyküden oluşacak bu kitap eksik kalan gey aşk hikayeleri anlatıyor. Bunun dışında Kara Köpek’i senaryoya çevirmek için çalışmalara başladım. Temmuz sonunda ilk taslağı hazır olacak. Senaryo tamamlandığında iyi bir yapımcı arayışına gireceğiz. Aklımda Çiğdem Mater var. Son olarak kitap yazım süreci üzerine bir kitap yazdım. 33 bölümden oluşuyor. Çizimlerini Duru Ekşioğlu yaptı. Hazır olduğu bir noktada yayınlayacağız. Daha vakti var. 

Kısa kısa…

En çok kullandığın kelime ?

Hadi.

Bir kitap ?

Tripping with Allah: İslam, Drugs and Writing – Michael Muhammed Knight.

Bir alıntı ?

“Hayatta olayların ne zaman yanıbaşınızda durduğunu bilemiyorsunuz. Kaçırıyorsunuz. Geçen gün, hayatı dublajlı izliyormuş gibi bir izlenime kapıldığınızı söylemiştiniz. Ben de aynen böyle hissediyorum. Hayatım dublajlı bir film; montaj kötü, oyuncuları kötü, kötü kurulmuş; toptan bir hata. Ne cinayeti, ne polisi, ne de kurbanı olan, konusu bile olmayan bir polisiye. Bu koşullar altında da gerçek bir film olabilirdi ama değil; sahte. Gerçek olması için ne gerekirdi söyleyeyim. Benim, tek söz etmeden bir sahnede durmam, özel olarak bir şey düşünmeksizin kendimi gözler önüne sermem gerekirdi. Öyle.” -Marguerite Duras

Bir film ?

Pleasantville. Dünyadaki tüm insanlara tek bir film izletme hakkım olsaydı bu filmi seçerdim.

Spotify’daki en son keşfin ?

Of Beauty & Odd – Dhafer Youssef

Sana ilham veren bir sanatçı ?

Karanlık resimleriyle Ali Elmacı. Kara Köpek kitabımın içinde bir bölüm Arkaoda’da geçiyor. Ali Elmacı’nın Arkaoda’nın bahçesinde bir duvar resmi var. O bölümün içinde Ece, Ali’nin resmini illüstre etti. Kendisine selamımız olsun.

Telefonunun arka planı ?

Üçüncü kitabım ‘Olamayanlar’ ın içinden Birce Kirkova’nın yaptığı bir illüstrasyon.

Bize selfie stilini göster !