Cemre Ebuzziya ile karantina günlerinde hepimize iyi gelen bir buluşma yapıyoruz! FaceTime ve Zoom arasında, bol ekranlı, çabasız ve her şey olduğu gibi… Sosyal izolasyon döneminde aradığı yalın dünyayı yaratan Cemre, değişime adadığı bu günleri yeni bir başlangıç olarak görüyor. Artık büyük düşler değil küçük mutluluklar onun için daha heyecan verici. Üç film galasının ardından gelen bu arınma dönemine bir film festivali ve bir de “Genç Cadı” ödülü sığdırdığını unutmayalım. Cemre’yle daha huzurlu bir evrene doğru, zihinsel bir yolculuğa bırakıyoruz kendimizi, bize katılın!

Sosyal izolasyon dönemi seni nasıl etkiledi? 

Pandemi süreci tam anlamı ile bir değişim dönemi oldu benim için. Tüm değerlerin ve dünyanın değiştiği bir dönem. Eski rutinlerimiz birden kayboldu, planladığımız 2020’den uzak bambaşka bir dönem. İlk defa tüm dünya tam anlamı ile durdu, tüm sistemler sınandı ve durmak zorunda kaldık. Durmak, sadece var olmak, kendimle baş başa ve yalnız kalmak bana iyi geldi. Farkındalığım arttı ve bu beni daha verimli kıldı. Uzun zamandır izlemek istediğim filmleri izleme ve okumak istediğim kitapları okuma vaktim oldu. Vejetaryen Ketojenik diyetini denemek istiyordum -genel sağlığım için-, bu diyeti uygulama imkanım oldu. Zor ve yoğun bir diyet, 2 aydır devam ediyorum. Müthiş bir zihinsel ve bedensel dengeye sebep oldu bende bu beslenme biçimi. Şehrin sessizliği de ayrıca bu dengede bir huzur hissi yarattı. Kapalı kalmanın hissini deneyimlerken birden huzur bulabilmeme çok şaşırdım… Biraz delirdiğimi düşündüğüm anlar da oldu tabii, arada kendi kendime konuşurken buldum kendimi! (Gülüyor) Bitkilerimle sohbetlerim de ilginç oldu. İnsanlığın hemen her şeye adapte olabilmesi hem ürkütücü hem de ilham verici.  Zorlukla başlayan süreç bir anda çok verimli bir döneme dönüştü, umarım bunu sürdürebilirim. 

Rutinini koruyabildin mi?

Sonbaharda üç filmimin aynı zamanda vizyona çıkması ile beraber şanslı ve yoğun bir sene geçirmiştim. Dünyanın farkli yerlerindeki festivallere gittim, neredeyse her iki haftada bir uçaktaydım. Bu süreç başlamadan hemen önce de Berlin’de bir ‘audition’ veriyordum, derken rutinim olan uçak seferlerim de dahil her şey birden durdu. Dolayısıyla bu rutinimi koruyamadım! (Gülüyor) Yeni bir rutin yarattım kendime. Başlarda pek rahat davrandım, zaman ile bir mücadele etmedim. Sonrasında rutinsizlik, boş boş oturmak, yalnızlık yorup üzmeye başlayınca hemen kendime bir plan hazırladım. Uzun zamandır ertelediğim ve uğraşmak istemediğim şeylerle alakadar olmak; bunlar küçük ve gündelik şeyler bile olsa, iyi geldi.

Zamanının büyük çoğunluğu nasıl geçiyor?

Zamanımın büyük çoğunluğu evde geçiyor ve zaman zannetiğimden daha hızlı akıyor. Bazı günler hiçbir şey yapamadığım ve çok bunaldığım da oldu. Bu süreçte yemek, egzersiz, yoga, biraz da temizlik yapmak derken bir de bir-iki film izleyince bakmışsınız gün bitmiş. Zaman kavramım biraz değişti galiba, günler haftalar birbirine girdi ve çok daha günlük yaşamaya başladım. Şanslıyım, kaygısız bir şekilde evimin içinde istediğimi yapabiliyorum.

Bu sürece, online bir film festivali ve Genç Cadı ödülü sığdırdın. Nasıl bir deneyimdi?

Bu dönemde mutlu ettiler beni böylesine anlamlı bir ödül ile. Festivali iyi ki ertelemeyip ne olursa olsun devam ettiler, bu sayede kadınların hikayelerini ve sinemasını evlerden de olsa kutlama fırsatı bulduk, en önemlisi de bu.

İnsanlığın hemen her şeye adapte olabilmesi hem ürkütücü hem de ilham verici.  

Teknolojinin hayatındaki rolü ne kadar değişti?

Teknoloji artık hayatımın her parçasında var, ne kadar onsuz bir hayat istesem de onsuz olmuyor. Eve kapanmak ve doğadan uzak olmak zor. Ama bir yandan da teknolojinin sağladığı erişim ve bilgi çokluğu heyecan verici. Pandemi sürecinde internet sayesinde müzeler gezdim, tiyatro oyunları izledim, dostlarımla dertleştim, filmler izledim, podcastler sayesinde güldüm eğlendim. Tabii ki bütün bunları eskiden olduğu gibi gerçekten ve dışarıda deneyimlemek isterdim. 

Sana en çok ne ilham verir?

Sanat, sanatın tüm dalları ve insanların hikayeleri. Hiç beklenmedik bir eserden ilham alabiliyorum ve hiç tanımadığım birisinin yaşadığı ve anlattığı bir hikaye, sanat eserleri kadar hatta bazen daha da ilham verici olabiliyor. YouTube üzerinden sanatçıların, oyuncuların ve düşünürlerin söyleşilerini dinledim. Ayrıca Masterclass serisi de bir online platform için oldukça ilham verici. 

Oyuncu olmanın en heyecan verici yanı?

Bitmeyen bir tutku. Sonu pek yok çünkü hikaye ve insanı kapsıyor. İnsanların hikayeleri, yaşadıkları ve tepkileri birbirinden farklı, renkli ve çok değişik. Bu nedenle oyuncunun işi hiç bitmiyor. Her gün yeni bir şey keşfedebiliyorum kendimde ve gözlemediğim insanlarda. Değişken ve canlı olması beni çok heyecanlandırıyor.

Özgün olmayı nasıl tanımlarsın?                                                                         

Benim için tam bir tanımı var mı pek emin değilim ama aklıma Oscar Wilde’ın bir sözü geliyor, “Kendin ol, diğer herkes zaten kapıldı”.

Şu sıralar hepimiz fazlaca hayal kuruyoruz. Peki ya sen, hayal kurar mısın? En büyük hayalin?

Pandemi süreci bu anlamda da öğretici bir dönem oldu. Büyük hayaller yerine küçük ve yalın şeylere sevinir ve heyecanlanırken buluyorum kendimi. Şu anki  hayalim ise kimsenin olmadığı bir sahilde denize girip doğa ile baş başa kalmak.

Eve kapanmak ve doğadan uzak olmak zor. Ama bir yandan da teknolojinin sağladığı erişim ve bilgi çokluğu heyecan verici.

Hayatın nasıl bir evreden geçiyor, gelecek senin için neyi ifade ediyor?

Geçmişim ile hesaplaştığım ve sorguladığım bir döneme girdim. Şimdiye kadar aldığım kararları ve yaptıklarımı düşünme vaktim oldu. Bu süreç yeni değerler edinmeme yardımcı oldu, geleceğe de bu değerlerle devam etmek istiyorum… Gündelik alışkanlıklarım bile yavaş yavaş değişiyor çünkü artık aynı oyun ve aynı kurallar yok, tamamiyle bilinmeyen bir döneme girdik. Bu bilinmeyenden başlarda çekinsem dahi bugün kabullenmeyi ve gidişine göre yaşamayı öğrendim. Gelecek, bu sayede çok daha maceraperest ve hayat dolu gözüküyor.

Her şey normale döndüğünde ilk ne yapacaksın?

Sahilde yürüyüş sonrası Boğaz’da bir bardak çay keyfi yapmak isterim. Normale dönüş gibi değil de küçük şeyler ile keyif ve tatmin olma peşindeyim. Yalınlık ve basitlik pandemi sonrası yeni sloganım. Pek bilindik oldu ama sevdim bu halimi. 

Senin için sırada ne var?

Sırada ne var ben de tam bilmiyorum; bakalım pek heyecanlıyım bu aralar, bilinmeyen gelecek beni daha canlı hissettiriyor. Beni neler bekliyor bakalım!

Kısa kısa…

Bir kitap?

W.S.Burroughs, Queer 

Bir film?

Autumn Sonata ve Death in Venice. Mubi’de Pelin Esmer’in son filmi “Kralice Lear” gösterimde! 

Bir şarkı?

Kelsey Lu: Hydroharmonia 

Bir dizi?

Normal People

Telefonunun arka planı?

SİYAH 

Röportaj Duygu Bengi
Fotoğraf Burcu Karademir
Styling Burak Sanuk
Tüm kıyafetler Cemre’nin gardırobundan seçildi.