Converse bu sene beşinci kez çıkardığı bugüne kadarki en kapsamlı “pride” koleksiyonuyla herkese güçlü bir mesajla daha renkli bir geleceğin sözünü veriyor: Her şey bir adımla başlar #morecolourmorepride.

1970 yılından beri, takvimlerin haziran ayını göstermesiyle, tüm ay boyunca süren yürüyüşlerle kutlanan “Pride Month”, göründüğünden çok daha fazlası. Kapsayıcılığın, sevginin ve saygının kalplerde bir dövme edasıyla taşındığı bu kutlamalar, aslında karanlık bir geçmişin de aynası. Kendine nefes olamayan hayatların kaybettirildiği tarihin görünmez sayfalarında, “pride” dokunduğu her yaşamı kutlayan ve uğruna kazılan her mezarın kenara yazılan bir sayıdan çok daha fazlası olduğunu hatırlatan bir yas, bir anma töreni aynı zamanda.

Bu sene pandemi şartları nedeniyle, dünyanın her bir köşesini renklendirecek onur yürüyüşleri iptal edilmiş de olsa, tüm dünya ayrımcılığa karşı tek bir nefes olurken, “pride” kültürü 50. yılında her zaman olduğundan daha güçlü. Her türlü ayrımcılığa karşı atılan çığlıkların arasından yükselen umutların ışığında yürüyen insanlar; din, dil, ırk, cinsiyet ve cinsel kimlik gözetmeksizin sonu gelmeyen nefret algısına son vermekte kararlılar.

“Pride Month” kapsamında, süregelen bu ayrımcı nefret kültürüne karşı, ünlü ayakkabı markası Converse de sessiz kalacak gibi durmuyor. 29 Mayıs’ta satışa sunduğu beşinci kapsül “pride” koleksiyonuyla çeşitliliğin gücüne ve kapsayıcılığın derinliğine yeniden ışık tutan marka, her zamankinden daha renkli. Chuck 70 ve Chuck Taylor All-Star modellerinin adeta renkler içinde yüzdüğü yeni ayakkabılar, LGBT+ topluluğu dışında birçok farklı giyim stilinden insanın da radarına girmiş durumda. Kahverengi ve siyahın, bu topluluktaki siyahi ve Latin bireylerin görünürlüğüne dikkat çekmek adına, diğer renklerin arasındaki haklı yerini aldığı “more colour, more pride” onur bayrağı, koleksiyonun ana esin kaynağı. Bugüne kadar çıkardığı gökkuşağı koleksiyonlarıyla, 1 milyon dolardan fazla yardımda bulunan marka, geleneğini devam ettirmekte kararlı. Bu sene de yaptığı satışlardan elde ettiği geliri LGBT+ kuruluşlarına bağışlayacak olan Converse, logosunun yanında her zaman yükselen bir gökkuşağına yer olduğunu net bir dille tekrardan duyurmuş oldu.

Converse’in ayaklarımıza serdiği özgürlük kokan koleksiyonda, aklımızda gerçeğe çalan tek bir rüya: Birlik, beraberlik ve anlayışın egemen olduğu bir dünya. Unutmamalıyız ki, hepimiz aynı gökyüzünün altında kendi ritminde dans eden eşsiz ruhlarız. Dünyada attığımız her adımın iz bırakması ve o izlerin de bir gün başkasına adım olması dileğiyle, bırakalım nefretin ve ayrımcılığın ölü doğduğu yarınlarda, her adımımız renk saçsın…