Morehshin Allahyari, Orta Doğu mitolojisindeki kadın ve kuir canavarsı figürlerden esinleniyor. Bu figürlerin hikayelerini yazıp, 3D modelleme ve baskıyla onları baştan yaratıyor. Projesini daha detaylı konuşmak ve ilham kaynaklarını öğrenmek için sabırsızlanıyoruz!

Karantinayı nasıl ve nerede geçiriyorsun?

Karantina, birçok açıdan kendi üzerine düşünmek için oldukça faydalı oldu diyebilirim. Çok garip bir mola gibi. Özellikle de New York gibi bir şehirde, bir anda dışarının sessizliğe ve hareketsizliğe bürünmesi çok farklı. Ben de bu zamanı daha önce bitirmeye fırsatım olmamış işlerimi bitirerek değerlendiriyorum. Aynı zamanda kendime biraz zaman tanıyorum, güzel yemekler yiyip kitap okuyorum. Hepimizin gerçekten bir mola verebilmesi için bu tip bir olay yaşamamız gerekmesi çok üzücü tabii. İçine çekildiğimiz o çok hızlı kapitalist düzen işlemiyordu zaten. Bunun dışına çıkıp biraz düşünebilmek güzel. Bir de önceden kaydedilmiş konuşmalar izliyorum. Ama canlı yayınları değil, onlara bir türlü ısınamadım ve sürekli pandemiden konuşulmasından da sıkılıyorum. Bell Hooks ve Octavia Butler’ın konuşmalarını izliyorum bol bol.

Morehshin Allahyari, She Who Sees The Unknown: Huma, still image from hd video, image courtesy artist, 2016

Bugünlerde neler okuyorsun?

Uzun zamandır fırsat bulamadığım kurgu eserlerini okuyorum. Ursula LeGuin’in ‘Yerdeniz Büyücüsü’nü okuyorum. Harry Potter’ın bu kitaptan çokça şey arakladığını duymuştum ama okuyunca bazı kısımların gerçekten çalıntı olduğunu daha da iyi anladım. Bir de uzun zamandır okumak istediğim Bell Hooks’un ‘Hep Aşka Dair’ kitabını okuyorum.

Biraz ‘She Who Sees the Unknown’ projenden bahseder misin?

‘She Who Sees the Unknown’ 2016 yılında katıldığım Eyebeam adında New York’taki bir senelik artistic residency programında geliştirdiğim bir proje. Orta Doğu’dan kadın ve kuir canavarsı figürlerin unutulmuş veya farklı yansıtılmış hikayelerine odaklanıyorum. Çevremizdeki birçok hikaye erkek süper kahramanlar üzerine ve kadınların veya bu figürlerin yeterince temsil edilmediğini düşünüyorum. İlk adımda bu hikayelerdeki kadın figürleri araştırmaya başladım ve ‘re-figuring’ diye bir terim ürettim. Bu figürleri yeniden hayal etmek ya da biçimlendirmek de diyebiliriz. Bir figürü bulduktan sonra hikayesini güncel bir olayla ya da konseptle birleştirerek baştan yazıyorum. Gelecek, teknoloji ve tarih arasındaki ilişkiye odaklanıyorum.

Morehshin Allahyari, She Who Sees The Unknown: The Laughing Snake, still image from Net Art piece, co-commissioned by Liverpool Biennial, Whitney Museum of American Art and FACT, image courtesy artist, 2018

Toplamda beş figür üzerinde çalıştım ve hikayelerini baştan yazdım. Bu hikayeyi anlatış şeklim de her figür için farklı: Bazen iki boyutlu bir video, bir VR eseri ya da web art oldu. Her figürün aynı zamanda kendi heykellerini de ürettim. Eski illüstrasyonları 3D modelleyip bastım. Hepsinin farklı bir tasarım ve enstelasyon süreci de oldu.
Bunun yanı sıra her sergide bir okuma odası da ekliyorum. İçinde kitaplar, makaleler, topladığım tüm resimler bulunuyor. Bu şekilde seyirciye bu figürleri ve cinleri daha da yakından tanıma fırsatı sunuyorum.

Bu cin figürlerine ilgi duymaya nasıl başladın?

Öncelikle çok keşfedilmemiş ve üzerine konuşulmamış bir alan olduğunu fark ettim. Örneğin akademide üzerine yazılmış bir figür değil. Hem insan, hem de insan olmayan figürler olarak cinlerde çok büyük bir potansiyel olduğunu düşündüm. Şekil değiştirebilmeleri benim yeniden biçimlendirme kavramımla uyumluydu. Ama en önemlisi iradeye sahip yaratıklar olmalarından etkilendim. İtaat gösteren melekler ya da yalnızca karşı çıkan şeytanın aksine, cinler kendi iradeleriyle karar veriyorlar. Batı’daki düşünce akımlarına, akademiye ya da feminist hareketlere baktığımızda Haraway’in güç dengelerini tersine çevirmek için siborg figürünü yarattığını görüyoruz. Ben de cin üzerinden bunu yapmak istedim ve tabii onları saygıyla anmak istedim.

Morehshin Allahyari, She Who Sees The Unknown: Aisha Qandisha, still image from hd video, image courtesy artist, 2018

Yaratıcı sürecin bu dönemde nasıl etkilendi? Ne üzerine çalışıyorsun?

Bu aralar ‘She Who Sees the Unknown’ için bir arşiv üzerine çalışıyorum. Çok sıkıcı bir iş, özellikle de pandemi sırasında daha da zor. İran’da yaşayan bir tarihçi arkadaşımdan da yardım almayı düşünüyorum. Çünkü yanlış bir bilgi sunmak istemiyorum. Çok fazla bilgi ve veri var. Hepsinin üzerinden sırayla geçip kadın figürleri ayırmaya çalışıyorum. İnternet sitemi kendim yapmaya karar verdim. Bu yüzden fonlara başvuruyorum.

Hepimizin gerçekten bir mola verebilmesi için bu tip bir olay yaşamamız gerekmesi çok üzücü tabii. İçine çekildiğimiz o çok hızlı kapitalist düzen işlemiyordu zaten. Bunun dışına çıkıp biraz düşünebilmek güzel.

Uzun zamandır dijital işler üreten bir sanatçı olarak müzelerin dijital sanata olan yeni ilgisini nasıl yorumluyorsun?

Evet, benim için çok komik bir durum bu. Bu pandemi başladığından beri galerilerden arşivlerini çevrimiçi yaptıklarına dair mail’ler alıyorum. “Evet, yeni medya sanatçıları bunu 30 yıldır yapıyor, delirdiniz mi?” diye düşünüyorum. Sanki tüm bu sanat kolunu yeni keşfetmiş gibi davranıyorlar. Bu tip alanlar uzun zamandır yeni medya ve dijital medya sanatını umursamıyor, ya da geleneksel sanat dalları kadar ciddiye almıyorlardı. Şimdi onların dijital sanatı gerçekten bir araç olarak görmeye başlaması ve bunun aslında ne kadar iş ve emek gerektirdiğini fark etmesi ilginç. Kesinlikle bu gelişmelerin sanat dünyasında etkileri olacak ve bir şeyler değişmeye başlayacak. Nasıl bir yön izler bilmiyorum, ama en azından çevrimiçi alanların algısı değişti. Bu gelişmeleri görmek güzel olsa da, bu sebeple olması biraz sinir bozucu.

Morehshin Allahyari, She Who Sees The Unknown: Kabous, The Right Witness, and The Left Witness, still image from VR video, image courtesy artist, 2019

Bugünlerde kimden ilham alıyorsun?

Bugünlerde sanatçılar bana ilham vermiyor. Geçtiğimiz günleri Amerika’daki siyahi feminizm hareketi üzerine okuyarak geçirdim. Bir de bahsettiğim yazarlar bana ilham veriyor: Butler, Hooks ve Audre Lourde.

Kesinlikle bu gelişmelerin sanat dünyasında etkileri olacak ve bir şeyler değişmeye başlayacak. Nasıl bir yön izler bilmiyorum, ama en azından çevrimiçi alanların algısı değişti.

Bir sonraki projen nedir?

Bilimkurgu üzerine araştırma yapıyorum çünkü bir sonraki projem bilimkurgudan beslenen bir film projesi olacak. Çok bildiğim bir konu değil. Bildiğin gibi Orta Doğu’da bilimkurgu pek ciddiye alınan bir tür değil. İran’da doğup büyüdüğüm için 23 yaşına kadar bu alanda bilgim yoktu. Son beş senedir ilgi duymaya ve araştırmaya başladım.

Favori dijital sanatçıların kimler?

Rasheedah Philips, Gelare Khoshgozaran, Eva papamargariti, Salome Asega, Luiza Prado De O. Martins.

She Who Sees the Unknown projesini merak ediyorsanız, buradan ziyaret edilebilirsiniz.