Havalar giderek ısınırken hepimiz yaz hayallerine dalmaya başladık bile. Kimimiz deniz kenarında ya da doğada keyif yapmayı planlarken, kimimiz de evlerimizde kalmaya devam ediyoruz. Henüz dışarı çıkmaya hazır hissetmeyenler, plan yapmayanlar ya da nereye gideceğini bulamayanlar için aradığınız yaz ruhunu bulacağınız filmlerle biraz olsun bu arayışa iyi gelmek istedik.

1. Do the Right Thing (1989)

Spike Lee’nin kült klasiği ‘Do the Right Thing’, sıcaktan bunaltıcı bir yaz gününde, Brooklyn’deki Bedford-Stuyvesant mahallesinde geçiyor. Muhafazakar bir pizza restoranı sahibi üzerinden başlayan gerginlik, mahalledeki herkese yayılıyor ve sıcağın da etkisiyle, belki de uzun zamandır beklenen bir ayaklanma yaşanıyor. Siyahilerin Amerika’daki hak mücadelesi ve günlük hayatta yaşadıkları ırkçılık üzerinden hala güncelliğini koruyan film, bugünlerde izlemek için daha da uygun hale geldi.

2. Dazed and Confused (1993)

Adını Led Zeppelin’in aynı adlı şarkısından alan ‘Dazed and Confused’, bir yaz günü lisenin son gününde başlıyor. Richard Linklater’ın kamerası kendini çok da fark ettirmeden okulun tüm öğrencilerinin arasında geziniyor ve tüm kasabaya yayılan bir okula veda partisini takip ediyor. Kimilerinin lise sonrası heyecan verici tatil planları, kimilerinin net bir şekilde çizilmiş gelecekleri var. Bazılarıysa sadece o günü keyifle geçirmenin derdinde. Filmi dönemin lise filmlerinden ayıran, herkesin hikayesini dinleme fırsatı sunması ve o yaşlara dair kafa karışıklığını gerçekçi bir noktadan göstermesi.

3. Call Me by Your Name (2017)

1983 yazında İtalya’nın Lombardiya bölgesinde geçen ‘Call Me By Your Name’, her yönüyle tam bir yaz filmi! Yazlarını ailesiyle yazlık evlerinde geçiren 17 yaşındaki Elio’yla, babasının yanında asistanlık yapmaya gelen Oliver’ın aşkını anlatan film, çokça rastlanmayan derinlikte bir büyüme hikayesi. İkilinin birbirlerine aşık olmalarını izlerken, bisikletlerine binip mini şortlarıyla gezdikleri İtalya sokaklarında dolaşmanın da keyfini çıkarıyoruz.

4. My Summer of Love (2004)

Belki de yaz denince ilk akla gelmeyecek mekanlardan Yorkshire, İngiltere’de geçen ‘My Summer of Love’ ergenliğin tüm yoğun duygularına dair bir yaz hikayesi. Polonya’lı yönetmen Pawel Pawlikowski’nin boş zaman, ilk aşk heyecanı ve yazın melankolikliğini harmanladığı film, Mona ve komşusu Tamsin’in aşkını anlatıyor. Tamsin’in ailesinin neredeyse hiç uğramadığı evini ana mekanları olarak belleyen ikili, oyunlar oynayarak ve hikayeler anlatarak birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buluyor ve birbirlerine aşık oluyorlar.

5. Mamma Mia (2008)

ABBA’nın şarkılarından oluşan klasik müzikal ‘Mamma Mia’, evlenmeye ve babasını düğününe davet etmeye karar veren Sophie’nin babasını bulma macerası üzerine. Babası olma ihtimali olan üç kişiyi düğününe çağıran karakterimiz, onları daha yakından tanıyıp hikayelerini dinleyerek bu gizemi çözebileceğini düşünüyor. Ancak günün sonunda kendini bu sorunun cevabının çok da önemli olmadığını fark ederken uluyor. Rengarenk bir Yunan adasında, ABBA şarkıları eşliğindeki bu macerayı izlerken kendinizi yaz ruhuna doymuş halde bulabilirsiniz.