Sosyal medya sağ olsun; ünlülerin, influencer’ların, eşimizin ve dostlarımızın karantina günlerine anbean şahit olduk. Peki ünlü tablolardaki kişiler çerçevenin içinden fırlayıp günümüzde canlanmak zorunda kalsalar karantinaya nasıl adapte olurlardı hiç düşündünüz mü? “Bu dönemde üretmek ruhumuzu koruyabilmenin anahtarı” diyen Şeyda Temel, bu zamana uyarladığı tablolarla karantina günlerimize mizah katıyor.

Pandeminin hepimizi evlerimize kapadığı ilk günden itibaren içinde bulunduğumuz süreci belgelemeye başlayan Şeyda Temel, “küresel bir apartman hayal edip, her bir dairedeki insanların neler yaptığını düşündüm ve Stay Home serisi oluşmaya başladı” diyor. İnce eleştirilerin de bulunduğu seri, 38 çalışmadan oluşuyor ve Şeyda’nın değişken ruh hali, tüm seriye baştan sona yansıyor.

Küresel bir apartman hayal edip, her bir dairedeki insanların neler yaptığını düşündüm ve Stay Home serisi oluşmaya başladı.

Pandemiyi neden tablolar üzerinden betimlediğini sorduğumuzda, “Özellikle tabloları seçtim çünkü kapalı alanlara, evlere, müzelere onları hapseden aslında bizdik ve artık insanlığın elini çekmesiyle birlikte, ait oldukları yerlere dönebilirlerdi” diyor Şeyda. Çok uzun zaman önce yaşamış bu insanların hayal bile edemeyecekleri yeni bir dünyayla karşı karşıya olmaları, projenin en heyecan verici kısmı olmuş.

Onları kapalı alanlara, evlere, müzelere hapseden aslında bizdik ve artık insanlığın elini çekmesiyle birlikte, ait oldukları yerlere dönebilirler.

Bu çok yönlü seri, salgın yüzünden hapsolduğumuz kutularımıza ayna tutuyor. Teknolojiyle olan yarışımız, beğenilme arzusu, tüketim çılgınlığı ve ruh sağlığımızı korumak için bize sürekli aşılanan kişisel gelişim lafları, “Stay Home” serisine yön veriyor. Durumu hazmettikten sonra hepimiz “normal” koşulları yeniden hatırlamak zorunda kalacağız kuşkusuz. Sosyal mesafenin olduğu sokaklarda, maske-eldiven kombiniyle bizi nasıl bir yaşam bekliyor merak ediyorsanız, Şeyda’nın gözünden yeni dünyaya siz de bir bakın.