Henüz 6 yaşındayken, babasının çizdiği bir ağacı taklit etme isteğiyle başlamış her şey. “Benim için tam bir ilham kaynağı oldu o çizim. Ailemle kırsal bir bölgede yaşıyordum. Çizmek, can sıkıntısını yenmek için bulduğum bir keşifti. Yaratıcılığımı ve benliğimi ifade etmek için mükemmel bir yöntemdi” diyen Etienne Quesnay, resim yapmaya başladığında 15 yaşındaymış. Paris’e taşınmasıyla birlikte resim tutkusuna daha da sıkı sarılmış. Aynı zamanda bir müzisyen de olan Etienne, müziği resminin bir tamamlayıcısı, vermek istediği mesajı farklı yolla anlatan bir araç olarak görüyor. Kim bilir, belki bir gün, çıkardığı albüm hakkında da bir röportaj gerçekleştiririz Etienne’le.

Etienne’i daha yakından tanımak istiyoruz ve çizgilerinin hangi sanat akımlarından etkilendiğini soruyoruz ilk önce. Sanat tarihinde pek de uzman olmadığını söyleyen Etienne, “Doğaçlamayı odağına alan ve çok naif bir sanat akımı olan ‘Fauvism‘den çok etkileniyorum. Bazı şeyleri öğrenmek yerine hissetmeyi tercih ediyorum” diyor. Kendisini bulma, yaratıcılığını kısıtlayan zincirlerden kurtulma, yeteneklerini keşfetme ve kendi evrenini şekillendirme yolculuğunda karşısına birçok sanatçı çıkmış. Raoul Dufy, Monet, Matisse, Picasso, Basquiat ve Toulouse Lautrec bunlardan birkaçı. Ve en önemlisi, hayatını paylaştığı, ona her gün ilham veren ve kendisi gibi sanatçı olan Gabrielle’den de bahsetmeden geçmiyor.

Etienne’in yetenekleri resimle kısıtlı değil! Etienne Quesnay olarak resim yapan ve Kaesen olaraksa rap söyleyen bir sanatçı var karşımızda. Etienne her ne kadar ressamlığa yoğunlaşmış olsa da, Normandiya’da yaşadığı yıllarda rap aracılığıyla kendini ifade etmiş hep. “Kaçış rotası” olarak tanımladığı rap onun için problemlerini, eşitsizlikleri ve gelip geçen aşkları anlatmak için mükemmel bir yöntem olmuş. Kendini hazır hissettiğinde ise piyasaya çıkaracağı bir EP’nin müjdesini veriyor.

Son zamanlarda basit duygular, çocukluğa dair semboller, melankoli ve şiir üzerine üretimler yapan Etienne, resimlerine masumiyet ve duygusallık katmaya çalıştığını belirtiyor. Resimlerine bakan herkesin, kendi hikayesinden bir parça bulabilmesini istiyor. Başka hiçbir iddiası yok. Tek istediği, duyguları hareket geçirmek… Yaratıcılık anlamında engel tanımayan Etienne, tüm mecraları keşfetmeyi arzu ediyor. “Yolum uzun ama hayal gücümü olabilecek en uzak noktaya götürmek istiyorum” diyen Etienne’in hayal dünyasında bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bugünlerde nasıl hissediyorsun?

Sosyal izolasyon günlerinde vazgeçilmezin?

İlhamı nasıl tanımlarsın?

Yaratıcılar için bir tavsiye?

Hayalindeki Paris’i nasıl betimlersin?

İç mekan mı, açık hava mı?

En sevdiğin renk?

Sanal mı, gerçek mi?

Bizi çocukluğuna götür!