Aşk 101’in bize hatırlattıklarından biri de lise yıllarında hayal kurmanın ne kadar kolay olduğu. Hepimiz dünyanın daha iyi bir yer olduğuna inanırdık, şimdi ise sadece öyle olmasını umuyoruz. İpek, içimizde yarım kalan tüm o iyi duyguları yeniden canlandırıyor ve hayatın bize sunduğu o ufak şeylerle mutlu olabileceğimizi hatırlatıyor. Siz de bize katılın!

Son zamanlarda kalp atışlarını hızlandıran bir şey oldu mu?

Hayatın bana yaşattığı her duygu ve düşünce benliğimi oluşturuyor. Aslında her duygu kalbimin hızla atmasına sebep oluyor; sevgi, korku, merak, heyecan…  Beni ben yapan şeyler zaten hayatımı özel kılan şeyler değil mi?

Ufak şeylerle mutlu olan insanlardanım.

Mutluluğu nasıl tanımlarsın?

Ufak şeylerle mutlu olan insanlardanım. Sabah balkondan dışarı baktığımda ilkbaharın gelişini çiçek açarak kutlayan ağaçları görmek, gece ise başımı her göğe çevirdiğimde yıldızların orda olacağını bilmek… Aslında bunlar herkes için sıradanlaşan mucizeler, ama beni mutlu etmek için yeterli sebepler.

İyi olanla iyi olmaya çalışan arasındaki farkı nasıl tanımlarsın?

Bu tanımlamayı aslında benim de yeni öğrendiğim ‘maksim’ terimiyle açıklamak istiyorum. Bu terim ahlak felsefesine göre ‘eylemi gerçekleştirirken arkasındaki niyet’ anlamına geliyor. Yani aradaki farkı belirleyen şey; insanın kendi iç dünyasında bir eylemi gerçekleştirme amacı.

Aşkı nasıl tanımlarsın?

Şu an bunu tanımlamak için olan yaşanmışlığım o boyutta değil. Bana hissettirecekleri ile ilgili tahmin bile yürütemiyorum çünkü benim için henüz gizemini koruyan bi konu.  Gözlemlediğim kadarıyla herkesin farklı bir benliğini ortaya çıkardığını söyleyebilirim sadece. ‘Aşık İpek’ henüz içimde, ne zaman gün yüzüne çıkmak isterse o zaman ben de bu konu hakkında konuşabilirim.

Röportaj Duygu Bengi
Fotoğraf Burcu Karademir