“Olur mu öyle şey çocuklar, ben hep evdeyim.” diyen Demet Akbağ’a döndüğümüz bugünlerde hayatımıza yeni birilerini sokmak için en iyi ihtimalimiz bize yeni yeni hayali arkadaşlar sunan Netflix. Ve ortak noktaların arkadaşları yakınlaştırdığını düşünecek olursak, mevcut hayatından kaçıp gitme hikayesiyle Unorthodox’un Esty’si ‘besty’miz olmanın aday adayı.

Deborah Feldman’ın ‘Unorthodox: The Scandalous Rejection of My Hasidic Roots’ isimli otobiyografisinden uyarlanan dört bölümlük ve dört dörtlük dizi Williamsburg’de başlıyor. İki yandan lüle lüle sarkan peyotlarıyla Williamsburg’deki hipster komşularının erkek topuzlarıyla yarışan Hasidik Yahudilerin arasında nefes alamayan Esty (Shira Haas), birden soluğu Berlin’de alıyor. Bu sırada biricik eşi Yanky (Amit Rahav) ve onun belalı kuzeni Moishe (Jeff Wilbusch) Esty’nin peşine düşüyor. Birden Netflix’in ayarlarıyla oynama ihtiyacı hissediyoruz çünkü hikaye bir yerlerden tanıdık geliyor. Urfa’dan İstanbul’a kaçan yeni gelin, onun peşine düşen aşiret ve genç bir kadının özgürlükle yeniden doğuşu… Evet biz bu hikayeyi daha önce birkaç kanalda izledik ama Unorthodox, hikayeyi öyle bir anlatıyor, oyuncularıyla öyle bir büyülüyor ki konu hakkındaki kolektif hafızamızı Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi siliveriyor. Bir yandan da The O.C.’den Gossip Girl’e birçok yapımı, ana malzemesi unutulan yemek denemesi gibi vasat uygulamalarla uyarlayan bir öz geçmişe sahip olarak ilk defa bizim her kanalda en az 9’ar sezon oynayan dizimiz uyarlanmış gibi bayrakları asasımız geliyor. Dağılmadan Esty’ye dönüyoruz. Bir şeylerden kaçan insanları tezahüratlarla desteklemek ata sporumuz olduğundan Esty’yi hep destek tam destek moduyla izlerken, birden içimize bir huşu çöküyor. Çünkü tığ işi gibi işlenen tüm ayrıntılarıyla Esty öyle bir karakter ki, en zor anlarda verdiği tepkileriyle ona hayran kalıyor hatta kendisini arayıp mevcut dertlerimizle ilgili akıl danışmak, bir Türk kahvesi yapıp onunla dertleşmek istiyoruz.
‘Seyahatinizin amacı nedir?’ sorusunun karşılığını mini flashback’lerle veren dizi varış noktası gibi görünen Berlin’in aslında başlangıç olduğunu şiirsel bir şekilde işliyor; Wannsee Gölü’ndeki vaftiz-vari sahnede ise Esty geçmiş hayatından tamamen arınıp kendi hikayesini yazmaya başlıyor.
Tadı damakta bırakarak sezonu tamamlayan Unorthodox’un devamının gelmesini ve Robert rolündeki Aaron Altaras’ı yeniden görmeyi dört gözle bekliyoruz.