Mert Terliksiz’in ilk editorial’ını yayınlamış olmamız aramızdaki bağı güçlendiriyor. Onun hızlı yükselişini takip ederken hikayesinin derinlerinde kaybolmak için de sabırsızız! 5- 6 yaşlarında iken babasının eline tutuşturduğu kullan at makina ile fotoğrafla tanışan Mert, fotoğraf makinası ile ilk kez yeşil başlı bir ördeği fotoğraflamış. Ve bu tutku kanınıza bir kez karıştığında ardınıza alıp gitmek pek mümkün olmuyor ne yazık ki… Fotoğrafçılığı mesleğe dönüştürmek elbette ki zannedildiği kadar kolay olmamıştı. “Adım adım görev tamamlamaktan ve başarmaktan çok zevk alıyorum. 5 senelik asistanlık sürecimde yurtiçinde ver yurtdışında inişli çıkışlı dönemlerim oldu. Ne kadar çok dibe batsanız da ileride bir hedef varsa ona ulaşmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Desteğini gördüğüm insanları ayrı bir yerde tutmak lazım. Onlar işimi biraz daha kolaylaştırdı. Zor muydu, evet. Umarım bu zorluk daim olur.”

Moda fotoğrafçılığının en heyecan verici yanını, “Doğaçlama yapmak zorunda kaldığında çıkan işin mood board’dakinden çok daha iyi olması.” olarak tanımlayan Mert, özgün fotoğraf dilini koruyabilen nadir isimlerden. Bir fotoğrafçının kendine has bir dili olması brief alabilmesini ne ölçüde etkiler? Pek çok farklı örnekle karşı karşıya olsak da sektörel bir denklem içerisindeyiz. Ama söz konusu Mert olduğunda denkleme uygun cümleler kurmakta zorlanıyoruz. “Tükiye’de moda fotoğrafçılığında devamlılık sağlamak için brieflere sadık kalınması gerekiyor. Fotoğraf tarzı değil, istenilen ön plana çıkıyor. Bunun dışında bir disiplini kabul ettirmek çok güç. Çünkü ülkemizde yaratıcı insanlara verillen değer yoksunluğu üst seviyede. Bu durumun aksine, en başından beri tarzımı yansıtmakta direttim. Sonucunda da hissimin geçtiği fotoğrafların benden talep edilme noktasına ulaştım.”

“Kendimi bulma ve yenilenme dönemindeyim.” diye tanımladığı bu günlerde Mert, ona heyecan veren şeylerin peşinde ve kişisel çalışmalarını “sanat” adı altında geniş kitlelere ulaştırmak üzere yeni projelere, fikirlere odaklanıyor. Bizse ipuçlarını karelerinde toplamaya devam ediyoruz.

Bizi çocukluğuna götür…

Hayal mi gerçek mi?

Özgün olmayı nasıl tanımlarsın?

Günümüz gençliğine baktığında gelecek nasıl görünüyor?

Moda senin için ne ifade ediyor?

En büyük hayalin?