New York Times’ın aynı isimli köşesinden uyarlanan Modern Love insanın içini, soğuk bir kış gecesindeki şömine ateşinin sesi, avcunuzdaki sıcacık kahve ya da battaniyenizle kıvrıldığınız aşırı rahat berjermişçesine ısıtan bir antoloji dizisi. Anne Hathaway, Dev Patel, Tina Fey, John Slattery, Andy Garcia, Cristin Milotti, Andrew Scott ve daha sayısız yıldız; her biri yarım saatlik sekiz bölümde kendi aşk hikayelerinin başrolünü oynarken dizinin asıl yıldızı tüm ihtişamıyla New York oluyor.

Amazon yapımı dizi sekiz bölüme; başlangıç evresindeki bir ilişki, ortalarında türbülansa giren bir evliliği, kaçınılmaz sonla biten bir aşkı sığdırmanın yanında aile sevgisi ve kişinin kendine duyduğu, zaman zamansa duyamadığı sevgiyi de işliyor. Bunu yaparken ismindeki ‘love’ın içinde barındırdığı aşk kadar sevginin de bin bir türlü halinin hakkını veriyor. Giriş, doruk noktası ve sonucu 30 dakikaya sığdırmakla yükümlü Modern Love’ın bazı bölümleri yarısında bitmiş hissi uyandırsa da buradaki asıl amaç izleyene geçmiş ve mevcut aşk hikayelerini düşündürüp kişisel sonlarını yazdırmak oluyor. Yani Reese’s Puffs ve Cheerios olmak üzere iki mısır gevreği arasında seçim yapmanızı isteyen Bandersnatch’e kıyasla kişiselleştirilmiş bir deneyime daha yakın sayılabilecek Modern Love, aşkın fıtratındaki tüm klişeleri size çerez niyetine sunsa da bunu altı aşamalı bir yemek kalitesinde yapmayı başarıyor.

Aşkın faniliği ve ölümsüzlüğünü ele alan, bir yandan da İlahi Komedya gibi aşkın cehennemi, arafı ve cenneti arasında gidip gelirken gerçekçiliğini koruyan dizinin insanın kafasında oturmayan tek kısmı ise, kitap kritiği rolündeki Cristin Milotti’nin Prospect Heights’ta kapı görevlisi olan bir binada ikamet edebilmesi oluyor.