Netflix’le birlikte aşk hayatımızda yeni bir sezon başladı ve bu yeni sezon, The Crown’un üçüncü sezonundaki Kraliçe II. Elizabeth kadar farklıydı.

Eskiden bir randevu senaryosu şık bir restoran, iki sinema bileti ve özene bezene seçilen kostümleri içerirken Netflix’le birlikte kostüm pijama, sinema Netflix, şık restoran ise paket servise dönüşüverdi. En sevdiğimiz diziyi sevdiğimiz kişiyle izlemenin ‘date night’ olduğu günümüzde, romantizme ‘jeneriği atla’ diyerek onu, bölümlerini art arda izlediğimiz diziler gibi tüketmeye başladık.

Netflix Çağı’yla birlikte “Bana gelsene, sana yemek yaparım.” cümlesinin yerini “Bana gelsene, Netflix&Chill yaparız.” alırken, değişmeyen şey ise bu cümlelerin alt metni oldu. Tabii, ilişkimizdeki kilometre taşları da dijital dönüşüme uğradı ve biriyle Netflix hesabını paylaşmak, evinin anahtarını paylaşmakla eş değer hale geldi. Hal böyle olunca; paylaşılan Netflix hesabındaki profil fotoğrafı, ayrılık sonrası silinen fotoğrafların arasına giriverdi.

Bir de tanımı kişiden kişiye farklılık gösterebilen ‘aldatma’nın sınırları genişledi ve nüfusu gittikçe artan bu yeni bölgenin adı ‘Netflix Aldatması’ oldu. ‘Sevgiliyle izlenen dizinin bölüm veya bölümlerini tek başına izlemek’ olarak tanımlanabilecek Netflix Aldatması‘yla birlikte bazı ilişkiler 40 dakikalık bir haz uğruna büyük final riskiyle yüzleşti.

Netflix Çağı’nda sevdiğiniz kişiyle aynı dizi zevkine sahip olup birlikte sezonlarca mesai harcamanın, beraber evcil hayvan sahiplenip onu büyütmek kadar bağlayıcı olduğu yadsınamaz bir gerçek; fakat yine de ‘bonding’ denince aklınıza ilk gelen Netflix dizisiyse, ‘durdur’ tuşuna basın ve romantizminizin muhafızı olun.

Şimdi, ilişkilerin pilot bölümü sayılabilecek ilk randevu ve 1. sezonunu tamamlayıp iptal riskini atlatmış olgunluk dönemindeki ilişkiler için birkaç Netflix önerimiz var.

Devamı gelip gelmeyeceği meçhul ilk randevuda The Crown’a yatırım yapmak ya da Marriage Story izleyip yüreğinizi dağlamak istemeyebilirsiniz. Daha hafif bir arayışta ve ellerinizi nereye koyacağınızı bilemediğiniz bir andaysanız, Netflix’in ilk interaktif filmi Black Mirror: Bandersnatch ile garip sessizliklerin önüne geçebilir ve yanınızdaki kişinin yaptığı seçimlerden yola çıkarak ikinci randevuya geçişle ilgili kendi seçiminizi yapabilirsiniz.

Bir başka alternatif Alex Garland’ın üzerine konuşulası filmi Ex Machina. 108 dakika sonunda hayatınızın aşkını bulduğunuza inanıyorsanız veya filmin ismini yanlışlıkla Sex Machina diye okumaya başladıysanız, hemen Norveç’e otel bileti bakın ve filmin mekanlarından Juvet Landscape Hotel’de küçük bir kaçamak planlayın.

Son olarak beraber Lost’un kötü bir kopyasına benzeyen ama son sezonundan bile kötü olmayı başarabilen The I-Land’i izleyin ve yanınızdaki kişi diziyi beğendiyse arkanıza bile bakmadan kaçın.

İlk randevuda izleyecek bir şeyler bulmanın kendine has zorlukları olsa da olgunluk dönemindeki bir ilişkinin problemi izlemeye değer her şeyi tüketip izleyecek bir şey bulamamak oluyor. İşte tam da burada devreye ana akım akıntısında boğulmamış önerilerimiz giriyor:

1993 yapımı Groundhog Day-vari bir konuyu günümüz New York’u ve Netflix akıcılığında işleyen Russian Doll, varsa varoluş krizinizi kara da olsa komediye çeviriyor.

İsminin yaydığı romantizm titreşimlerinin aksine Love, aşkın DNA’sını yeniden yazan iki ana karakteriyle uyumsuzluğun uyumunu ziyadesiyle gerçekçi bir biçimde ele alıyor.

Her bir bölümü yaklaşık 30 dakika olduğundan Netflix maratonuna koşmanızı sağlayacak antoloji dizisi Easy ise seks, teknoloji ve kültürün ilişkiler üzerindeki etkisini derinlemesine incelerken nadir görünen yan etkisi size kendi ilişkinizi sorgulatması oluyor.